Türk Dünyasının Bilge Başkanı Nursultan Nazarbayev…

 

Duruşunda örsle çekiç arasında dövülmüş, tunçlanmış bir ifade var. Gözlerinde ve yüzüne yayılan tebessümde sevgi ve şevkat…

            Toprağına sağlam basan, uzağı gören düşünen ve yazan hikmetli söz konuşan güven veren bir devlet adamı Nazarbayev ve Türk Dünyasının büyük şanı…

            Benim bildiğim iki eseri Türkiye Türkçesiyle de yayınlandı. Birisi Kritik On Yıl (ASAM  2003 Ankara) diğeri ise Ahmet Yesevi Üniversitesi Yardım Vakfı Bilgi Yayınları (15.01.1996 Ankara)ından “Yüz Yılların kavşağında” adlı eserden bazı bölümleri sizlerle paylaşmak istiyorum:

            “ASLINI OKU!”

            “Bu öğüdü dikkate alarak, olayların tümünü yirmi yıl öncesinde karşımızdakilerin planlayıp kurduğunu söyleyen; geçmişi özleyip sızlaşan boş boğazların mantığına değer vermiyoruz.” Sayfa:12

            “Yöneticinin kendisine bile hizmet etmesinin zor olduğu ihtiyarlık yaşlarında, yıllarca yönetimde kalmasının kendisi içinde ağır bir durum olduğunu düşünüyorum…” Sayfa:47

            “Güvenli dünya dediğimizin aslı, çeşitli ekonomik, siyasi, geleneksek, medeni nitelikleri bakımından boyalı renkli mozaik bir dünya demektir…” Sayfa : 59

            “Birlik kurmak dışarıdan hoş görünse de ‘BİR TAZ TELPEKTİ İKİNŞİ TAZ TELPEKTEN ALMSTRU’ (Bir dazlağın takkesini ikinci bir takkayle değiştirmek)” Sayfa:105

            “Bu coğrafyadaki dağılışın damarı çok derindedir… Sayfa:110”

            “Modernizasyon denilen bir tek örnek, bütün devletlere, hatta hala kabile seviyesinde kalmış ülkelere bile ‘kösegini gögertin’ (yanmış odunu yeşertin) tek örnek olarak sunulmuştur…” Sayfa: 119

            “Zaman geçtikçe anladık ki; gelişme stratejimizi; milli devlet özellikleri, siyasi tarihimiz ve kültürümüzün kendine has özelliklerini, Sovyet sisteminden kalan yapıyı etnik geleneğimizi ve daha başkalarını, medeniyet ve kültür çevremizi dikkate alarak belirlemeliyiz…” Sayfa: 119

            “Ben parlak teorilerden daha çok, alçak gönüllü ve akla uygun işlere itibar gösteriyorum.” Sayfa:122

            “Toplum iktidara ulaşmak isteyenlerin sadece dış parlaklığına bakarak onlara inanırsa çok şey kaybedecektir.

            Gerçek siyasetçide en az üç yetenek gereklidir:

1-     Teorik hazırlık

2-     Ekonomik hizmet tecrübesi 

3-     Karar sorumluluğunu üstlenme Sayfa:128

“Devlet dediğimiz biz demektir.” Sayfa:129

“Sovyet döneminde bile, gerçek milli devletin, milli faktörün; sınıf faktöründen üstün olduğu inancı kabul edilmeye başlandı.”

İnsanların bu duygusu hangi büyük kalibreli ideolojik silahla vurulursa vurulsun, kurutulamaz, yok edilemez. Sayfa:130

            “Popülizm demokratik toplumun bedeninde çıkan bir sivilce değil bir virüstür… Onunla mücadelenin tek yolu insan unsurunun kalitesini artırmak için sürekli çalışmaktır.” Sayfa:135

            “Medeniyet demeye dilimin varmadığı, ucuzluğun çamur seline battığımız konularda az değil. İnsan düşüncesine özgürlük, can güvenliği, hala zaman zaman ortaya çıkan problemler yüzünden zor amaçlarımız olarak kalmaktır. Sayfa:144

            “İnsanın en büyük üstadı kendi başından geçen zorluklardır.” Sayfa:145 

            “Ben değişim döneminde devlette bütün siyasi güçlerin birlikte hareketinin gerektiğini başında söylemiştim.

            Buna göre demokrasinin temeli siyasi istikrardır. Onu korumak başlıca amaçtır. Dünya tarihinin gösterdiği gibi kaos, devrim ve savaş, diktatörlüğün doğuşunu sağlayan eski ortaklardır…” Sayfa:155

            “Nükleer silahlar bizim yüzyılımızın baş belasıdır.” Sayfa : 193

            “… Medeniyetimizin kopan bağlarını onaracağız. Fakat başka halklar ve devletlerle ilişkilerimizi koparmayacağız, kiminle olursa olsun bir daha eşit olmayan ilişkilere girmeyeceğiz…” Sayfa: 194

            “Gencher (Almanya Cumhurbaşkanı) çok tecrübeli ve bilgili bir devlet adamıydı…

            Demokratik devletle ilgili bana şunları söyledi (1991):

            ‘O, kendi halkının uğruna nefsini kurban edebilmek demektir. İnsanların fikrine kulak vermek, gönlündekini açıkça ifade edip kendisini özgür hissetmesini sağlamak, her insanın bu dünyaya eşit olarak geldiğini kabul etmek demektir…’ ” Sayfa: 219

            “Fahd’ın Allah’a olan sonsuz inancı beni etkiledi…

            Kralın özel izniyle Kabe’nin içerisine girdik. Kendimi gökle yer arasında uçuyormuşum gibi hissettim…

            Yine Kralın izniyle Peygamberimizin, Ebubekir, Osman ve Ömer Hazretlerini beytin içine girerek ziyaret ettik.

            Bu ziyaretten sonra olağanüstü bir yağmur yağdı. Oysaki yağmur  mevsimine daha iki ay olduğu ifade edildi…” Sayfa: 234

            “İslam’ın kutsal mekanlarında bulunmak, benim çağımızda dinin rolü ve hizmeti konusundaki görüşlerimi kökten değiştirmeme sebep oldu.” Sayfa: 233- 234

            “Yeni gelenekle kök salmadan, mevcut medeniyetin temellerini sökmek, çoğu zaman toplumu boşlukta bırakıyor. Kökleri kesilmiş gövdeye yapılacak aşının meyve vermeyeceği kesindir.” Sayfa:235

            “Özel olarak hazırlanmış at nallarını bir kazığa geçirme yarışını Bush’la oynadık” Ben kazandım. Hayretle, sık sık oynar mısın? Diye sordu.

“Ben de; yok, ilk defa oynadım.” dedim. Sayfa:255

            “Batılı politikacılarla her görüşmemde, kişisel farklılıklarına rağmen, kültürel özelliklerinin aynı olduğunu fark ettim. Bunun kilise kültüründen kaynaklandığını sanıyorum.” Sayfa: 264

            “En önemlisi zamanın getirdiği değerlerle, kendi benliğimizi meydana getiren değerlerin birbiriyle kaynaşan ‘altın ovnasını’ (nehrin denize kavuştuğu yer) bulabilmektir.” Sayfa:269

            Bilinmesi gereken şudur ki; Kazakistan’ın yıldızı boşuna parlamıyor, Nursultan Nazarbayev boşuna önemli devlet adamları safında yer almıyor.

            İşin içinde emek var, yürek var, iman var, bilgi var…

            Abdullah KILIÇ

Kaynak: ÖNCEVATAN

Kategori: Basın Dünyası