
“Şamanizm’in Din Olarak Tanımlanması Hatalıdır…”
Avrasya Bir Vakfında Konuşan Prof. Dr. ABDULKADİR DONUK “ŞAMANİZM’İN DİN OLARAK TANIMLANMASI HATALIDIR” dedi.
Oturum başkanlığını İktisatçı, Araştırmacı Yazar Oğuz Çetinoğlu yaptı. Kalabalık bir dinleyici gurubu tarafından izlenen konferansın açış konuşmasında Çetinoğlu özetle şunları söyledi:
“Dinleyicilerin içindeki değişik ülkelerden gençlerin yoğunluğu beni hem çok sevindirdi hem de çok umutlandırdı. Bu gençleri sevgi ve saygı ile selamlıyorum. İnanıyorum ki, bu genç arkadaşlarımız gayretlerini artırarak eğitimlerini en iyi şeklide ikmal edip ülkelerin ve insanlığın hizmetine koşulacaklardır.
Bugün insanlık tarihi boyunca insanlığın en önemli meselesi olmuş, bundan böyle de aynı önemini koruyacak olan din konusundan ve münhasıran da ‘Türklerde Din’ konusundan bahsedeceğiz. Ne mutlu bize ki, milletimiz İslamla müşerref olmuş ve onun şanlı bayraktarlığını yüzyıllarca bütün dünyada yapmıştır ve yapmaktadır. Biraz sonra değerli bilgilerinden istifade edeceğimiz hocamız bu bahsin ülkemizde samimi ve ciddi alimlerindendir.”
Konuşmasında özellikle Türklerin İslam öncesi din anlayışları hususunda bir özet yapan Prof. Donuk şunları söyledi: “Yüce dinimizle bizi şereflendiren Allah’a hamd ederek sözlerime başlıyorum. Size bugün özetle aktarmaya çalışacağım hususları fakültede iki ayda anlatıyoruz. Milletimiz tarihin kaydettiği en eski milletlerdendir. Bulunduğu coğrafyalarda tanzim edici, hükmedici daima kudret sahibi olmakla temayüz etmektedir. Bunun sebepleri incelendiğinde temel bazı faktörler dikkati çekmektedir. Birincisi daima sağlam bir inanç sitemi, bundan da kaynaklanan sağlıklı bir aile yapısı, cesur ve savaşkan bu milleti zulümden uzak tutan bir hak ve adalet anlayışı. Bir milletin böylesine yüksek değerlere bin yıllar öncesinden sahip olması, sürekli cebelleştiği ve tarihin en eski yerleşik medeniyetlerinden olan Çin’in dinler pazarına iltifat etmemiş olması son derece düşündürücü olup bu alanda araştırmalar yapan bilim adamlarının dikkatini çekmiştir.
Öncelikle Türk Milletinin İslamdan önceki din anlayışıyla ilgili birkaç yanlış tespit üzerinde durmak istiyorum. Birincisi Türklerin tabiat varlıklarına, doğa unsurlarına dağlara, ağaçlara, nehirlere vb şeylere tapmaları meselesi. Tabi bunun devamında toteme tapma ve nihayet kurda tapma meselesi. Bunlar tamamen yanlıştır, asılsızdır ve ilmi verilerden uzaktır. İlk dönmelerde beri öncelikle taşlara kazanmış ve din anlayışını Tanrı’ya yakarışları yansıtan kitabelere baktığımız zaman şeksiz şüphesiz bir tek ve mekandan münezzeh Tanrı anlayışıyla karşılaşırız. Türklerin Bozdurta verdikleri değer malum bir efsane kaynaklı olup bir semboldür. Bu efsanenin hiçbir satırında ona bir tapınma yoktur. Diğer tabiat varlıkları için gösterilen ilgi ve sevgi de bunun benzeridir. Gerek yazıtlardan, gerek en eski yazma kitaplardan ve Dede Korkut hikayelerinden gördüğümüz diğer bir husus da Allah’ın sıfatlarının terennüm ediliyor olmasıdır. Bu durum bize eski dönemlerde Türk Toplumuna da bir peygamberin Allah’ın dinini tebliğ etmiş olma ihtimalini düşündürmektedir. Ne var ki; yaşanılan hayat ve bununla oluşan kültür, çevrenin beşeri ve fiziki şartları inanç sitemleri üzerinde bazı olumsuz tesirler de meydana getirmektedir. Özellikle yerleşik olmayan toplum yapılarında bunun daha da etkili olacağı düşünülmelidir.
Şamanizm günümüzde de pek çok insan tarafından bir din gibi algılanmaktadır. Oysa ki Orta Asya’nın ve eski Türk Topluluklarının hakim olduğu coğrafyaların dini motifleri ağır basan riteolleridir Şamanizm. Bu riteolleri uygulayan kişilere Şaman dendiğini biliyoruz. En yakın ifade ile Şaman “Kahin” diye nitelendirilebilir. Bu olguyu din kabul etmek büyük bir hatadır. Unutmamalıyız ki; din bir inanç sitemidir, lakin her inanç din değildir.Türklerin birikimlerinin insanlık alemine aktarılması ve muhteşem medeniyetlerin tesisi milletimizin İslam’la şereflenmesi suretiyle vücut bulmaya başlamıştır. Türk toplumlarının İslamlaşması bir dereceye kadar zorlu olaylara da sahne olmuştur. Lakin bir noktadan sonra mesele tamamen idrak edilmiş ve milletimiz İslamla şereflenerek onun şerefli bayraktarlığı görevini üstlenmiştir. İnancıma göre bu görev bugün de devam etmektedir”.Yoğun katılımın olduğu konferans soruların cevaplandırılmasıyla sona erdi.
Kategori: Konferanslar


