
“Eğer bir toplumun geçmişi yoksa veya kayıpsa geleceği de yoktur.”
AVRASYA BİR VAKFI’NDA
“ÜLKE KÜLTÜRÜ MİMAR SİNAN VE MİMAR”
KONULU KONFERANS BÜYÜK İLGİ GÖRDÜ
“Eğer bir toplumun geçmişi yoksa veya kayıpsa geleceği de yoktur.”
İlgiyle izlenen konferansın oturum başkanlığını İç Mimarlar Odası Kurucu Başkanı, İç Mimar Ahmet Batu yaptı.
Batu açış konuşmasında mimarlık mesleğinin önemine kısaca değindikten sonra, konferansı verecek Dr. Sinan Genim’in son derece önemli ve örnek bir meslek adamı olduğunu belirterek sözü Dr. Genim’e verdi.
Dr. Sinan Genim konuşmasında özetle şunları söyledi:
“Bugün halen ülkemizde mimar denildiğinde akla gelen isim Sinan’dır. O eserleriyle var olmaya devam edecek gerçek bir mimar ve üstün yetenekli bir mühendistir. Sinan’ın yaptığı yapıların adetleri ve hususiyetleri dikkatle bakıldığında bu itibarın anlamı da ortaya çıkar. Sinan Osmanlı Devletinin devşirme geleneğinden dolayı ailesinde alınmış ve Enderun’da yetiştirilirmiş bir kabiliyettir.14 yaşında devşirildiği bilindiğine ve “devşirilme” için bunun ileri bir yaş olduğu göz önüne alındığında demek ki o çocukluğunda kabiliyetleri dikkati çekmiş bir kişilikti. Burada akıldan çıkarılmaması gereken; özellikle gençler için söylüyorum: her kabiliyetin bilim ile, eğitimle teçhiz edilmeye desteklenmeye ihtiyacı vardır. Sinan da böyle yapmış bir dahidir.
Mimar, kelimesinin tam anlamı yapılan şeyle insanın yüreğine inşirah vermek, coşku yaratmak demektir. Buradan hareket ederek şunu söyleyebiliriz; mimar eseri ile insanların mutluluğuna ve hayat kalitelerine katkı yapan meslek erbabıdır. Bir mimarın bunu yapabilmesi için sadece güzel, fonksiyonel, kullanıcılarını mutlu eden bir eser ortaya koyması yetmez. O yapının mutluluk, estetik ve güzellikler yaratabilmesi için çevresinde bunu sağlaması ve çevresiyle bütünleşebilmesi gerekir. İşte Sinan’ın 479 eseri bu hususiyette olup hem mimari, hem mühendislik, hem de amaç çeşitliliği ve fonksiyonellikleri bakımından olağanüstüdürler.
Sinan Hassa Mimarlar Ocağının başıdır .
Ancak devrinde Sinan’ı bir “Huda-i nabit” gibi anlatmak o devre büyük haksızlık olur. Bir kültür belli bir seviye kazanamamış ise zaten böyle bir mimar yetiştiremez. Nitekim o devrinde yalnız değildir. Hem zamanında hem de ondan sonra onun takipçileri olmuştur. O devrin, cihan devletinin ve büyük bir medeniyet ve kültürün tabii bir mahsulüdür. Bu devri inkar büyük bir haksızlıktır. Bunu ilimle vicdanla telif etme imkanı da yoktur.
Unutmayalım ki; bir milletin geçmişi yoksa veya kayıpsa geleceği de yoktur.
Büyük insanları toplumun hız ve ilham kaynağı haline getirmek esastır. Onları aşılamaz manialar haline getirmek özellikle yetişecek nesillere yapılacak en büyük kötülüktür.”
Büyük bir beğeniyle dinlenilen konferanstan Dr. Sinan Genim’e şükran plaketi Küçükçekmece Kaymakamı Orhan Öztürk, kitap hediyelerini ise Vakıf Yönetim Kurulu Üyesi Yüksek Mühendis Faruk Sezgin takdim ettiler.
Kategori: Konferanslar


