
Bizim Yunus…
Kayıtlardaki, hikâyelerdeki, efsânelerdeki ve menkıbelerdeki Yûnus Emre’yi ‘Bizim Yûnus’ yapan iki özelliği vardır: Birincisi halkın diliyle söylemesi, ikincisi Hakk’ın kelâmını nakletmesi. O’nun bu yönünü belirleyip ön plana çıkaran mutasavvıf yazar Yaman Arıkan’ın ‘Bizim Yûnus’ isimli kitabını okurken, bu gerçekle bir defa daha karşı karşıya geliyoruz. Yaman Arıkan eserinde, Yûnus’u 700 yıl öncesinden günümüze taşıyan bir başka özelliğini daha bütün haşmetiyle önümüze açıyor: ‘Yûnus’un omuzlarına yüklenen, gönlüne yerleştirilen özel görev, mukaddes vazife… ’Yûnus’un özel görevi: ‘Halkın diliyle Hakk’ın kelamını naklederek Türk birliğini canlandırmak’. O, bu görevi hakkıyla yerine getirmiştir.
Asil ve yüce Türk milletinin tarihten gelen azâmetini yeniden diriltmek ve geliştirerek yarınlara intikal ettirmek istiyorsak, 7’den 77’ye, âliminden câhiline, en gabîsinden en zekîsine… her ferdimizin Yûnus Emre’yi tekrar be tekrar, içine sindire sindire, şahsiyetini ve benliğini Yûnus’un rûhâniliğinde eritircesine okuması-anlaması gerek. Yaman Arıkan’ın ‘Bizim Yûnus’ isimli hacimce küçük, fakat mânen çok kapsamlı eseri, derin ve engin Yûnus’u anlamak isteyenlere bir altın anahtar, bir sâdık rehber niteliğindedir. Kitapta Yûnus’un cismânî yönünden söz ediliyor. Rûhânî yönü derinlemesine anlatılıyor. Özel görevi-mukaddes vazifesi ise beyinlere nakşediliyor.
Yûnus bizimdir!. Bizim insanımızın Yûnusu’dur. Bizim insanımız Yûnus’u o kadar sevmiş, benimsemiştir ki; O’nun mânevî varlığına yakın olabilmek için kabrini bulunduğu bölgede inşa etmiştir. Anadolu’yu gezip dolaşanlar bilirler: Candan aziz vatan topraklarımızda tam 12 yerleşim bölgesinde Yunus’un mezarı vardır. Şüphesiz bunlardan 11 tânesi makamdır. Türk milleti, sevip benimsediği, ‘Bizim’ dediği Yûnus’a, muhtelif şehirlerde makamlar vermiştir. En haşmetli makam olarak da ayrıca gönlüne yerleştirmiştir. İnsanımız Yûnus’a makamlar vermekle kalmamış, O’nun mukaddes görevini, ilâhî özelliklerle donatarak yüceltmiştir. Yûnus’un ümmî olduğunu, okuma yazma bilmediğini kabullenmek, O’na izâfe edilen ilâhî özelliklerin en önemlisidir.
Yûnus’un ümmiliği tartışmalıdır. Fakat milletimiz O’na ümmiliği yakıştırmıştır. Böylece söylediklerinin şahsî gayretlerle elde edilmiş bilgilere değil, ilâhî ilhamla söylenen, ilâhî yönü olan ve çok yüksek değere sâhip hikmetler olduğunu vurgulamak istemiştir. Bu tarz yüceltmenin ilhâmı, Peygamber Efendimizin de ümmî oluşudur. Milletimize göre; Yûnus’un söyledikleri; aklın ilhamı ile değil, Hakk’ın ilhamıyla söylenmiştir. Bu sebeple kalıcı olmuştur.
* * *
Ömrünün 40 yılını Yûnus Emre’yi incelemeye hasreden Yaman Arıkan, Yûnus’u anlamakla kalmamış, O’nu en güzel, en doğru, anlaşılması en kolay tarzda anlatabilen konumuna erişmiştir. Yûnus Emre’nin nasıl bir özel görev üstlendiğini, Yaman Arıkan’ın harikulade güzel, duru ve temiz Türkçe ile aktardığı bilgilerden öğreniyoruz. Özetlemeye çalışalım:Müslüman Türk insanı, Anadolu’da bir taraftan Haçlıların, diğer taraftan Moğolların saldırıları sebebiyle güçsüzleşmiş, âdetâ yok olmanın eşiğine gelmiştir. Asırlardır İslam’ın bayraktarlığını yapan bir millet bu durumda kalmamalıdır. Yükseltmek gerekir. Bir milleti yükseltmenin iki kaynağı vardır: Dini ve dili. Yunus; Hakk’ın dinini, halkın diliyle milletine anlatmış, Peygamber Efendimizin asırlar sonrasındaki yardımcılığını mukaddes görev bilmiştir.
Yaman Arıkan bu vakıayı, şiirlerden ve âyet-i Kerimelerden mükemmel örnekler vererek hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde gözler önüne seriyor: Yûnus Emre; Anadolu’da Türkçe’yi hâkim dil hâline getiren gücünü Hakk dininden alan çok aziz bir hizmet eridir. O’nun Türkçe’si, bâzılarının iddia ettiği gibi ‘Öz Türkçe?!’ değil, çağın ortak medeniyet dillerinin Türk dil zevkine, söyleyişine göre yeniden şekillendirilmiş, açık ifâdesiyle (Türkçeleştirilmiş değil), Türkleştirilmiş İslam dilidir.
Yaman Arıkan’ın ifâdesiyle Yûnus; ‘Türk milletinin adı-sanı yok olmasın diye ilahî irâde tarafından özel görevle görevlendirilmiş bir millî mürşiddir.’ Özel görevi de şu veciz cümle ile açıklıyor: ‘Millî varlığımızın iki temel direği olan dilimizi ve dinimizi olabildiğince sağlamlaştırmak.’ Sonra da şu açıklama ile fikrini pekiştiriyor: ‘Nasıl ki ruhsuz bir beden için hayat düşünülmezse, Türk milleti için de Türkçesiz Türk olarak yaşamak düşünülemez. Ruh, bedenden çıkmış ise o bedene insan denilemez. Türklük demek olan Türkçe bizim bedenimiz, Hakk’ın öğretileri yâni İslamiyet ise ruhumuzdur.’
Yaman Arıkan, Yûnus Emre’yi herhangi bir Türk büyüğü ile kıyaslamak gerekirse, O’nu Atatürk’le yan yana getirmek gerektiğini, her ikisinin de farklı zamanlarda özel görev üstlenerek Türk milletini ayağa kaldırdığını, kitabının birkaç yerinde vurguluyor. Milletini sevenler, insanını yüceltmek isteyenler Yûnus Emre’nin üstlendiği görevi üstlenmeli. Bu göreve tâlip olmadan önce de Yûnus Emre’yi anlamalıdır. Yaman Arıkan’ın ‘Bizim Yûnus’ isimli seçkin eseri, Yûnus Emre’yi kolayca anlamamızı sağlayacak mükemmel bir rehberdir.
OĞUZ ÇETİNOĞLU
UYANIŞ YAYINEVİ
Telefon: 0.212-527 29 49
Belgegeçer: 527 58 87
e-posta: info@uyanis.com.tr
internet: www.uyanis.com.tr
Kategori: Basın Dünyası


