“Bugün Çok Yemekten Ötürü Ölenlerin Sayısı Açlıktan Ölenlerden Fazladır.”

Avrasya Bir Vakfı’nda bu haftaki kültür faaliyetleri kapsamında İstanbul Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Özer ERGÜN “Gıdalarımız ve Sağlığımız” başlıklı bir konferans verdi. Konferansın oturum başkanlığını Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu İdari Genel Sekreteri U. Alptekin TURAN yaptı. Oturum Başkanı Alptekin’in Gıda sektörü ile ilgili verdiği özet bilgiler içerisinde sektörün ihracatta 16 milyar dolar toplam üretimde 65 milyar dolar istihdamda 1 milyon kişi kapasiteye ulaşmış olmasına ait bilgiler ilgi ile takip edildi.

Prof. Dr. Özer ERGÜN konuşmasının başlangıç bölümünde şunları söyledi; “İnsan ana karnında beslenmeye başlar ve hayatının devamı müddetince beslenerek yaşayabilir. Bu hayati fonksiyonun sağlıklı olması esastır. Hayatın konforu ve verimliliği sağlıklı ve yeterli beslenmeye bağlıdır. Bu noktada dikkate alınması gereken pratik bilgi sağlıklı beslenme piramidi olarak ifade edilmektedir. Sağlıklı beslenme için esas alınması gereken bu yapı bugün maalesef tepetaklak bir piramit şeklinde ortaya çıkmaktadır. Bunun doğurduğu en basit hastalık insanı nerede ise devre dışı bırakan pek çok hastalıklara kaynaklık yapan obezitedir.

Besin piramidine uygun beslenme;
1- Çeşitlilik,
2- Denge,
3- Aşırı gıda veya besin tüketiminden kaçınma olarak özetlenebilir.”

Konuşmasının gelişme bölümünde Prof. Dr. Ergün şunlara dikkati çekti: “Beyin ve sinir hücrelerinin dışında insan vücudundaki tüm hücreler 100 günde yenilenir. Kötü beslenme kötü bir bünye, kötü bir hayat ve kötü bir dünya inşa etmek anlamına gelmektedir. Beslenme politikalarında devletlerin ve ailelerin özellikle çocuklar için gerekli hassasiyeti gösterme mecburiyetleri vardır. Milletlerin gelecekleri sağlıklı nesillere bağlıdır. Sağlıklı nesil ise yeterli ve dengeli beslenme ile mümkün olur. Bu konunun ehemmiyetini ileri ülkelerdeki uygulamalar çarpıcı şekilde bize ifade etmektedir.

Örnek vermek gerekirse gazlı ve kolalı içeceklerde en yüksek üretimi yapan Amerika Birleşik Devletlerinde bu içeceklerin okullarda satılmayacağını bizzat üreticiler taahhüt etmişlerdir. Amerika Birleşik Devleti kongresi çocukların doğru beslenme alışkanlıkları kazanmaları ile ilgili gerekli yasal düzenlemeler yoluna gitmektedir. İngiltere’de gazlı içecekler, cipsler, şekerlemelerin okullarda satılması yasaklanmıştır. Bu ülkelerde bu tür ürünlere ait reklamların saat 21:00’dan sonra yapılmasına izin verilmektedir.”

Konuşmasının sonuç bölümünde gıda hijyenine anlatan Prof. Dr. Özer ERGÜN şu noktaların altını çizdi: “Gıda içinde sağlığa zarar verecek etkenleri engellemek için yapılan uygulamalar ve alınan temizlik önlemlerinin tümü Gıda Hijyeni olarak tanımlanır. Gıda hijyeninin dikkate alınmaması halinde bizi bekleyen tehlikeleri üç ana grupta toplayabiliriz.
v Fiziksel tehlike
v Biyolojik tehlike
v Kimyasal tehlike

Fiziksel tehlikeler gıdanın içinde olması arzu edilmeyen materyal ve parçacıkları ifade etmekle birlikte tehlikelerin en basitidir diyebiliriz.
Biyolojik tehlikeler ise bakteri, virüs, parazit, küf, maya, prion… Bunlarla ilgili özet olarak ifade etmemiz gereken husus sağlığımıza karşı ölümcül tehlike teşkil etmeleridir. Gözle görülememeleri başlangıç safhalarında duyu organlarıyla hissedilememeleri bu bozuk gıdaların sağlığımız açısından büyük tehlike teşkil etmelerine sebep olmaktadır.
Gıda hijyeni açısından en önemli problemlerden birin teşkil eden Kimyasal tehlike sadece gıdanın üretildiği ve tüketildiği dönemdeki insanları değil, gelecek nesilleri de tehdit etmesi bakımından çok büyük önem taşımaktadır.

Bunlardan korunmanın birinci şartı markalı ve güvenilir firmaların üretimlerine yönelmektir. Kaçak olarak üretilen, kaçak olarak ithal edilen gerekli sertifikalara sahip olmayan üreticilerin piyasaya sürdükleri yiyecekler bütün toplum için büyük bir tehlike arz etmektedir. Ülkemizde buna çok çarpıcı örnekler vermek zorundayız. Ülkemizde et tüketimi 2,5 milyon ton olmasına rağmen kayıtlı et üretimi 500 bin tondur. İstanbul’daki 3 fırından 1’nin ruhsatı yok. AB kriterleri uygulandığı takdirde mevcut fırınların en az % 80’i kapanacak durumdadır.

Son olarak şunları ifade etmek isterim ki; sağlıksız gıda ile beslenmenin ve sağlıksız beslenmenin obezite, kuş gribi, deli dana, şarbon, hepatit A, kanser gibi hastalıkların dışında yüzlerce hastalığa doğrudan sebep olduğu bilinmektedir. Sağlıklı beslenmenin önemli şartlarından biri de gerek üretirken, gerek tüketirken insanların kişisel temizliklerine gerekli özeni göstermeleridir. Sağlığımız açısından dikkat etmeniz gereken diğer önemli bir noktada doğal beslenmeye ağırlık vermek, bununda birinci şartının sebzeleri ve meyveleri mevsiminde tüketme alışkanlığını edinmektir.”

Prof. Dr. Özer ERGÜN’ün konferansının bitiminde oturum başkanı Türkiye’deki Gıda Teknolojisi, Üretim kapasitesi ve gıda sektörümüzün dünyadaki yeri ile ilgili bilgiler verdi. Sektörün bu noktadan daha ileriye gidebilmesi için tarım reformunun önemine değinen Alptekin hayvancılıkta ve zirai üretimde çok ileri düzeye ulaşmış olan Fransa ve benzeri ülkelerdeki devlet desteklerinden örnekler verdi. Bir ülkenin kendi kendini sağlıklı besleyebilmesinin önemini vurgulayan Alptekin Türkiye’de hükümetlerin konuya gerekli önemi vermelerinin şart olduğunu, meslek kuruluşu olarak bu konuda hükümetleri destekleyici çalışmalarından örnekler verdi.

Kategori: Konferanslar

Etiketler: , , , ,

 

Yorum Yaz

İsim *

ePosta *

Web Sitesi