
“Kürt’ün kurtuluşu Türk ile birliğindedir.”
Tarihçi – Araştırmacı Yazar Mahmut Akyürekli,
Avrasya Bir Vakfında “Kürt Meselesinin Tarihi Kaynakları ve Çözüm Önerileri”
başlıklı bir konferans verdi.
Kürt – Türk kardeşliği ne zaman başladı?
Kürtlerle Türklerin ilk tanışıklığı 8. yüzyılın sonlarındadır. Yani bu tarih iki halkın da İslam’la müşerref oldukları tarihtir. Bu tarihten itibaren Türkler ve Kürtler iç içe yaşamışlardır. Selçukluların kuruluşundan önce Anadolu’nun doğusunda, İran’ın kuzeyinde ve batısında birçok Kürt Beylikleri kurmuştur. Daha sonra Selçuklu Devletinin kuruluşu ile beraber bu beylikler sona ermiştir. Kürtler bir daha devlet kurma gereği hissetmemişlerdir.
1920 yılında Lozan görüşmeleri yapılırken TBMM kürsüsünde Dersim Milletvekili Hasan Hayri bey şöyle söylüyor; “Kürt’ün kurtuluşu Türk ile birliğindedir.” Bin yıl önce Selçuklular bile bunu idrak etmişler ve Kürt ile Türk’ün birliğini sağlamışlardır. Bunun neticesinde Selçuklu’dan Osmanlı’ya bu devletlerin İslam uğruna savaşlarında iki halk hiçbir zaman ayrı cephede yer almamışlardır.
Peki bin yıl sonra ne oldu?
Bu sorunun cevabı için özelliklede Osmanlı’nın son dönemine bakmak lazım. Bu dönem Türk modernleşmesinin de başlangıç dönemidir. 1839 yılı Tanzimat Fermanı bizim modernleşmemizin, çağdaşlaşmamızın başlangıcı gibi gözükse de aslında Osmanlı’nın dağılmasının başlangıcıdır.
Fransız İhtilali ile başlayan ulusçuluk, milliyetçilik kavramı birçok ulus devletlerinin de ortaya çıkmasına sebep oldu. Osmanlı da birçok etnik gruptan oluşuyordu. Bunun neticesinde önce Balkanların sonra da dindaşlarımız olan Arapların bizden ayrıldığı görülür.
Kürt kökenli insanlarla, Osmanlı’nın ilk olumsuz problemi Babanzade Abdurrahman Paşa İsyanı olarak geçer. 1806 yılında bugünkü Irak’ın Süleymaniye sınırlarında Babanzade Halit Paşa diye bir paşa vardır, vefat eder yerine geçecek olan yeğeni Abdurrahman Paşa’ya yetki verilmez. Bunun üzerine hak iddia eder ve bir karşı duruş başlar.
İkinci büyük hadise ise Bedirhan Bey isyanıdır. Osmanlı adına bölgeyi idare eden Paşadır. 1847 yıllarında bugünkü Cizre’yi yönetiyor. Bu dönemde çok ciddi manada Süryanilerin, Ermenilerin misyoner faaliyetleri başlıyor. Bu misyoner faaliyetlerine engel olmak isteyen Bedirhan Bey Nesturileri bastırmak amacıyla sert müdahalede bulunuyor. Çok Nesturi öldürüyor. Bu sefer İngiltere’nin baskısıyla Osmanlı Bedirhan Beyin üstüne asker göndermek zorunda kalıyor.
Tarih kitaplarının hiç birinde Kürdistan ile ilgili bir iddia görmezsiniz.
1908 yılından sonra çok önemli iki hadise vardır. İttihat ve Terakki’nin kurucularını biliyorsunuz. Beş kurucusu vardır. Bunlardan Abdullah Cevdet ve İshak Sükunu Kürt’tür. İlk kuruluş amacı da Osmanlı’yı korumaktır. O dönemde iki tane de Kürt derneği vardır. Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti (1908), Kürt Teali Cemiyeti (1918). Osmanlı kaynaklarında bunlara mensup insanların karıştığı siyasi olaylar olsa da amaçları hiçbir zaman bir Kürt Devleti kurmak olmamıştır.
Hatta Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti’nin Maksad-ı Tesis’i şöyledir;
‘Madde 1 – Ahkâm-ı celile-i İslâmiyeye muvafık ve saadet-i milletle selâmet-i vatanı mütekeffil olan Kanûn-ı Esâsî’nin kavaid-i muhassenatım bu hakayıka vakıf olmayan birtakım Kürtlere tefhim ve Osmanlılik sıfat-ı mübeccelesini daima muhafaza ile beraber din ve devletin yegâne medar-ı terakki ve hayatı bulunan usûl-u meşrutiyet ve meşveret muhafaza ve idame edildikçe makam-ı hilâfet-i kübra ve saltanat-ı uzmaya Kürtlerin revabıt-ı vesikasım teşyit eylemek ve vatandaşları olan Ermeni ve Nasturi ve akvam-ı saire-i Osmaniye ile hüsn-i imtizac ve muaşeretlerini bir kat daha takviye ve tezyid ve kabail ve aşair arasındaki bazı gûna münaferet ve ihtilâfı izale ile cümlesinin bir merkez-i meşru-i ittihâdda hemdest-i terakki olmaları esbabını temin ve maarif ve sanayi ve ticaret ve ziraatı neşr-ü tevsi’ etmek mekasıd-ı esâsîyesi üzerine “Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti” nâmıyla bir cemiyet-i hayriye teessüs edilmiştir.’
Bu derneklerin kuruluş amaçlarına baktığımızda durumu daha iyi anlıyoruz.
Cumhuriyet dönemine baktığımızda da, 1925 yılında Şeyh Sait İsyanını, 1938 yılında da Dersim Meselesini görürüz. Yine bu isyanlarda da Kürt Devleti kurma amacını görmemekteyiz.
Çözüm önerimiz nedir?
Bizler Kürt – Türk meselesinde çözüm üretmek istiyorsak dindar Kürt Kardeşlerimizi çok iyi dinlemeliyiz. Ülkemizde dini bir tarafa koyarak çözüm ararsak asla başarılı olamayız.
Kategori: Konferanslar


