
Aral Gölü…
İnsan toplulukları, coğrafya parçalarını vatan haline getirirler. Seçim sırasında, yerleşilecek toprakların zenginliği ön planda tutulur. Su, toprak zenginliği sağlayan en önemli unsurdur. Aral Gölü, böyle bir zenginliğin merkezi olduğu için Türk topluluklarını kendisine çekmiştir. Tarihî adıyla Amu Derya ve Siri Derya, günümüzdeki isimleriyle Ceyhun ve Seyhun ırmakları, asırlar boyunca Aral Gölü’ne hayat taşıdılar. Amu Derya (Ceyhun) Irmağı, Tacikistan sınırları içerisindeki Hindikuş Dağları’ndan doğar. Uzunluğu 2.500 kilometredir. Siri Derya (Seyhun) Irmağı’nın bir kolu Tienşan Dağları’nın Kazakistan’da kalan bölümünden, diğer kolu ise, Özbekistan’ın başşehri Taşkent’e hâkim dağlardan doğar.
Bu iki kol, yine Özbekistan sınırları içerisindeki Fergana Vadisi’nde birleşir. Uzunluğu 3018 kilometredir. Her iki nehir, tabii havzası ve sulama kanalları ile, yaklaşık 500.000 kilometrekarelik bir alana su verir. Aral Gölü’ne ulaştıklarında, iyice cılızlaşmalardır. Gölün ihtiyacı olan suyu ona veremezler. Bu sebeple, Aral Gölü’nün su ile kaplı alanı, 68.000 kilometrekareden 25.000 kilometrekareye düşmüştür. Su yüzeyinin deniz seviyesinden yüksekliği de 53 metreden 12 metreye inmiştir. Ölüm fermanının imzalandığı tarihlerde Aral Gölü, Marmara Denizi’nin 5 katı büyüklükte idi. İçerisinde 25 ayrı çeşit balık yaşayabiliyordu. Aral Gölü’nü, çağımızın en büyük tabii felaketi haline getiren gelişme, bu değişimlerle meydana geldi. Gerek su seviyesinin azalması, gerekse tarım alanlarında kullanılan ilâç artıklarının su yolu ile Aral Gölü’ne gelmesi sebebiyle, su canlıları tamamen yok oldu.
Aral, dünyanın dördüncü büyük gölü idi. Hazar Denizi’nden 78 metre yüksekte idi. Birbirlerine kanalla bağlı idiler. Kanal gemileriyle yük ve insan taşımacılığı yapılabiliyordu. Olumsuz gelişmeler neticesinde bölgede hayat ve ekonomi felç oldu. Aral Gölü, ilim adamları ve çevreci kuruluşların ilgi odağıdır. Yıllar süren araştırmalara rağmen, paraca destek bulunamadığından, gölün tamamen kuruması ve kapladığı alanın çölleşmesi engellenemiyor. Hızlı gidiş durdurulamazsa, 10 yıl sonra göl, çöl ortasındaki bir çukur olarak bölge coğrafyasındaki yerini almış olacak.
SORUMLU ÇOK, ÇARE YOK
Aral Gölü, sâhibi olduğu zenginliklerle, çevresinde 5.000 yıl devam edegelen bir yerleşim alanı oluşturmuştu. Üzerindeki 1.200′e yakın adacıkları ile ilgi çekici bir turizm bölgesi idi. Sazan balıkları ve su istiridyesi çok meşhurdu. Turistleri bölgeye çekiyordu. Bölgeyi yurt ve yerleşim alanı olarak seçen Türklerin zevk sahibi olduklarını ispatlayan bir dünya cenneti idi.
Moskova’daki Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği (SSCB) yöneticileri, pamuk… daha fazla pamuk istediler. Çevre bilincine sahip olmayan tarım uzmanları, emirleri yerine getirdiler. Aral’a hayat veren sular, pamuk tarlalarına yönlendirildi. Sular toprağa hayat verdiler. Toprak, pamuk verdi. Pamuklar rubleye, rubleler dolara dönüştü. Dolarlar, SSCB’nin propagandasında kullanıldı. Kazanan olmadı, Kaybeden, bölge halkıydı. Topraklar çöl oldu. Hava, zehir doldu. İnsanlar, zehir solumaktan hastalandılar, öldüler. Bazıları ise yaşayan ölü…
Aral çevresindeki tarlalarda çalışan çiftçiler görürsünüz. . Bir deri – bir kemik zayıflığında. Dişler çürümüş, saçlar dökülmüş veya ağarmış. Gözler iki çukurda adeta kaybolmuş. İlerlemiş yaşına rağmen iki büklüm çalışmaktadır. İlerlemiş yaş… Görüntü, sizi aldatmıştır. Sorunuz; o adam, 30-35 yaşındadır. Aral’ın başına gelen felâketler, onu 40 yaş ihtiyarlatmıştır. Aral çaresiz, insanları dermansız, siz üzgünsünüzdür. Ozan olsanız, türkü yakabilseniz… bir Aral Ağıtı çıkar ortaya. Dinleyenleri ağlatan… Sonra… SSCB dağıldı. Fakat felâketin zifirî kara bulutlan dağılmadı.
BİLİNÇLİ ÇEVRE CİNAYETİ
Aral, 50 yıl devam eden ve iki koldan yürütülen çevre cinayetleri ile bu günkü felâket merkezi haline geldi. 1950 yılına gelinceye kadar Aral’ın suyu boldu. Amu Derya’nın suyu, Karakurum Kanalı ile Hazer Denizi’ne aktarılmak istendi. Kanala sevk edilen suyun % 35′i, kanal dibindeki kumlar tarafından emiliyor. Bir o kadarı da 55 dereceye kadar yükselen çöl sıcaklığı sebebiyle buhar olup havaya karışıyordu. Gerek Amu Derya’nın Karakurum Kanalı’ndan arta kalan suları, gerekse Siri Derya’nın sulan, irili-ufaklı binlerce kanalla, pamuk tarlalarına sevk ediliyor. Aral’a ulaşabilen çok az miktarda su ise, zehir taşıyor. Yıllarca önce yasaklanan DDT gibi tanrı ilaçlan, 1970′li yıllardan itibaren pamuk tarlalarında bol miktarda kullanıldı.
Pamukların, bitki gövdesinden kolay toplanmasını sağlayan kimyevî ilaçlar, çevreye vereceği zararlar hesaba katılmaksızın uçaklardan atıldı. Çernobil’den yayılan nükleer zehirlerin oluşturduğu hava tabakasının benzeri, Aral çevresine yerleştirildi. Irmakların getirdiği kimyevî atıklar ve alüvyonlu topraklar, kuruyan gölün içindeki canlıların ölülerine karıştı. Etrafı dayanılmaz kokular kapladı. Gerek çevre için, gerekse çevredeki insanlar için hayatî tehlike oluşturan kütlenin 50.000.000 ton olduğu tahmin ediliyor. Bu kitle, kaldırılmalı. Fakat nereye konulacak? Kumlu, tozlu kütle, çölleşen çevrenin oluşturduğu şiddetli rüzgârlarla ölüm tozu gibi çevreye yayılıyor.
Aral Gölü’nün ölüm fermanı, Stalin döneminde imzalandı. Stalin, pamuk üretimini artırmak iste-di. Kendisine, SSCB’de yeterli miktarda pamuk üretildiği söylendi. Dinlemedi. Dönemin Özbekistan Başbakanı Hocaev; ‘İnsanlar pamuk yemez.’ diyerek karşı çıktı. Özbekistan Komünist Partisi Genel Sekreteri İkramov, alternatif tanrı politikalan için projeler hazırladı. İnsanoğlunun — tanıdığı en vahşi insan kasabı olan Stalin, Türk soyundan insanların neslini yok etmek için kararlıydı. Kendisine karşı çıkanların hepsini, ‘Burjuva milliyetçileri – rejim düşmanları’ diyerek bertaraf etti.
Stalin’den sonra göreve gelen yöneticiler ve özellikle Brejnev, aynı jenosid – soykırım cinayetlerini sürdürdüler. Bölgede uygulanan tarım politikalarını tenkit Rus ilim adamları, çeşitli baskılarla susturuldu. Acı gerçek Gorbaçov döneminde görüldü. Fakat artık iş işten geçmişti.
ARAL KURTULUR MU?
Yeterli miktarda para bulunursa ve Aral’ı kurtarmak isteyenler gerçekten kararlı iseler, Evet. Bu iş için pamuk üretiminden vazgeçmeyi kimse düşünmüyor. O halde, suyun kullanım alanına ulaşmadan kaybolmasını engelleyecek modern sistemlere ihtiyaç var. Bu sistem için 10.000.000.000 dolarlık yatırım gerekiyor. Bu para bulunursa, Özbekistan, Kazakistan ve Türkmenistan, Aral konusunda işbirliği yaparlarsa… Aral kurtulur. Birleşme yetmiyor. Fedakârlık da yapmaları lâzım.
Gerçek ise acı: Herkes, fedakârlığı, muhataplarından bekliyor.
OĞUZ ÇETİNOĞLU
Kategori: Avrasya Bir Fikir Dünyası
Etiketler: aral, göl, önlem, sorumluluk


