Hocalı Katliamı’nın 18. yılı…

HOCALI KATLİAMI’NIN 18. YILINDA

AVRASYA BİR VAKFI’NDA

YAPILAN TOPLANTI BÜYÜK İLGİ GÖRDÜ


“Hocalı da katledilenler sadece Türk ve Müslüman oldukları için katledildiler.

Bunu hiçbir Türk aklından çıkartmamalıdır.”


Toplantı başkanlığını Orta Doğu İktisadı Uzmanı Batuhan Batu yaptı. Toplantıya konuşmacı olarak Gazeteci Tarihçi Behruz Hasanov, Azerbaycan Birlik Teşkilatı Başkanı Nurlan Kerimov katıldılar.

Konferansı açış konuşmasında Abdullah Kılıç “Türk Dış Politikası ve Azerbaycan İlişkileri”ni konu alan açıklamalarda bulundu.

Abdullah Kılıç kısaca şunları ifade etti:

“Kafkaslarda Osmanlıyla beraber şiddetlenmiş bir Türk-Rus çatışması sürdürülmüştür. 1877-1878 Osmanlı – Rus savaşıyla Ruslar Anadolu’yu da tehdit etmişlerdir. Ancak bölgedeki 15. Kolordu ve halkın direnişi ile bir denge tesis edilmiştir. Türkiye’nin NATO’ya girişi ile beraber bir bakıma SSCB ile Türkiye Cumhuriyeti sınırı NATO Paktı ve Varşova Paktı sınırı haline gelmiştir. Türkiye bir NATO müttefiki olarak hem Sovyetlerin Türkiye üzerindeki emellerine set çekmiş hem de hür dünyanın komünizmden korunmasında büyük roller oynamıştır Karabağ’da Ermenilerle Azerbaycanlılar arasında meydana gelen olaylar temelinde yine bir Türk – Rus çatışmasını ifade etmektedir. Bu bölgede Ermenilerin Rus kuvvetleriyle destekli olarak giriştikleri katliamlar Hocalı Katliamı ile zirveye tırmanmıştır. Birleşmiş milletler de dahil olmak üzere uluslar arası kuruluşlar hiçbir zaman tarafsız ve adil olmak gibi bir kaygı taşımamışlardır. Bütün mesele Batı’nın bu bölgede de İsrail vari bir devlet oluşturma gayretlerinde düğümlenmektedir.”

Daha sonra söz alan oturum başkanı Batuhan Batu, bölgenin tarihi gerçekleriyle ilgili bazı açıklamalar yaptıktan sonra 26 Şubat 1992 tarihinde Hocalı’da 613 Türk’ün katledildiğini, bunların 76’sının çocuk geri kalanının ise yaşlı ve kadınlardan meydana geldiğini ifade etti. Ayrıca bu olaylar sırasında 1.275 kişinin esir alındığını halen 500 kişinin de kayıp olduğunu söyledi.

Batuhan Batu konuşmasının devamında özetle şunları ifade etti:

“Hocalı’da ve Karabağ’da yapılanlar Ermenilerin Rusya’dan kuvvet alarak ‘Büyük Ermenistan’ ideali uğruna 80’li yıllardan beri yürüttükleri faaliyetlerin bir parçasıdır. Uluslar arası platformlarda Türkiye’ye baskı yapan ABD ve Avrupa Birliği ülkeleri nasıl oluyor da Karabağ’da ve Hocalı’da yapılan katliamlara sessiz kalabiliyorlar? Biz bunun cevabını biliyoruz. Batı’nın tavrı tamamen bir Türk düşmanlığı ve Hıristiyan taassubu içinde ortaya koyduğu bir tavırdır. Bu olaylara karşı ülkemizde de yeterli duyarlılığın gösterildiğini söyleyemiyoruz ama kendi varlığımız için bu olayların ciddiyetini ve önemini kavramak zorundayız. Türkiye büyük potansiyellere sahip bir ülke olmasına rağmen bir milli şuur ve bir milli beraberlik ortaya koyulamadığı için adeta kendi kendimizin düşmanı durumuna geliyoruz. Azerbaycan’da Karabağ da yapılan katliamların Müslüman Türk’e yapılmış katliam olduğunu hiçbir zaman unutmamalıyız. Bunları önleyecek kudrete ve şuura sahip olduğumuzu aklımızdan çıkartmamalıyız.”

Oturum başkanı Batuhan Batu, Azerbaycan  Birlik Teşkilatı Başkanı Nurlan Kerimov’a sözü verdi.

Kerimov özetle şunları ifade etti,

“Burada konuşmakta olduğumuz meseleler yüz yıl öncesini değil, sadece 18 yıl öncesini ifade ediyor. Yapılan zulümlerin kanı dahi kurumamıştır. Türkiye’de bir Ermeni gazetecinin katledilmesi üzerine ‘Hepimiz Ermeniyiz’ diye sokakları dolduran kardeşlerimizin aynı hassasiyeti Hocalı da öldürülen çocuklar ve anneler içinde göstermeleri gerekmez miydi? Yaklaşık 110 yıldır dönemler itibariyle Türk milletine karşı katliam yapan ve bir türlü kana doymak bilmeyen Ermenilerin 18 yıl önce yapılan vahşetin bir son olacağına dair garantimiz var mıdır? Bizim için en büyük tehlike ve tedirgin edici gerçek bugün Ermenistan’ı yönetenlerin Karabağ’da ve Hocalı da yapılan katliamları da yönetenler olmalarıdır. Biz Azerbaycan Birlik Teşkilatı olarak bütün Türk Dünyası adına adalet istiyoruz, Hocalı soykırımı için adalet istiyoruz. Sadece ve sadece adalet istiyoruz…”

Oturum Başkanı daha sonra Behruz Hasanov’a söz verdi.

Behruz Hasanov özetle şunları ifade etti:

“Ben öncelikle şu konuda hassasiyet gösterilmesini arzu ederim; Azerbaycan Türklerine Azeri denmesi bu kimliği tam anlamıyla tanımlamaz. Çünkü bu daha ziyade İran devletinin kullandığı resmi bir dildir. Azerbaycanlı Türkler demek en doğru tanımdır.  Şimdi üzerinde durduğumuz Hocalı katliamı iki bakımdan çok önemlidir. Birisi burada öldürülen insanların öldürülme biçimleri ve öldürüldükten sonra bile cesetlerine yapılan muameleler. İkincisi de öldürülme sebepleridir. Birinci durum bize Ermenilerin soya çeken vahşiliklerini ifade ediyor. İkinci durum ise; öldürülme sebebinin sadece Türk ve Müslüman olmaları gerçeğini ifade ediyor. Benden önce konuşan arkadaşlarımızın da vurguladıkları gibi bizler elbetteki adil bir barış ve işgal edilmiş olan topraklarımızdan Ermeni kuvvetlerin çekilmesini arzu ediyoruz. Nihayetinde Azerbaycanlı Türk halkının refah ve mutluluğa ulaşmasını arzu ediyoruz. Yaptığımız bu günler kin ve nefret tohumları etmek için değil; karşı karşıya bulunduğumuz hakikati ifade içindir. Bu meselelerin halli için elbetteki uluslararası platformlarda hak aramaya ve diplomatik faaliyetleri sürdürmeye devam edeceğiz. Ama biz biliyoruz ki esas çare Azerbaycan Türk Cumhuriyetinin kudretindedir ve esas çare Türkiye Cumhuriyeti devletinin kudretindedir ve esas çare kudretli bir Türk Birliğindedir…”

Büyük ilgi ile takip edilen toplantı sonrasında şükran plaketlerini Avrasya Bir Vakfı yönetim kurulu üyesi Şükrü Bozkurt, kitap hediyelerini ise Emekli Milli Eğitim Müdürü Samet Acar takdim ettiler.

Kategori: Konferanslar