
“Türkçe Neyimiz Olur?”
Avrasya Bir Vakfında “Türkçe Neyimiz Olur?”
sorusuna cevap arandı
“Dil, geçmişi anlamamıza yarayan günümüzü geleceğe taşıyan
Allah’ın insana lütfettiği en büyük nimetlerden biridir.”
“Türkçe Neyimiz Olur?” konulu konferansın oturum başkanlığını Emekli Milli Eğitim Müdürü TV Program yapımcısı Atila Yayım yaptı. Açış konuşmasında Türk Dünyasının önemli şairi Bahtiyar Vahabzade ve Arif Nihat Asya’dan anadil ile ilgili mısralar okuyan Yayım bugün anlatılacak konunun ehemmiyetini vurgulayarak bu konuyu Prof. Dr. Musa Duman gibi ehil bir bilim adamından dinleyebilmenin büyük şans olduğunu ifade etti.
Daha sonra söz alan Prof. Dr. Musa Duman özetle şunları söyledi;
“Öncelikle konu başlığına bir cevap vermemiz gerekirse, neyimiz olmaz ki?.. dememiz icap eder. Bütün yaratılan canlıların kendilerince bir iletişim yolları olduğunu biliyoruz ama bunların hiç biri insanın dili ile mukayese edilemez. Çünkü dil insanlık hayatında kültürü oluşturan, medeniyeti kuran ve bunu yüzyıllardan yüzyıllara taşıyan bir özelliğe sahiptir. Bu sadece insana özgü bir durumdur. Bir milletin medeniyet seviyesi o milletin dili ile doğrudan doğruya ilgilidir. Bugün hepimizin bildiği ilk Türk yazıtları 8. yüzyılı ifade etmektedir. Burada kullanılan yazı karakterini, kelimeleri cümlelerin ifade gücünü ve ahengi dikkate aldığımız zaman böyle bir metnin yazılabilmesi için bundan önce en az yaşanmış bin yıllık bir medeniyete ihtiyaç olduğu anlaşılacaktır.
Toplum olarak dilimizin gücünün çok farkında olduğumuzu söyleyemeyiz. Hepimizin bildiği Karamanoğlu Mehmet Beye kadar dil konusunda ortaya koymuş bir hassasiyetimiz bulunmuyor. Lakin bu umursamazlık belki de Türkçe’nin bize verdiği güvenden ve kendi kudretinden kaynaklanan bir durumu ifade edebilir. Çünkü dönemsel olarak baktığımız zaman çok fazla yazılı edebi eserin bulunmadığı biz zamanda bir Yunus Emre, halen daha insanlığın en yüksek duygularını, en yüksek bir zevkle, edebiyatla ifade ettiği şiirlerini söyleyebiliyor. Bir Yunus Emre’nin ortaya çıkabilmesi için ve bu şiirlerin söylenebilmesi için binlerce yıllık bir kültürel birikime ve geleneğe ihtiyaç vardır. Bu Türk milletinin de, Türk dilinin de bir bakıma şifaî ve gizli kudreti olarak önümüzde durmaktadır.
Dilimizin 12. asırdan başlayarak farklı coğrafyalarda 20 civarında lehçe olarak konuşulmakta olduğunu biliyoruz. Bu da bize yazmada tembel olmamıza rağmen sözlü kültürde büyük bir zenginliğin kaynağı olduğunu göstermektedir. Dilimizin edebi ürünlerinin daha dikkatle incelenmesi ve yazılı kültürün daha yaygın hale getirilmesi için Cumhuriyet döneminde bazı hataları içerisinde bulundursa da yapılan faaliyetlerin önemini ifade etmemiz gerekmektedir. Bu çalışmaların başlangıç tarihi 1923’tür. Şu anda benimde başkanlığını yapmakta olduğum Türkiyat Araştırma Enstitüsünün kuruluşu da 1924 yılıdır. Türkiye’de dil üzerinde yapılmış en büyük hata Türkçe’nin üzerinden ideolojik kavgaların yürütülmesidir. Bu bir dönemde çok yoğun bir mahiyet arz ederek dilimize de toplumumuza da büyük zarar vermiştir. Şu prensibi hiçbir zaman unutmamamız gerekir. Dil insanlığın en büyük değerlerindendir. Sosyal hayatın canlı bir organizmasıdır asla sunni müdahalelere ve cebri yönlendirmelere müsait değildir.”
İlgi ile takip edilen konferansın sonunda Prof. Duman’a şükran plaketini Avrupa Konseyi Daimi Üyesi E. Milletvekili Cevdet Akçalı, kitap hediyelerini ise E. Milletvekili Ahmet Çakar takdim ettiler.
Kategori: Konferanslar


