Mehmet Akif’in Hakk’a Yürüyüşünün 73. Yıl Dönümü

AKİF,  HAKK’A YÜRÜYÜŞÜNÜN 73. YIL DÖNÜMÜNDE

AVRASYA BİR VAKFI’NDA YAPILAN PROGRAMDA ANILDI.

“Mehmet Âkif  İstiklal Harbimizin Manevi Mimarlarındandır.”

Akif’in 73. ölüm yıl dönümü münasebetiyle Avrasya Bir Vakfı’nda yapılan programa konuşmacı olarak Yeniçağ Gazetesi Yazarlarından Araştırmacı Yazar Muhiddin Nalbantoğlu ve Eğitimci Yazar Atilla Mehmet Akif ErsoyYayım katıldı.

Aynı zamanda oturuma başkanlık yapan Atilla Yayım Âkif’in çok yönlü bir şair olduğunu, toplumu alakadar eden sosyal ve iktisadi sorunlardan en yüksek kahramanlık duygularını ifade eden şiirleri olduğunu söyledi ve örnekler sundu.

Âkif’in her okunuşunda okuyana ayrı bir haz, ayrı bir tat ve duygu verdiğini ifade ederek özellikle; “Safahat’ın hem dili hem ifade ettiği duyguları hem de yaşanan dönemin bir belgeseli niteliği taşıması bakımdan yüksek bir değer ifade ettiğini, Türk Gençliğinin, Türk Aydınının başucu kitabı olma vasfını haiz olduğunu” söyledi. “Böyle önemli bir dava adamı, şair ve düşünürün; adeta hayatının büyük bir bölümünü ona ait eserleri, bilgileri, belgeleri bir araya getirmek için harcamış olan Muhiddin Nalbantoğlu tarafından anlatılacak olması çok büyük bir anlam taşımaktadır.” dedi.

Muhiddin Nalbantoğlu ilgiyle izlenen konuşmasında özetle şunları ifade etti;

“Hz. Mevlana için İranlı büyük din bilgini Molla Cami ‘Ömrümüzün sonuna geldik, hala bahsin başındayız’ der. Benim içinde Mehmet Âkif’le ilgili yaptığım çalışmaları anlatabilmek bakımından bu cümle geçerlidir. Mehmet Âkif ile ilgili olarak Mehmet Âkif ve İstiklal Marşı adlı kitabım 1963 yılında 350 sayfa olarak yayınlanmıştır. Bundan sonrada Mehmet Âkif’in çeşitli yönlerini anlatan yüzlerce makale ve çok sayıda kitapçıklar neşrettim.  Âkif’in tartışılmaz şairliği ve yazarlığının ötesinde dikkati çeken şey onun bir ideal adamı olması ve bütün hayatını buna göre tanzim edip tamamlamış olmasıdır. Bizim gazetecilik ve edebiyat hayatımızda önemli bir yeri olan Hüseyin Cahit Yalçın onun için şöyle der; ‘Mehmet Âkif’le vatan sevgisinden gayri hiçbir müştereğimiz bulunmamasına rağmen benim ona hayranlığım ve takdirim eserlerinden değil, hayatından geliyor. O hayatı eserlerinden daha büyük bir insandır.’ Bu ifade içerisinde hiçbir abartı bulunmadığını söylemek istiyorum. 63 yıllık ömrü sonra ererken ‘Ne mutlu bana ki Peygamberimin yaşında ölüyorum’ demek onun nasıl bir insan oluğunu bize anlatmaktadır. Üzülerek ifade etmeliyim ki İstiklal mücadelesine herkesten önce başlayan Bursa, Manisa, Balıkesir, Denizli illerinin camilerden ülkenin kurtuluşu için işgalden kurtarılması için insanlara görev ve sorumluluklarını hatırlatıp onları manen tahkim eden, Ankara’da Atatürk’ün açtığı İstiklal bayrağının altına ilk koşan Âkif bütün bu yapılanlarında destanını yazmıştır. Ama buna rağmen layık olmadığı tavırlarla karşılaşmış fakat yine de milletin birliğini ve bütünlüğünü zedeleyecek hiçbir kelam sarf etmemiştir. Bir gün M. Cemal Kutay’a sordum: ‘Üstadım, Âkif’in milletine hiçbir borcu olmadan veda ettiğini söylüyorsunuz, bende buna katılıyorum ama ailesinin güç durumda olduğunu biliyorum. Acaba ailesine borcu yok muydu?’ Cemal Kutay’ın bana verdiği cevabı bugün gibi hatırlıyorum. Sesini biraz yükselterek şunları söyledi: ‘İsmini bir bayrak gibi İstiklal Marşına sarıp giden adamın ailesine de borcu yoktur.’

Aziz dostlar altını çizerek ifade etmek isterim ki Mehmet Âkif kısa ömrünü her gün bir fazilet mücadelesi içerisinde geçirmiştir. Mehmet Âkif’in Milli Mücadeleye katılışı Erzurum, Sivas Kongrelerinden daha öncedir. O savaş sırasında şehirlerde halka cephelerde Mehmetçiğe kurtuluş azmini ve kurtuluş şevkini aşılayan insandır.

Âkif ile ilgili olarak hiç unutulmaması gereken husus şudur; Sakarya Meydan Muharebesinden sonra Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bir telgraf intikal eder. Telgraf ‘dakika tehiri mucibi idamdır’ ikazı ile gelmektedir. 5 maddeden ibaret olup 12 saatte meclisin Ankara’yı terk ile daha güvenli bir mevki olan Kayseri’ye intikalini ifade etmektedir. Bu ahvalde Taş Hanın önünde halka yaptığı konuşmayla halkın şehirden kaçışını önleyen mecliste yaptığı konuşmayla da meclisin Ankara’da faaliyetlerine devamını sağlayan Mehmet Âkif olmuştur.

Bugün bizim yapmamız gereken en önemli şey insanlarımıza özelliklede gençliğimize o dönemlerde yaşananları ve o dönemin kahramanlıklarını ve kahramanlarını hakşinas bir şeklinde anlatmaktır.

Bakınız bu mücadele içindeki insanları en veciz şekilde ifade eden Halide Edip Adıvar ne diyor; ‘Onlar, bir millet yaşasın diye kendilerini feda eden bir gençliği ifade ediyorlardı.’

Konuşması ilgi ve takdirle karşılanan Nalbantoğlu soruları da cevaplandırdı. Vakfın şükran plaketlerini Vakıf Genel Başkanı Şaban Gülbahar, kitap hediyelerini ise Lise Müdürlerinden Zülküf Terzi takdim etti.

Kategori: Konferanslar