
“Bilim ve Ahlak…”
Avrasya Bir Vakfında haftanın konusu: “Bilim ve Ahlak”dı. Bir Ülkede çöküntünün habercisi “bana ne!” ifadesinin yaygınlaşmasıdır. Kültür faaliyetleri kapsamında tertiplenen; E.Alb. Araştırmacı-Yazar Rabi Baştürk’ün konferansının konusu “Bilim Ve Ahlak” dı. Oturum başkanlığını hukukçu İlahiyatçı Av. Dursun Elçi yaptı. Açış konuşmasında Elçi özetle şunları söyledi: “Ahlak, denilin değinde benim aklıma hemen peygamberimizin iki hadisi gelir. Birincisi:”Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim”. Diğeri de “Hayâsı olmayanın imanı olmaz.”
Milletimiz ahlak eğitimi bahsinde bu iki hususu temel ilkellerden saymıştır. Birilerinin dediği gibi dinsiz yani temeli ilahi emirlere dayanmayan bir insan ahlakından bahsetmek en azından bizim milletimiz için bir mana taşımamaktadır. Bunun neticesi olarak yine Peygamber Efendimiz buyurmuşlardır ki; “Müslüman, elinden, dilinden, belinden diğer insanların emin oldukları insan demektir.” Kanaatimce toplumumuzda bu insanlık anlayışını temel almalıyız ve çocuklarımızı Peygamberimizin ahlak anlayışına göre eğitmeliyiz. Unutmayalım ki, O’nun ahlakı Kur’an ahlakı idi.”
Daha sonra Rabi Baştürk konferansına başlayarak aşağıdaki hususları dile getirdi: “Tarihe baktığımız zaman milletlerin çöküşünde temel sebebin bilim ve ahlakın çöküşü olduğunu görürüz. Bunun için size önemli bir misal vermek isterim. Bu da insanlığın yüz karası olan “Haçlı Seferleridir.”Çıkışına bakıldığında temelinde kendilerince bir takım dini motifleri taşımaktadır. Lakin uygulamaya bakınca; katliam, talan, tecavüz, zulüm ve gözyaşından başka bir şey göremezsiniz. Bu zülümdür ki, İslam dünyası batıya karşı yekvücut bir vaziyet alarak yıllarca onlara hükmetme imkânı bulmuştur. Batı yaptığı bu hatayı fark ederek savaş yoluyla İslam ülkelerini zapt edemeyeceğini ve Hıristiyanlığı yayamayacağını anlamıştır.
Bu tespit İslam dünyasına saldırıların şeklini büyük ölçüde değiştirmiş ve 1311 yıllarında misyoner okullarının değişik isimlerde teşkili sunucunu doğurmuştur. Bu faaliyetlerinde sadece basit telkin metotlarını kullanmamışlardır. Gelişen teknolojik imkânlardan da yararlanarak kitlesel yayın ve propaganda vasıtalarıyla, toplumları gerçek karşısında önce şaşkınlığa, sonra bilgi kirliliği yaratarak gerçeklerden uzaklaştırmya, bezginliğe ve bunun sonucu olarak ta “bana ne” ciliğe sevk etmişlerdir. Bu nokta milli değerlerin tahribe uğradığı, milletin direncini ve aksiyon kabiliyetini kaybetmeye başladığı bir tehlike sınırını işaret etmektedir ki, bir adım sonrası çöküş felaketini getirir.
Unutmayalım ki, bunlara karşı bizim ve bizim gibi Müslüman ülkelerin en büyük güç kaynağı İslamiyet’tir. Dinimizin doğru bir şeklide nesillere öğretilmesi ve dini terbiyemizin gençlere verilmesi milli varlığımız için bir zarurettir”. Seçkin bir davetli topluluğunun dinlediği konferans, Rabi Baştürk’e şükran plaketinin takdimi ile son buldu.

![rabi2[1]](http://avrasyabir.org/wp-content/uploads/2009/11/rabi21-150x150.jpg)
![rabi3[1]](http://avrasyabir.org/wp-content/uploads/2009/11/rabi31-150x150.jpg)
![rabi1[1]](http://avrasyabir.org/wp-content/uploads/2009/11/rabi11-150x150.jpg)

