“Türküler Bizim Milletimizin Hayat Hikayesidir.”

Avrasya Bir Vakfı Kültür faaliyetlerinde bu hafta farklı bir gün yaşandı. TRT’nin ve Müzik dünyamızın önemli sesleri değerli sanatçılar Bünyamin Aksungur, Kubilay Dökmetaş, Ahmet Turan Şan, Adile Kurt Karatepe Türk Halk Müziği’nden örnekler verdiler ve Türk Kültürünün temel taşlarından biri olan Halk Müziğimiz ile ilgili çok önemli değerlendirmeler yaptılar. Toplantının Oturum Başkanlığını TRT’de Gönülden Gönüle programının yapımcısı Bünyamin Aksungur yaptı. Sanatçılar dinleyenlerin alkışlarıyla kürsüdeki yerlerini aldılar. O anda bile coşku doruğa çıkmıştı. Açış konuşmasında Aksungur; milletimizin bütün örf ve adetinin acı ve sevincinin Halk Müziğinin çeşitli türleriyle ifade edildiğini Türk Halk müziğinin Türk Milletinin hayat hikayesi olduğunu vurguladı.

‘HALKIMIZ HİSSİYATINI İFADE EDERKEN VİCDANINDAN BAŞKA SES DİNLEMEZ’
İlk sözü alan Kubilay Dökmetaş şunları ifade etti; “İçinde bulunduğumuz hafta bizlere Sarıkamış Şehitlerini hatırlatmaktadır. Aslında milletimiz onları hiçbir zaman unutmadı. Ağıtlarıyla, türküleriyle de onları ölümsüzleştirdi. Eğer Ahmet Turan Şan üstadımız lütfederlerse, Sarıkamış Şehitlerimiz için yazılmış destanın bir bölümünü onun sazı eşliğinde sizlere takdim etmek istiyorum. ”Kubilay Dökmetaş’ın saz eşliğinde ve tamamen doğal olarak seslendirdiği;

Sarıkamış altın bulak
Soğanlı’yı biz nerden bilek
Bizim uşak göycek gezer
Ağca zıbın kara yelek

Yüz başılar bin başılar
Tabur tabur karşılar
Yağmur yağıp gün vuranda
Yatan şehitler ışılar

Gözünü sevdiğim eşe
Tekerin dayandı taşa
Seferberliği durdur
Elin öpem Enver Paşa

Sarıkamış Ağıtı dinleyenleri derin bir hüzne boğdu. Ağıtla ilgili açıklama yapan Dökmetaş halkın olayları sese ve tele dökerken kendi duygularından ve vicdanından başka hiçbir etkiye yer vermediğini dolayısıyla tarihe hüküm verirken bu eserlerden hisse alınmasını ifade etti.

‘TÜRK MÜZİĞİNİN DÜNYA’DAKİ YAYGINLIĞI VE BİRBİRİYLE OLAN BAĞI BENİ HAYRAN BIRAKMIŞTIR’
Söz alan Adile Kurt Karatepe şunları ifade etti; “Türk Müziği dünyanın çok geniş bir coğrafyasında çalınmakta ve söylenmekte ve bin yıllardan beri Türk Toplumları üzerinde kutsal derecesine varacak kadar tesirler icra etmektedir. Bu coğrafyalarda söylenen müziğimizin en büyük hususiyeti ise izah edilemeyecek derecede bir biriyle örtüşen seslerin, sözlerin, namelerin aralarında asır farkı olmasına rağmen benzeyişleri hatta aynilikleridir. Bu da bize gösteriyor ki, toplumların coğrafyaları farklı yaşadıkları dönemler farklı hatta isimleri farklı olsa bile öz değerleri, kültürleri bir müştereklik ifade etmektedir. Sanat hayatımın belli bir döneminden sonra özellikle Bünyamin Aksungur beyle çalışmaya başladığım zamanlarda bunun muhteşem örneklerini gördüm. Son dönemlerde ben müziğimizin Irak Türkmenlerine ait olan hoyratlarına Kerkük hoyratlarına ayrı bir önem veriyorum. Esasen kadın sesi ile hoyrat söylemek alışılmış bir şey değil ama çok çalıştım ve şu anda bu eşsiz eserleri icra edebilecek duruma geldim. Bunun için çok mutluyum ve bütün hocalarıma müteşekkirim. ”Daha sonra Karatepe aşağıdaki Kerkük Hoyratını sundu;

Baba bugün
Kebapçıyam közüm yok
Şal sataram bezim yok

Yeri o boya dönüm
Yıkıpsan babam evin neyim
Men ahlâkın beğendim
Cemalinde gözüm yok

Yeri dinive dönüm
Yıkıpsan babam evin neyim
Dâd ey dâd eluvden
Olmadım şâd eluvden
Kurulsun hak divânı
Kurtulam yâd elinden

Baba bugün
Kebabın közü yanar
Sürmenin gözü yanar
Dostunu yâda veren
Akıbet özü yanar

Yeri dinive dönüm
Yıkıpsan babam evin neynim
Dâd ey dâd ey akşamın karasıdı
Bağrımın yarasıdı
Aslan çakal oluptı
Çakal aslan oluptı
Dünyanın modasıdı

Türkiye’nin en güzel kadın seslerinden olduğu kabul edilen Adile Kurt Karatepe eşsiz sesi ve yorumuyla kelimelerle ifade edilemeyecek bir atmosfer yarattı.
‘İSTANBUL’DA SAYILARI 100.000’LERE VARAN TÜRK GENCİNİN İSMEK KURSLARINDA TÜRK HALK MÜZİĞİ TEMEL BİLGİLERİ ALMIŞ OLMALARI BENİ GELECEKTEN ÜMİT VAR ETMEKTEDİR’

Daha sonra söz alan Ahmet Turan Şan Türk Kültürü ve Türk Halk Müziği ile ilgili şunları ifade etti; “Ben bugün Türk Halk Müziğine ve Türk Kültürüne Gönül vermiş Sanatkar olarak bizlere yönelen ilgiden mutluyum ve gelecekten ümit varım. Sizlerle bugün yaşadığımız atmosferi İstanbul Belediyesince yürütülmekte olan İSMEK bünyesinde Halk Müziğimiz ile ilgili yapılan çalışmalarda da yaşamaktayız. Şu anda Halk Müziği ile ilgili temel bilgiler alan gençlerimizin sayısı İstanbul’da 100.000’lere ulaşmıştır. İnanıyorum ki bunların içerisinden Türk Halk Müziğimizin büyük temsilcileri çıkacaktır. Malum olduğu üzere milletlerin maddi ve manevi değerlerinin bütününü ifade eden kültür bir bilim olarak gelişmektedir. Türk Halk Müziği de bu bilim içerisinde bir bilim dalı olarak yoluna devam ediyor. Türk Müziği dediğimiz zaman bizim aklımıza Türk Halk Müziği, Türk Sanat Müziği ve çok sesli Türk Müziği gelmektedir. Bunların içerisinde Türk Halk Müziğinin toplumumuzun hatıralarını taşıması bakımından toplumumuzun dili olması bakımından ve çok yaygın olarak toplumumuza nüfus etmesi bakımından ayrı bir önemi vardır. Destanlarımız bunun en tipik örneklerinden biridir. Milletimizin yaşadığı etkileyici olayların destanlaştırarak söze, sese ve saza döktüğünü biliyoruz. Ayrıca derin bir kültür birikimi olan sezgi gücü ve yüksek insani değere sahip olan milletimiz özlü sözleri de çeşitli formlarda ve çeşitli yöre ağızlarıyla icra etmiştir. Şimdi buna bir önek vermek istiyorum;

Gökte uçan huma kuşu
Ne bilir dalın kıymatın
Gargayı kondurman dala
Ne bilir gülün kıymatın

Çift sürüp ekin ekmeyen
Meydana sofra dökmeyen
Arının kahrın çekmeyen
Ne bilir kıymatın

Mencilisten söz atanlar
Gerçeğe yalan katanlar
Sonra beyliğe yetenler
Ne bilir elin kıymatın

Yukarıdaki aktardığımız mısralar Ahmet Turan Şan’ın telinden ve mızrabından dökülürken nasıl bir tesir yarattığını kelimeler ifade edemez.

‘BİR MİLLET SAVAŞLA YOK EDİLEMEZ AMA SESLERİ YOK EDİLEREK TARİH SAHNESİNDEN SİLİNİR’
Türk Halk müziği ile ilgili değerlendirmeler babında Bünyamin Aksungur şunları söyledi; “Değerli Adile Hanımın ve diğer sanatçı kardeşlerimin icra ettikleri eserlerdeki ifade gücü dikkatinizi çekmiştir. Bu söyleyişlerin yüreğimizi nasıl tesir altına aldığına şahit oluyoruz. Bu söyleyişlerde kimi zaman Yemen’de 15 yaşında bir evladımızı kimi zaman Sarıkamış’ta kar altında buzdan heykel kesilmiş bir şehidimizi kimi zaman da gurbetin kahrıyla içine bükülmüş bir yiğidimizi temaşa edebiliyoruz.

Ama dikkat ediniz türkülerin bir gücü ve fonksiyonu daha var. Tarihi meydana döküyorlar. Hem de gerçek yönüyle katışıksız olarak. Müzik o kadar önemli ki milleti oluşturan ve milleti yaşatan bir yönü var. Bunun için Çin’in ünlü Filozofu; ‘Milletleri savaşla tarih sahnesinden silemezsiniz, Eğer onların musikisinden bir sesi yok edebilirseniz onları yok edişe götürüyorsunuz demektir.’ diyor. Dolayısıyla milletimizin yaşaması için, yücelmesi için türkülerimiz yaşamalıdır ve sesimize, sözümüze, sazımıza hep birlikte sahip çıkmalıyız.”

Programın sonuç bölümünde Bünyamin Aksungur Sibirya’dan Balkanlar’a; Doğu Türkistan’dan Kırım’a bütün Türk Dünyasının türkülerinden ve ezgilerinden kısa örnekler verdi Bu çalışma sanatçılarla dinleyicilerin birlikte seslendirdikleri ANAYURT TÜRKÜSÜ ile son buldu. Dinleyiciler kıymetli sanatkarları ayakta alkışladılar.

Kategori: Konferanslar

Etiketler: , , ,

 

Yorum Yaz

İsim *

ePosta *

Web Sitesi