
Avrasya Bir Vakfı Basın Bildirisi 1…
Sayın James JEFFERY
ABD Büyükelçisi
ANKARA
Ekselansları,
Hatırlı millet olmanın ve büyük devlet olmanın baş şartı adil olmaktır.
04.03.2010 tarihinde ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesince yapılan oylama adalet, hak ve hukuk adına bizleri utandırdı. ABD’nin buna alet olmaması gerekirdi.
Biz ekli yazıda; ABD – Türkiye Cumhuriyeti dostluğunu da gözeterek bazı gerçeklerin göz önüne alınmasında ısrarcı olurken, Türkiye Cumhuriyeti devletine ve Türk milletine yapılmış olan haksızlıklar karşısında da üzüntülerimizi ifade ettik.
Bu düşünce ve duygularımızın ABD Senatosu Başkanlığı’na iletilmesini sizden saygıyla ve önemle talep ediyoruz.
Saygılarımızla
Şaban GÜLBAHAR
Avrasya Bir Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı
ABD Senatosu Başkanlığı’na
Amerikan-Ermeni toplumları içerisindeki radikal gruplar her yıl tekrarlanan sözde “Ermeni Soykırımı”nın tanınması kampanyasını yeniden başlatmışlardır.
Dış İlişkiler Komitesi’nde yapılan oylamada kabul edilmiş olan Önerge metni, hatalı, çarpıtılmış ve taraflı iddialardan ibarettir. Söz konusu önerge ile Türk halkı, atalarının işlemedikleri bir suç ile itham edilmektedir. Bu haliyle Önerge, Türk halkının haysiyetine yapılmış bir hakaret olarak görülmektedir. Aynı dönemde Türk halkının yaşamış olduğu kayıplar ve acıların dile getirilmemiş oluşu, Önerge’de yer alan tarihi açıdan somut çarpıklıklar ile taraflı iddiaları teyit eder niteliktedir.
Söz konusu önerge, “Bulgular” başlıklı kısımda, tarihsel bir vaka olan 1915 olayları hakkında görüşlerini dile getirmiştir. Ne yazık ki bu bölümde dile getirilen “iddialar” ABD’deki Ermeni Diasporası’nın Türkiye aleyhinde yürüttüğü Diaspora faaliyetlerinde kullandığı propaganda söylemleri ile birebir örtüşmektedir. Dış İlişkiler Komitesi’nin muteber üyelerinin, Ermeni Türkiye aleyhtarı ve tarihsel açıdan hiçbir dayanağı bulunmayan tek taraflı iddialarını Kongre gündemine taşımaya yönelik bir girişim olan söz konusu Önerge’yi kabul etmiş olmaları kayda değer bir tarihsel geçmişi olan Türk-Amerikan dostluğunu derinden sarsmıştır.
252 numaralı Önerge 1915 olayları konusunda tarihsel bilgi ve deliller ile farklı görüşlerin dikkat alınmamış olması dikkat çekicidir. Öncelikle Önerge’de sözde Ermeni Soykırımı’nın 1915-1923 yılları arasında vuku bulduğuna dair iddianın, hiçbir tarihsel belge ve bilgi ile desteklenmediği, aksine Türkiye Cumhuriyeti’ni de töhmet altına almak amacıyla sonradan eklenmiş bir ifade olduğu gerçeği ortadadır. Bu önergenin Kongre gündemine alınması yalnızca Osmanlı Devleti’ni değil aynı zamanda çok ciddi ve kötü niyetli bir hata olduğuna inandığımız bir ifade ile Türkiye Cumhuriyeti’ni de töhmet altında bırakmaya yönelik bir karar teşkil edecektir. Şüphesiz böyle bir suçlama Türk-Amerikan ilişkilerini ve Türk halkı nezdinde Amerika Birleşik Devletleri’nin güvenilirliğini telafi edilmesi çok zor bir şekilde zedelemiştir.
1915 olayları, Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu savaş ortamında, her devletin birlik, bütünlük ve güvenliğini korumak amacıyla almak zorunda kalabileceği önlemler sonucunda ortaya çıkmış üzüntü verici olaylardır. Unutulmamalıdır ki söz konusu dönemde Osmanlı Devleti birçok cephede savaşmaktadır. Böyle bir ortamda, sayıları Osmanlı nüfus kayıtlarına göre 1.294.000 civarında olan Ermeniler içerisinde bazı grupların ve savaştan etkilenen Doğu Anadolu bölgesindeki Ermeni nüfusun Rus, Fransız ve İngiliz işgal kuvvetleri ile gizli anlaşma ve işbirliği yapmış ve bölgedeki sivil halka yönelik imha ve katliamlarda bulunmuş olması birçok ülke arşivlerinde bulunabilecek belgeler ile ortaya konmuştur. Ermeni nüfusun yer değiştirilmesi, haklı bir şekilde güvenlik kaygılarından kaynaklanmaktadır.
Tehcir sürecinde Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu savaş koşulları sebebiyle Ermeni nüfusun yer değiştirilmesi sırasında hastalık, çete ve aşiret saldırıları neticesinde ölümler ve acılar yaşanmıştır. Ancak aynı trajik acıları Türk ve Müslüman nüfusun da paylaştığı unutulmamalıdır. Savaş sonrasında ve günümüze kadar, Osmanlı Hükümeti’nin Ermeni nüfusu ortadan kaldırma niyeti taşıdığına dair hiçbir belge ortaya konulamamıştır. Aksine Osmanlı Devleti, Ermeni nüfusun mal ve can kaybının önlenmesi ve bu nüfusun gönderildikleri yerlerde yaşam koşullarının sağlanması gibi hususlarda kesin emirler vermiş olduğu da yine tarihsel araştırmalar ile kanıtlanmıştır.
Tehcir sırasında yaşanan ve hem Ermeni hem de Türk ve Müslüman nüfusu etkileyen acı ve kayıplar, Türk halkının tarihsel hafızasında, emperyal bir savaşın masum ve sivil halk üzerindeki trajik sonuçlarını yansıtması açısından yerini almıştır. Ancak bu acıların, günümüzde uluslararası ve ulusal alanda sığ siyasi ve başka çıkarlar elde edilmesi amacıyla tahrif edilerek kullanılması kabul edilemez.
Tarihsel açıdan taraflı ve çarpıtılmış iddialar üzerine kurulu olmasının yanında, uluslararası hukuk açısından, soykırım suçu parlamento komite, alt-komite veya diğer siyasi kurumlar tarafından değil, yalnızca yetkili ve tarafsız mahkemelerce tayin edilebilmektedir. Bu haliyle önerge Türk-Amerikan dostluk ve işbirliğini sekteye uğratmaktan öte hiçbir hukuki veya tarihsel geçerliliğe sahip olmayan bir belge niteliğindedir.
Bulgular bölümünde dile getirilen iddialar, tarih biliminin konusu olup, daha önce bir grup emekli Türk Büyükelçi tarafından Kongre Başkanı Nancy Pelosi’ye gönderilen mektupta temelsiz ve çarpıtılmış oldukları da ortaya konmuştur.
Bizler Türk ve Amerikan halkları arasında kaynağını tarihten alan bir dostluğun var olduğuna ve bu dostluğun gelecekte de sürdürülmesi gerektiğine inanan Türk sivil toplum kuruluşları olarak iki ülke halkı ve devletleri nezdinde, Türk halkının onur ve haysiyetine hakaret niteliği taşıyan sözde Ermeni Soykırımı’nın tanınmasına dair önergenin hiçbir değerinin olmadığına inanıyoruz. Ancak Türkiye aleyhtarı girişimlerin her yıl Amerikan Kongre’sinde gündeme gelmesi ve iki ülke arasında, küçük siyasi çıkarlar ve propaganda kaynaklı, krizlerin patlak vermesini yukarıda bahsini ettiğimiz dostluk anlayışına uygun bulmadığımız bir kez daha ilan ediyoruz. Türk sivil toplum kuruluşları olarak söz konusu önergenin Dış İlişkiler Komitesi’nde kabul edilmesini şiddetle kınıyor ve Amerikan Kongresi’nin değerli üyelerini sağduyulu davranmaya çağırıyoruz.
Kategori: Haberler



Yorum Yaz