Avrasya Bir Vakfı 2009-2010 Kültür Faaliyetlerini 03 Ekim 2009 Tarihinde Başlattı

İlk konferansı Prof. Dr. Ahat Andican verdi.Oturum Başkanlığını E.Orgeneral Necdet Timur yaptı. Toplantıya ilgi çok yüksekti. Vakfın konferans salonlarında yapılan toplantıyı çok kişi ayakta büyük bir ilgiyle takip etti. Saygı duruşu ve istiklal marşını takiben Avrasya Bir Vakfı Genel Başkanı Şaban Gülbahar açış konuşmasını yaptı. Gülbahar konuşmasında özetle şu hususlara değindi: “Vakfımız 16 yıldır sürdürdüğü her yılın 8 ayında 40 civarında seçilmiş konunun işlendiği bu çalışmalar sizlerin ilgileri, bilim, fikir, siyaset ve devlet adamlarımızın teveccühleriyle vücut bulmaktadır. Konular dünyamızın, bölgemizin ve ülkemizin önemli meselelerinden seçilmektedir. Bu yılda bu kapsamda 34 konferans icra edilecektir.”

Prof. Dr. Andican’ın öz geçmişinin okunmasından sonra oturumu açan E. Orgeneral Necdet Timur şunları söyledi: “Vakıf Başkanının ifade ettikleri gibi bu hizmetlerin 16 yıl gibi önemli bir zaman diliminde aksatılmadan ve kalitesini yükselterek devam ettirilmesi takdire şayan bir durumdur. Ben de uzunca bir zamandan beri bu faaliyetleri takip etmekte ve talep edildiği zamanlarda da zevkle katkılar yapmaktayım. Bu sebeple başta genel başkan Şaban Gülbahar olmak üzere bütün emeği geçenleri tebrik ediyorum. Bu gün seçilen konu ve bundan sonrası için tespit edilen konular büyük bir isabetin ve sorumluluk bilicinin ifadesidir. Bu çalışmaları bir eğitim ve öğretim hizmeti olarak değerlendirdiğimi de belirmek istiyorum.”

Daha sonra Andican; Çin’in Doğu Türkistan ve Orta Asya Politikaları konulu konferansını verdi. Andican özetle şunları söyledi: “Öncelikle kurucusu olmaktan onur duyduğum vakfımızda ülkemizin ve dünyanın bu günü ve geleceği için çok önemli gördüğüm bir konuyu sizlerle paylaşmaktan büyük bir memnuniyet duyduğumu ifade etmek isterim. Sovyetler Birliği’nin dağılması ve Orta Asya’nın bağımsız bir jeopolitik alan olarak ortaya çıkışı Çin açısından altın niteliğinde bir fırsat oluşturdu. Zira bölge, hızla büyüyen Çin ekonomisi için potansiyel bir pazar ve stratejik hammaddeler bakımından çok zengin bir kaynak olmak özelliğini taşımaktadır.

Çin hızla bölgeye girdi ve Orta Asya ülkeleriyle çok yönlü ilişkiler tesis etmeye yöneldi. Çin’in bölgeyle ilgili hedefleri son derece barizdir. Öncelikle; bir bakıma yeni doğan bu devletlerle sınırlarını güven altına almak ve arka bölgesini güvenli, hale getirmek, ikincisi Doğu Türkistan’daki bağımsızlık hareketlerini kontrol altına almaktır. Üçüncüsü ise ekonomik etkinliğini her gün biraz daha artırarak bütün bölge geneline yaymak ve tam anlamıyla hâkim bir güç haline gelmektir. Nihai hedefi ise Orta Asya’yı Çin’in bir enerji kaynağı haline getirmek ve bütün Asya’yı kapsayan bir enerji kuşağı oluşturarak kendi enerji güvenliğini sağlamaktır.

Şangay İş Birliği Örgütü (ŞİÖ) Çin çıkarları açısından çok değerli bir araçtır. Bu örgüt bünyesindeki ciddi gelişmelere rağmen henüz aşılmamış problemler de mevcuttur. Özellikle Rusya ve Çin arasındaki örtülü mücadele bunun başında gelmektedir. Çin, ABD’nin Orta Asya’daki askeri varlığından oldukça rahatsızdır. Son dönemlerde bölgedeki dengelerin Çin-Rus ekseni lehine kaymış olduğunu söyleyebiliriz. Bütün bunlara rağmen tüm batılı güçlerin Çin’i kontrol maksadıyla ciddi çabalar içinde bulunduğu bilinmektedir. Özellikle ABD Doğu Türkistan kartını elinde bulundurduğunu her fırsatta Çin’e hissettirmektedir.

Çin, önemli ekonomik gücü devasa nüfuzu, günden güne artan askeri etkinliğiyle kontrol edilemediği, uluslar arası hukuk kaidelerine uymadığı, insan haklarını ihlale devam ettiği müddetçe mutlaka uzun sayılamayacak bir dönemde tıpkı Sovyetler gibi dağılacaktır. Türkiye’nin bölgedeki çıkarlarını korumak ve üzerine düşen sorumluluklarını yerine getirebilmesi için iktisadi, sosyal ve siyasi bakımdan çok güçlü olması gerekmektedir. Türkiye uluslar arası ilişkilerde bu bölgeyle ilgili dinamik parametreleri birinci planda tutarak ilişkilerlini geliştirmelidir. Doğu Türkistan ve bölgedeki diğer Türk topluluklarıyla kültürel bağlarını güçlendirici her türlü tedbiri alırken özellikle Doğu Türkistan meselesini uluslar arası alana dikkatli bir şekilde taşımalıdır. Zira bu noktada Türkiye’nin üzerine isabet eden tarihi, kültürel ve insani sorumluluklarını yerine getirmesi hem bir hak hem de kaçınamayacağı bir vazifedir”.Toplantı Prof. Dr. Ahat Andican’ın soruları cevaplaması ve şükran plaketi takdimi ile son erdi.

Kategori: Konferanslar