“Türkiye’de Kirlilik Maliyeti Ekonominin Ve Toplumun En Büyük Yüküdür.”

Avrasya Bir Vakfı’nın 2. Hafta Cumartesi Kültür faaliyetlerinde basında “MOL Hareketi” olarak isimlendirilen tekstil dünyasındaki yeni organizasyonu MOL-WENİCE’nin İcra Kurulu Başkanı Oktay ÖZDEMİR anlattı. Oturum Başkanlığını Tekstil Sanayici İhracatçısı Yüksek Kimya Mühendisi Ahmet GÜZEL yaptı. Konferansı açış konuşmasında Ahmet GÜZEL şunları söyledi:  “Sektörde 6 aya yakın bir zamandır merak ve ilgiyle takip ettiğim bu organizasyonla ilgili bir oturuma başkanlık etmekten mutluyum. Bu teşebbüsü önemsiyorum ve özellikle yapılan satışlardaki son derece düşük fiyatları sektördeki küçülme hatta büzülmeye rağmen geliştirilen hareketin stratejisini merak ediyorum. Değerli hazirunun da bu hususlarda düşüncelerine tercüman olduğuma inanıyorum.”

Daha sonra konferansına başlayan MOL İcra Kurulu Başkanı, Endüstri Mühendisi Oktay ÖZDEMİR özetle şunları söyledi: “Öncelikle başkanın altını çizdiği hususların isabetli olduğunu gerçekten bu hususların bize en çok yönetilen sorular olduğunu belirtmek isterim. Ucuz fiyatlar, ucuz fiyat ve yüksek kalite politikamızın bir sembolüdür. Ancak 3 TL’ye takım elbise, 10 Krş tişört tamamen promosyon amaçlı aktivitelerdir. Bu satışlar reklam bütçemizin tüketiciye yük edilmesi yerine ona avantaj olarak yansıtılmasından ibarettir. Büyüdüğümüz bir gerçektir. Dileyen rakamlarımızı kontrol edebilir. Kriz döneminde hareketimizin de öncü firmalarından olan WNİCE 22,5 kat büyümüştür. MOL hareketi de 19 firmayla başlamış bugün 500 firmaya çıkmıştır.

Öncelikle hadiselere bakış açımızın klasik olmadığını ve çözümlerimizin de alışılmış uygulamaların dışında olduğunu belirtmek isterim. Bilmeliyiz ki, gelişmemiş orta bakteriyel bir ortamdır, bu ortama ne koyarsanız bozulur. Para, mal, insan bu ortam her şeyi eskitir, yok eder. Demek ki öncelikle çare sistemi sağlıklı kurmaktır. İşte sorun budur. Gelişmekte olan toplumlar gelişmiş olanları taklitle gelişemez bu yolla ancak sömürge olunur. Biz çareleri kendi içimizden kendi beynimizden çıkarmak ve kendimize has kılmak zorundayız. Bakınız batı medeniyeti sistemi fert üzerine bina eder ferdi esas alır. Oysaki bizde esas alınacak birim fert değil aile olmalıdır. Bizim insanlığa öğreteceğimiz sistemin sırrı da buradadır.

Diğer bir husus piyasada rekabet ederken rakiplerimizin, yapmadığı, yapamadığı ve de yeterli miktarlarda realize edilemeyen hususlar üzerinde yoğunlaşmaktır. Basit bir misal olarak söylüyorum. Biz MOL’ün İstanbul merkezine çok uzak bir noktasında I. mağazasını açtık. Bana herkes buraya kimseyi getiremezsiniz diye tenkitler yöneltti. Ben açılışı 24:00’de yani gece yarısı yaptım 117.000 insanın hücumuna uğradık. Bu alışveriş merkezinin lokomotifi olduk. Türkiye maalesef başarısızlık için adeta ekip çalışması yapan bir ülke durumunda. Aksi halde bu inanılmaz potansiyeline rağmen mevcut iktisadi ve sosyal durumumuzun anlatılması güçtür.

1990’lı yıllar Almanya birleşiyor. Tekstil maliyetiniz Almanya’nın 1/20’si Orta Asya’da meydana gelen Cumhuriyetlere çöp koysanız satılıyor, İran-Irak savaştan çıkmış, Balkanlar parçalanmış herkes bizden mal talep eder durumda peki biz neden Çin olamadık. Hatta fark edilir bir hamle yapamadık. Demek ki maliyetleri bahane etmek topu taca atmaktan ibarettir. Gol çizgisine bu kadar yakın bir topu taca atmak imkansızı başarmaktır! Türkiye’nin ağır sorumlulukları, bilim adamlarının ve bilim kurumlarının üzerinde olan az gelişmiş bir enteller ülkesidir. Sadece konuşan, ahkam kesen üretime katkı yapamayan bir enteller ülkesi… Öncelikle geri kalmışlık psikolojisinden çıkmak zorundayız. Bu ülkede yaşayan hiçbir insana ikincilik hissi yakışmaz. Çünkü gördük ki medeniyet insanı ve insanlığı anlamak ve onu değerlendirebilmektir. Uzaya araç gönderenlerin bizim çok gerilerimizde kaldığını gördük.

Bugün bizim ve bizim gibi ülkelerin eksiklerini birer motivatör olarak kullanmaları şarttır. Bunun yerine eksiklerimizi istismar konusu yapmak arabeske çevirmek topluma kötülük yapmak demektir. Bu toplumu kaosa götürür. Motivasyonunu kaybetmiş bir ülke için tekstil dilinden bir mesaj vermek istiyorum: şayet sizin imajınız bozuksa en iyi tasarımcınız ancak bir çizimci değerinde olur. Şayet imajınız düzgün ise sizin çizimcimiz tasarımcı olur.

Özdemir konuşmasını şu vurguları yaparak bitirdi: yeni şeyler yapmamız lazım, bunun için uygun sağlıklı ortamı oluşturmalıyız. Üretimin atomdan daha güçlü bir silah olduğunu unutmamalıyız. Ülkemizi seviyorsak Türkiye’de üretmeli ve üretimi desteklemeliyiz. ”Büyük bir ilgiyle dinlenilen konuşmadan ve soruların cevaplandırılmasından sonra Vakfın şükran plaketini İSO Yönetim Kurulu üyesi ve Karahan Tekstil ve Alacalı İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Zeki KARAHAN verdi. Vakfın kitap hediyeleri ise Vakıf Danışma Kurulu Üyesi Mehmet Seyit Türker verdi.

Kategori: Konferanslar

Etiketler: , , ,