Türk İslam Medeniyetinde Vakıflar…

AVRASYA BİR VAKFINDA

“TÜRK İSLAM MEDENİYETİNDE VAKIFLAR”

KONULU KONFERANS VERİLDİ

“Vakfetmekten maksat, Allah’a tazarrudur, O’na yaklaşmak ve

O’na yakarış halinde olmaktır.”


Oturum Başkanlığını İlahiyatçı – İktisatçı, Eski Diyanet İşleri Müfettişlerinden Murat Altıparmak’ın yaptığı konferansı  İstanbul Vakıflar Bölge Müdürlüğü yapan ve Vakıflar Meclis Üyeliğinden emekli olan, bu konuda doktora çalışması yapmış Dr. Ahmet İnan verdi.

Murat Altıparmak oturumu açış konuşmasında özetle şunları söyledi;

“Bugün Vakfımızda ele alınan konu, Türk İslam medeniyetinin temel taşlarından biri olduğu için önemlidir. Bu önemli konunun Dr. Ahmet İnan tarafından verilmesi de son derece isabetlidir. Çünkü Ahmet İnan, Vakıf hizmetlerimizin yıllarca içinde bulunmuş ve bu konuda ciddi bilimsel araştırmalar yapmıştır. Vakıf mevzuatına vukufiyeti ile bilinen bir büyüğümüzdür. Konu başlığı her kelimesi ile bizim açımızdan çok önemli: Türk kelimesi önemli, İslam kelimesi önemli, Medeniyet kelimesi önemli, Vakıf kelimesi önemli… Türk İslam medeniyeti denildiği zaman milletimizin insanlık alemindeki eşsiz yeri gözümüzün önüne gelmektedir. Vakıf müessesesi ise bu medeniyetin tesisinde önemli faktörlerden biridir. Türk İslam medeniyetinin bu medeniyet içindeki insana yüklediği duygu ve görev hayırda yarışmaktır. Bu bakımdan bizim hayatımız esas itibariyle hayırda yarışmaktan ibaret olmalıdır. Bu Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’inde bize emridir. Hayırda yarışmanın en müşahhas örnekleri medeniyetimizin dünyanın dört bir tarafında kurmuş olduğu vakıflarıdır. Bugün çatısı altında bulunduğumuz Avrasya Bir Vakfı da hayırda yarışmaya azmedenlerin ve gayret edenlerin  teşkil etmiş olduğu çok önemli bir müessesedir.”

Daha sonra söz alan Dr. Ahmet İnan özetle şunları ifade etti:

“Yardım duygusu insanda fıtri bir duygudur. İnsanlık hayatında bu duygunun kuvveden fiile çıkması, müseccem hale gelmesi Türk İslam Medeniyeti ile olmuştur. Bizim kültürümüzün maddi unsurlarının büyük kısmı Vakıflardan oluşmaktadır. Bunun sebebi insanımızın İslam’ı özümsemesinde ve insanın insan karşısında boyun eğmesine rıza göstermemesinde aranmalıdır. Kişiden kişiye yapılan yardımlar çoğu zaman rencide edici olabilir ancak kurumların belli usul ve erkan dahilinde bu yardımları kişilere ulaştırmaları bizim medeniyetimizin şiarındandır. Kur’an da vakıf kelimesi geçmez ancak Kur’an inananlara Allah için sevdiği mallardan tasadduk etmenin faziletini haber verir. Yine Kur’an darda olan insana, yolda olan insana, ilim tahsil eden insana, bir ihtiyacını gidermek için yardım bekleyen insana yapılacak yardımların Allah katındaki faziletini haber verir. Bu sebepledir ki ilk vakfın kurucusu “Allah adına bir beyit yap.” emri üzerine hareket eden Hz. İbrahim olarak kabul edilir. Bizim medeniyetimizin ilk vakfı Peygamber Efendimiz tarafından kurulmuştur. Peygamberimiz kendisine ait olan Medine’deki yedi hurma bahçesine vakfetmiştir ve bir Hadisi Kutsisinde “İnsan ölünce onun bütün amelleri kesilir ancak şu üç şey müstesnadır; sadaka-î cariye, kendisine arkasından hayır dua edecek evlat ve neşrettiği ilmi.” buyurmuşlardır. Yine Peygamber Efendimiz bir hadisinde “Kavmin en hayırlısı O’na hizmet edendir” buyurarak vakıf müessesinin önemini müminlere ifade etmiştir. Peygamberimizin ilk vakfiyesinden sonra bütün sahabe vakıf yapmakta yarışmıştır.

Bugünkü hukuk dilimizde Vakfı tarif edecek olursak; “Menfaati, Allah’ın kullarına ait olmak üzere bir malı Allah’ın mülkü hükmünde olmak üzere alım-satımdan ebediyen men etmektir.” Vakfetmekten maksat, Allah’a tazarrudur, O’na yaklaşmak ve O’na yakarış halinde olmaktır.  İşte bu ilahi emirler ve peygamberimizin önderliği Türk İslam Medeniyetinde Vakıf müesseselerinin zirveye taşınmasına sebep olmuştur. Bizim Atalarımız Konya ile Sivas arasında 29 tane Vakıf, Kervansaray kurmuştur.

Türk İslam vakıflarının en önemlilerinden biri Fatih Sultan Mehmet Hanın vakfiyesidir. O Vakıfta hizmetlerin yapılması, hizmetlerin geliştirilmesi, hizmetlerin kapsam ve çeşitliliği ve bu hizmetlerin sürekliliği için sağlanmış olan kaynak, hizmetin yapılmasındaki usul ve üslup bugün dahi aşılamayacak bir zirve olarak karışımızda durmaktadır. Vakıflarımızın iktisadi ve sosyal hayatımızda çok ehemmiyetli rolleri bulunmaktadır. Ahî vakıflarını incelediğimiz zaman bunların çıraklıktan ustalığa kadar meslek edindirme, kişiyi iş yeri sahibi yapma, kişinin eğitimini ve sosyal statüsünü temin etme ve geliştirme hususunda ne kadar büyük önemi haiz olduğunu görürüz. Bugün vakıflarımızla ilgili inceleme yapan bilim adamlarımızın daha ziyade yabancı bilim adamlarının kaynaklarına müracaat etmeleri onları yanlışlara götürmekte, yanılgılara sürüklemektedir. Çünkü Batılılar bizim sosyal hayatımızın dokusunu, Vakıfların teşkil ettiğini biliyorlar. Bu müesseseler diğer medeniyetlerde olmadığı kadar bizim medeniyetimizde stratejik müesseselerdir. Bunları doğru öğrenebilmek, doğru değerlendirmek, yeterli bilimsel seviyede eserler neşredebilmemiz için mutlaka bizim arşiv kaynaklarımıza, orijinal eserlerimize müracaat etmemiz gerekmektedir.

Bakınız bizim ceddimizin nezaketine bir örnek vermek istiyorum. Türk İslam medeniyetinde Mekke – Medine Vakıfları yoktur ama her vakfiye senedinde Mekke ve Medine için ayrılmış ciddi paylar bulunmaktadır. Nihayet olarak şunu söyleyebilirim ki tarih boyunca günümüze kadar toplumumuzun dayanışmasının temin edilmesinde krizlerin ve sıkıntıların atlatılmasında vakıf müesseselerinin çok büyük rolleri bulunmaktadır. Bu müesseseler bizim geleceğe taşımamız gereken emanetlerdir. Bugün toplumumuzun Atalarından alacağı ilhamla tarihten alacağı derslerle, Vakıf müessesesi tesis etme hususunda her türlü fedakarlığa katlanması gerektiğine inanıyorum. Vakıflarımızın gelişerek insanlığın hizmetinde kıyamete kadar yaşamasını Allah’tan niyaz ediyorum.”

Kategori: Konferanslar

Etiketler:

(1)

Murat Şubat 15th, 2010 at 09:15    

Kouları güzel seçiyorsunuz. Konferansları güzel özetliyorsunuz. Kalıcı hizmetler bunlar.Yararlanıyoruz. Tebrikler ve teşekkürler. Hayırlı çalışmalar. Yüce Mevlâ sa’yinizi meşkûr eylesin. Gayretlerinizin ecrini her iki dünyada da versin inşallah. Allaha emanet olunuz.

Yorum Yaz

İsim *

ePosta *

Web Sitesi