
İslam Dünyasında Kur’an Anlayışı…
“Kur’an-ı Kerim az sözle çok mana ifade eden bir kelâmdır.”
Avrasya Bir Vakfında bu hafta “İslam Dünyasında Kur’an Anlayışı” konulu konferans İlahiyatçı – Araştırmacı Yazar Ahmet TEKİN tarafından verildi.
Konferansın Oturum Başkanlığını İlahiyatçı– Araştırmacı Yazar Ahmet BAYDAR yaptı. Ahmet BAYDAR açış konuşmasında özetle şunları söyledi;
“Peygamber Efendimiz arkadaşlarının arasındaki iken toplumda Kuran’ı Kerim-i anlama sorunu olmazdı. Bireysel sorunlar yaşanırdı ancak toplumsal sorunlar yaşanmazdı. Peygamber Efendimizin vefatından sonra yıllar geçtikce bu sorunlar artmaya başladı. Kur’anı anlama konusunda ilk olarak rivayet tefsiri baş gösterdi. Peygamber Efendimiz şöyle anlıyordu, şöyle yorumlamıştı şeklinde insanların taşıdıkları bu rivayetler zaman geçtikçe eleştirildi. Daha sonra rivayet tefsiri yerine akli tefsirle Kur’anı anlama faaliyetleri başladı. Siyasi ihtilaflar çoğaldıkça da üçüncü bir zihniyet daha doğdu. İşarî tefsir yani züht tefsiri başladı. Bu bakış açıları bin iki yüz yıl İslam dünyasında kabul edildi. Yalnız son yüz yıldır o kadar farklı anlayışlar türetildi ki insanlar bunları anlayamaz hale geldi.
Biz bugün İslam dünyası Kur’anı nasıl anlıyor? Nasıl anlatıyor? Nasıl anlamalıdır? sorularına cevap arayacağız.”
Ahmet Tekin konferasında özetle şu hususları ifade etti:
Kur’anı Kerim-i anlamaya yönelik bugüne kadar yapılan çalışmaları sizlerle paylaşacağız. Kur’an’ı Kerim’in ilk Türkçe’ye tercümesi hicretin 50. yılıdır. Ben ‘Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru’ adlı eserimi ilk 2001 yılında neşrettiğim zaman Türkiye’deki meal sayısı 115 civarındaydı. 2010 yılında bu sayı 200’ü bulmuştur. Orijinal diyebileceğimiz meal sayısı ise 5’i geçmez. Arapça bilmeyip de meal yazmaya teşebbüs edenler bile olmuştur. Kur’an-ı Kerim az sözle çok mana ifade eden bir kelâmdır. Kur’an-ı Kerim lafzi tercüme edilmeyecek bir kitaptır. Bu işi anlayan insanlar Kur’an-ı Kerim’in lafzî tercümesi ile anlaşılamayacağını açık bir şekilde ifade etmişlerdir.
Bir örnek verecek olursak; Bakara suresinin 17. ayeti ‘Onların hali ateş yakanın hali gibidir.’ şeklinde tercüme edilmiştir. Bu lafzî bir tercümedir. Ayetteki asıl mana; ‘Onların durumu, ateşle bilgi veren kimsenin çevresindeki kuşkucu kararsız kimselerin durumuna benzer’ Bu ayeti lafzen tercüme ile anlamak mümkün değildir. Bunun manasını anlamak için bu meselin Arap Edebiyatındaki yerini bilmeniz gerekmektedir. Geçmişte insanlar birbirlerine ateşle bilgi veriyorlarmış. Ateş yakıldığında savaş kazanıldı hazırlık yapın yahut da düşman geliyor tedbirinizi alın manasına geliyormuş. Hz. Peygamber de bu ayetteki ateş yakana, münafıkların hali de çevresindeki kuşkucu, kararsız kimselerin haline benzetiyor.
Bir başka örnek vermek istiyorum; Takva ve ittika kelimeleri Kur’anı Kerimde 274 yerde geçiyor. İlk Kur’anı Kerim lügatını yazanlardan Râgıb el-Isfahânî bu ittika kelimesinin manasının korunmak olduğunu söylüyor. Vekâ’dan türemiştir; vekâ korudu demek vukiye korundu demek. İttika da korundu demek. Peki vukiye ile ittika arasındaki fark ne? İttika karşılıklı rıza göstererek, benimseyerek korunma manasına gelir. Vukiye de korundu denildiğinde bunu benimseyip benimsememesi önemli değil.
Peki bizim hocalarımız neden ittikayı Allah’tan korkun, Allah’tan çekinin, Allah’tan sakının manalarına çevirmişler? Geçmişte birkaç lügat alimi korunma korkmayı gerektirir, korkmada korunmayı gerektirir şeklinde yorumlamışlardır. Dolayısıyla biz korunmaya korkma diyebiliriz demişler. Halbuki bu dinde zorlama söz konusu değil, rıza ile korunma söz konusudur. Korkmada rıza yoktur. Burada ciddi bir hata var.
Bizim bir Türkçe hocamız vardı ve derdi ki; ‘Dilde mantık yürütülmez. Her isim müsemmasına uygun olsaydı kazmaya kazan, kazana kızan, iğneye diken, dikene batan demek gerekirdi’ derdi. Dolayısıyla burada mantık yürüteceğiz derken çok ciddi hatalar yaparak Kur’an-ı asıl merkezinden uzaklaştırarak bir çok sıkıntı meydana getirmekteyiz”
Konuşması ilgi ve takdirle karşılanan Ahmet Tekin’a vakfın şükran plaketlerini Türk Kültürüne Hizmet Vakfı Genel Başkanı Avukat Şerafettin Yılmaz, kitap hediyelerini ise Avrasya Bir Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Mühendis Cengiz Yalçınlar takdim etti.
Kategori: Konferanslar


