
Antartika’ya Ayak Basan İlk Türk…
Avrasya Bir Vakfı’nda Antartikaya’ya Ayak Basan İlk TÜRK Konuştu: “Kırk yıldır başka bir diyarda yaşıyorum. Her gelişimde şu memleket içimi titretir”. Avrasya Bir Vakfı’nın kültür programında bu sefer konu “Kutuplardan Türkistan’a Yolculuk” adını taşıyordu.
Konferansın oturum başkanlığını Dr. Necati Saygılı yaptı. Takdim konuşmasında Saygılı özetle şunları söyledi: “Bu gün dinleyeceğimiz Özcan Ertok benim kırk yıllık dostumdur. Dikkat çekici bir tecessüs ve enerji sahibidir. Ancak bu coşkun arzular; onda araştırma, dinleme ve anlama gayretleriyle dengelenerek karşımıza bir cesaret ve sabır insanı çıkartmıştır. Biraz sonra ondan dinleyeceğiniz çalışmaların küçük bir kısmı benim bu husustaki ifadelerimin oldukça ihtiyatlı söylendiğini de ortaya koyacaktır. Özcan Ertok’u bu ilginç çalışmalara yönlendiren önemli saiklardan biri de tabiata olan aşkıdır.”
Oldukça zengin bir slayt arşivinden seçilmiş karelerle konferansını destekleyen Ertok şunları söyledi: “Kırk yıldır başka bir diyarda yaşıyorum. Her gelişimde şu memleket içimi titretir. Ben ülkem için bir şeyler yapabilmeyi büyük bir şeref ve doyumsuz bir zevk olarak hissediyorum. Şu anda sizlerle birlikte bilgilerimi paylaşmayı da bu anlardan biri olarak kabul etmekteyim. Size anlatacağım konuların bir kısmını Avustralya’da 119 kere konferans olarak insanlarla paylaştım. Bu çalışmaların büyük kısmı üniversitelerde gerçekleşti.
İlkokullardan da talep gelince bu hususta bir tereddüt gösterdim. Lakin o yavrucakların anlama kabiliyetleri ve ilgileri, bu düşüncemden dolayı beni utandırdı. Şimdi daha çok ilkokullarda bu bilgileri paylaşmaya önem veriyorum. Benim yaşamakta olduğum ülke bizim ülkemizin on katı büyüklükte 22 milyon nüfuslu ve üç vilayetten ibarettir. Bizim 81 vilayetimizi düşündükçe bu idari siteme nasıl para yetiştirdiğimizi de sorguluyorum. Anlatacaklarımı dört ana başlıkta toplayacağım:
- Avustralya’dan izlenimler ve resimler.
- Antarktika ki ana konumuzu teşkil ediyor
- 1981 yıllarında Türkistan
- Son seyahatlerimden biri Çin ve Doğu Türkistan Uygur ülkesi izlenimlerim.
Avustralya, büyük ve zengin bir coğrafya. Bir bakıma ülke stresin yaşanmadığı zengin bir ülke. İnsan hayatına ve bilime önem veren insanların birbirini anlamak için zorlanmadığı bir ülke. Bilim hayatına önem veriliyor. Bu da gelişmenin en temel öğelerinden biri. Benim bir bilim heyetiyle kutuplara gitmem de bunun sonucu. Güney kutbunda araştırma merkezi olan birkaç ülkeden biri Avustralya. Ayrıca burada yapılacak araştırmalar için Norveç’ten kiralanmış tam donanımlı araştırma gemileri kullanılıyor. Kutuplarda yapılan araştırmalar büyük masraf, sabır, fizik ve psikolojik güç gerektiriyor.
Güney kutbunda yılın altı ayı gece altı ayı gündüzdür. Bunun insan psikolojisi üzerinde çok önemli tesirleri olmaktadır. Yine bu bölgede yılın en sıcak mevsiminde ısı -4 ile -5 derecedir. Biz bu mevsimde üzerimizdeki balık adam elbisesi ile suya girebiliyorduk. Ancak kışın ısı-61 derecelere iner. Bu mevsimde araştırmacıların kapalı mekanlarından dışarı çıkmaları kesinlikle yasaktır. Bu bölgede araştırma yapanlar için kesin bazı kurallar vardır. Bunlar; belirlenen çalışma alanlarının dışına çıkılmaması, buzullar üzerinde en az seviyede de olsa tahrip edici davranışlarda bulunulmaması, mağaralara kesinlikle girilmemesi gibi…
Benim Avustralya bilim heyetinde görevim tüm haberleşme, elektronik aletlerle, bilgisayarların daima kullanımda bulunmasını temin ve bunların fonksiyonlarının kontrolüydü. Ayrıca bu çalışma guruplarının da harita dairesi adına fotoğrafçısı idim. Bu görevimden emekli olduktan sonra Grin pis’in elemanı olarak Güney Kutbunda bir istasyon kurdum ve burada bir yıl sürekli olarak bilimsel araştırmalara katıldım. Bölgenin kendine has büyüleyici özellikleri vardır. Görünen buz dağlarının dokuz katının su altında olma gerçeği insanda bir ürperti hasıl eder. Sadece kutuplarda seyredilebilen ışığın atmosferdeki dansı akıl almaz ve doyumsuz bir manzara ortaya koyar. Bu bölgeyi ve özelliklerini sözle anlatmak zor olduğu için size yüzlerce resim arasından sadece bazı örnekler arz ederek anlatımı desteklemeye çalıştım.
Sizlerle paylaşmak istediğim diğer bir konuda 1981 de ziyaret ettiğim Türkistan hatıralarıdır. Bu konuda da Semerkant, Buhara, Taşkent gibi Türk medeniyetinin önemli merkezlerinden bazı resimleri paylaşmak istiyorum. Burada gördüğüm manzara zamana karşı direnen muhteşem ve mahzun eserlerdi. Şimdi buraların gerçek sahipleri elinde layık oldukları şekilde değerlendiriliyor olması o zamanlar hayali güç mutluluklardır.
Sizinle son alarak Çin’e ve Uygur Türklerinin vatanına yaptığım gezi notlarımı ve fotoğrafları paylaşıyorum. Çin diyince akla Çin setti geliyor. Onun üzerine çıkıp ekrana yansıyan ve dağların zirvelerini bile kapsayan surları gördüğümde aklıma gelen şey “Allah’ım ne müthiş bir korku” sözü oldu. Uygur diyarında kendi yurdumda gibi dolaştım. Kardeşlerimizle sarıldım ve dertleştim. Büyük bir kültürün baskılar ve zulümler karşısında onurlu duruşunu hayranlık ve gururla hissettim. Gönlüm Doğu Türkistan’da kaldı.”
Büyük ilgiyle izlenen konferans soruların cevaplandırılmasıyla son buldu.
Kategori: Konferanslar

![ertok5[1]](http://www.avrasyabir.org/wp-content/uploads/2009/11/ertok51-150x150.jpg)
![ertok3[1]](http://www.avrasyabir.org/wp-content/uploads/2009/11/ertok31-150x150.jpg)
![ertok2[1]](http://www.avrasyabir.org/wp-content/uploads/2009/11/ertok21-150x150.jpg)
![ertok4[1]](http://www.avrasyabir.org/wp-content/uploads/2009/11/ertok41-150x150.jpg)
![ertok1[1]](http://www.avrasyabir.org/wp-content/uploads/2009/11/ertok11-150x150.jpg)

