“Bilgiyi elinde tutan hayatı da elinde tutar…”

 

Toplumların Kaderinde Enformasyonun Rolü

 Avrasya Bir Vakfı’nda bu haftaki konferans konusu “Tarihten Örneklerle Toplumların Kaderinde Enformasyonun Oynadığı Rol” idi. Konferansı Turquie Diplomatique Gazetesi  Genel Yayın Yönetmeni Ömer Özkaya verdi. Konferansın oturum başkanlığını TRT E. Spikeri – Program Yapımcısı Harun Yöndem yaptı.

            Harun Yöndem konferansı açış konuşmasında şunları ifade etti;

“Enformasyon kelimesi bilgi, malumat ve haber karşılığında kullanılmaktadır. Günümüzde ise en çok yönlendirici haberlerde kullanıldığını görmekteyiz. Bu yönlendirici bilgilerin toplumlardaki etkilerini Ömer Özkaya beyden dinleyeceğiz.”

Turquie Diplomatique Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ömer Özkaya özetle şunları ifade ettiler;  

            “İnsan vücudunda iki merkez vardır. Birincisi enerji merkezi yani midemiz, diğeri de bu sisteme yön veren akılımızdır. İnsan vücudu bu merkezleri çalıştırmak için de dışarıdan iki madde alıyor; ekmek ve bilgi… Ekmeğiniz ne kadar helal, bilginiz ne kadar doğru ise bu sistemden de o kadar doğru kararlar çıkar. Eğer ekmeğiniz haram bilginiz de yanlış olursa bu sistemden asla doğru karar çıkmaz. O yüzden ekmeğin helalliği kadar bilginin doğruluğu da çok önemlidir.

            Bir ülkenin bağımsızlığa giden yolu bilim ve teknolojiden geçer. Şu anda Türkiye’nin durumuna dair birkaç örnek vereceğim. Türkiye 423 ton demir karşılığında sadece 1 ton ilaç alabiliyor. 2.612 tır çimento satıyoruz. Bunun karşılığında sadece 1 tır bilgisayar alabiliyoruz. 1 tır domates satıyoruz bunun karşılığında sadece 7 kilo domates tohumu alabiliyoruz. Dış ticaret açığımızın sebebi de zaten yurtdışında aldığımız ileri teknoloji ürünlerden kaynaklanıyor. Ayrıca ihracatımızın %70’i de dışarıdan aldığımız ara mal ithaline bağımlı. %70’lık ara malı alamadığımız zaman bizim 100 milyar dolarlık ihracatımız çok ciddi miktarda sekteye uğruyor.

            1 kilo gelen bir bilgisayar için 2 milyar TL, 900 kilo gelen bir otomotiv için yaklaşık 35.000 TL para ödüyoruz.  Acaba biz bilgisayar mı üretmeliyiz? Otomotiv mi üretmeliyiz? Çağımız giderek daha akılcı karmaşık sistemlerin önemli hale geleceği bir döneme gidiyor. Dolayısıyla bizim özellikle nanoteknolojiye yönelmemiz gerekiyor.  Savunma sanayinde de 15 yıl sonra o dev tankların yerine insansız küçük casus uçaklar üretmek çok daha hayati hale gelecektir.

            Bir devletin bağımsız olup olmaması üç ayağının var olup olmadığına bağlıdır. Yani siyasi açıdan bağımsız mı, ekonomik açıdan bağımsız mı, üç askeri açıdan bağımsız mı? Eğer bu üç konuda bağımsız ise o devlet bağımsızdır. Dikkat ederseniz dünyada 8-10 devletin üç ayağı yere basar. Diğer geriye kalan yaklaşık 140 devletin mutlaka bir ayağı eksik tutulmuştur. Parası vardır ama askeri açıdan bağımlıdır veya siyasi açıdan bağımlıdır.  

Dünyada 7 devlet var bunlardan 5 tanesi Arap Devleti, 2 tanesi Türk Cumhuriyeti Devleti. Bu yedi devlet dünya petrol rezervinin %67’sine sahiptir. Ne enteresandır ki bu 7 devlet ailelere yönettiriyorlar. Burada aklımıza; hani demokrasi yaygınlaştırılmak isteniyordu? sorusu aklımıza geliyor. Neden Mısır’a, Suudi Arabistan’a hangi çağda yaşıyorsunuz? sorusu sorulmuyor. Bunun bir manası olması lazım.

            Bilgiye sahip olan devletler diğer devletleri nasıl kullanıyor? Sorusuna baktığımızda ise eğer ekmeğinizi ve idealinizi büyük güçlerin eline veriyorsanız, bu güçler sırtınıza biner ve siz gidersiniz ekmemeğiniz elinizden gider. Bir türlü hedefinize ulaşamazsınız.   

Türkiye 80 yıllık hayatında ciddi sıkıntılar yaşadı. Türkiye’nin artık bu sıkıntılı döneme bir son vermesi gerekiyor. Ekonomide, siyasette yeni yeni bağımsızlık yolunda ilerliyor.  

Enformasyon toplumları milletlerin devletlerin hayatında nasıl kader rolü oynuyor buna dair örnekler vermek istiyorum. En temel olan şudur ki; Kur’an-ı Kerim’in ilk ayeti “İkra” yani “Oku”dur.  Allah’u Teala bize enformasyonun ne kadar önemli olduğunu daha nasıl izah etsin ki? O yüzden her şey döner dolaşır bilgiye gelir diyorum.   

Türkiye dünyada krom madeni zengini bir ülkedir. Krom savunma sanayinin mayasıdır. Eğer krom bulamıyorsanız siz kesinlikle savunma sanayi üzerine hiç bir şey yapamazsınız. Her yıl 2 milyon ton krom satıyoruz özellikle Çin ve Rusya’ya. Fakat acı olan şu bizim kromumuzda dünyadaki diğer benzerlerinden daha farklı olarak platin var. Bizde ki krom daha yüksek bir platine sahip. Biz platini kromdan ayıran tesise ve enformasyona sahip olmadığımız için altından daha kıymetli platini çok ucuza dışarıya satıyoruz. Bu platinin değeri toplam 15 ton altına denk geliyor.  15 ton altınımız ayrıştıramadığımız kromun içinde yurtdışına gidiyor onlar ayrıştırıp bize platin olarak bize geri satıyorlar.  Bunun için yaklaşık 30 milyon dolarlık bir yatırım gerekiyor. Tabi o enformasyonun da bulunup Türkiye’ye getirilmesi gerekiyor.

            Bizim ekonomimiz üretime dayalı bir milli ekonomi değil. Bizim ekonomimiz Avrupa’nın uluslar arası markalarının temsilciliği, onların ürünlerinin pazarlanması ve onların yan parçalarının üretilmesi şeklindedir. Bizim çok acilen üretime dayalı milli ekonomi modeline geçmemiz gerekmektedir. Türkiye’nin Cumhuriyetinin ilanının 87. yılındayız ve Recep Tayyip Erdoğan hükümeti 62. Hükümettir.  87 yılı 62’ye böldüğünüzde hükümet başına 1 yıl 4 ay düşer. Buna tek parti dönemi, darbeler dönemi hatta uzun Menderes, Özal ve AKP dönemi de dahildir. Bu ülkede sizce istikrar olur mu? Olmaz. O yüzden bu mesele döner dolaşır yine enformasyona gelir. Çağın gerektirdiği enformasyona sahip olmamızı gerektirir. 

Başka bir örnek vermek istiyorum; Moğollar süper devletti. Moğol askerini atın sırtında devirmek, onları yenmek mümkün değildi. Moğollarla Rusların kavgaları bilinir. Fakat Moğol askerlerinin bir zaafı vardı. Zaafınız düşmanınız için çok güçlü bir silahtır. Moğol askeri atından indiği an savaşamıyorlardı ve Ruslar bunu keşfetti. Moğol askerlerini ormanlık bölgelere çektiler. Ormanlık bölgeler de Moğolları hep yendiler. Küçük basit ama bir toplumun kaderinde nasıl rol oynadığına belirtmek isterim.   

II. Dünya Savaşı sıralarında Alman tankları Rus cephesinde donmuştur. Donmasa belki savaşın kaderi değişecekti. Alman tanklarının donmasının sebebi Alman sanayisinin bütün çabalarına rağmen Rus soğuğunda donmayacak incelikte makine yağı üretememesidir.  Bu yağı üretselerdi tanklar donmayacaktı. Tanklar dondu savaşın kaderi değişti.

Otomotiv icat edilinceye kadar Brezilya ve civarındaki yerlilerin evlerinin çatılarında su sızmalarını önlemek için dolgu malzemesi olarak kauçuk kullanılırdı. Kauçuk pis koktuğu içinde kimsenin elini sürmek istemediği bir maddedir. Ancak ne zamanki otomotiv icat ediliyor, lastik tekerlek ihtiyacı doğuyorsa kauçuk o zaman değerli hale geliyor. Çünkü lastik tekerlek kauçukla birleştirilince çok daha sağlam olduğu sonucuna varılıyor ve bugünkü lastik elde ediliyor. Bunun üzerine bir anda hiç kimsenin umursamadığı kauçuk dünyanın en çok talep edilen malı oluyor. Brezilya civarında yüzlerce kauçuk var.  İngiltere bundan tabi rahatsız oluyor. Bir İngiliz muhtemelen görevli Brezilya ve civarında binlerce kauçuk tohumu çalıyor, Londra’ya getiriyorlar. Botanik bahçede fideliyorlar. Büyük devlet olmak sanırım budur. Bu kauçuk dikildi ama Londra’nın iklimi bunu yetiştirmeye müsait mi? Değil. Müsait bir yer bulmaları lazım. Hem iklimi müsait olması lazım hem de İngilizlerin kontrolünde olması lazım. Araştırmacılar sonucunda Malezya ikliminin buna uygun olduğu sonucuna varıyorlar. Malezya İngilizlerin kontrolünde olduğu için bu fideler oraya taşınıyor birkaç yıl içinde orada çok büyük kauçuk ormanları oluşturuluyor. Böylelikle kauçuk ticaretinin ağırlığı İngilizlerin eline geçiyor.  Bundan tabi Almanya rahatsızlık duyuyor. Bunun üzerine Alman devleti 30 bin civarında kimya mühendisi görevlendiriyor.  Bu görevlilere oturacaksınız suni kauçuk yapacaksınız deniliyor. Ve yapıyorlar.  Bir anda hiç kimsenin ilgilenmediği bir madde otomotivin icadıyla nasıl dünyanın en çok aranan maddesi haline geliyor ve bunun sonunda da büyük devletler arasında ne gibi bir mücadele yaşanıyor bunu görmemiz için anlattım.  

Eğer biz 10 yıl 15 yıl sonrasının dünyası teknolojik açıdan nereye doğru gidiyor bunu bilmez isek o günü bilen bazı devletler bugün bizden bazı madenlerimizi çakıl taşı fiyatına satın alıp depoluyor olabilirler. Şu anda kıymetini bilmediğimiz bir madde 15 yıl sonrasının teknoloji dünyasının çok aranan bir maddesi olabilir. Bu yüzden teknolojide dünya nereye gidiyor bunu bilmemiz gerekmektedir.  2-3 yıl önce Ruslar Avrupa’ya giden gaz vanalarını kestiler. Avrupa ile Rusya arasındaki kavgayı biliyoruz. Yaklaşık 3 yıl önce Medvedev; “ Rus ekonomisi petrol gelirlerine bağlı. Ancak dünya hızla petrol sonrası bir dünyaya gidiyor. Buna göre tedbirlerimizi almalıyız.” dedi ve Nanoteknolojiye yönelme kararı alındı. Bunu durumda bütçesinin %22’si petrolden alınan vergilere bağlı olan Türkiye’nin bu durumu sorgulaması lazım. Petrol devre dışı kaldığında ne olacak?

Rusya nanoteknolojiye yönelme kararı aldı ancak elindeki bilgi birikimi bunu çevirmeye yetmiyor. SSCB’nin dağılmasıyla Rusya binlerde bilim adamını dünyaya kaptırdı. Bilgi yetersiz kalında Almanya ile anlaşmak durumunda kaldılar. Oysaki Almanya ile Rusya arasında bir kavga vardı. Karşılıklı anlaşmalar imzalandı. Rusya’dan Almanya’ya bir boru hattı dizliyor. Rusya dedi ki ben senin enerji ihtiyacını direk olarak sana bağlayayım sende bana nanoteknoloji bilgisi vereceksin dedi. Bakın bir bilgiye sahip olmak sizi nasıl güçlü hale getiriyor. Biz ise şu anda Rusya’ya %67 oranında enerjide bağımlıyız.  Türkiye şu anda Balkanlarda ve Kafkasya’da çok rahat hareket edebiliyor. Eğer biz Rusya’ya enerji de %67 bağımlı olmasaydı emin olun ki Rusya bizi Balkanlarda engelleyebilirdi.

Bir başka örnek vermek istiyorum; Venezuella petrolünün kimyasal bir özelliği var. Bu kimyasal özelliğinden dolayı da Venezuella petrolünü Amerika’nın dışında başka hiçbir ülke rafine edemiyor.  Ekonomisi Amerika’ya bağlı. Burada enteresan olan olay şu; Amerika hemen yanı başındaki ülkenin petrolünün kimyasal özelliğini keşfetmiş ve bunu çözmüş. Bu da yetmemiş o enformasyonu öyle bir korumuş ki şu anda bütün dünya devletleri o enformasyonun peşinde ama başka bir devlet Venezuella petrolünün nasıl rafine edileceği bilgisini ele geçtirememiş. Sadece bilgiye sahip olmak yetmiyor, onu korumakta önemli.

İran dünyanın en büyük doğalgaz ve petrol yataklarına sahip fakat İran’da o ham petrolden benzin elde edecek teknoloji yok. O yüzden Avrupa sık sık İran’a sana benzin vermeyiz diye şantaj yapar. Sen dünyanın en büyük petrol yataklarına sahip olacaksın ama elinde o ham maddeden benzin çıkarak teknoloji yok. O yüzden şantaja uğruyor. Çok ciddi bir durum.

            Amerika’nın şu andaki uzay programının temelini II. Dünya Savaşı yıllarında Almanya’dan  götürdüğü bilim adamları oluşturuyor. Temelini onlar yaptı. Enteresan olan şu Amerika’nın ay seyahatinde Almanların geliştirdikleri optik ölçüm aletlerinin çok ciddi payları var. NASA’nın içindeki Alman, İngiliz, Fransız bilim adamlarının çok ciddi payları var. Fakat Avrupa’nın Uzay Ajansı (ESA) var.  Bugün Avrupa uzaya bir araç gönderebiliyor ama onu aşağıya indiremiyor. Ya Amerika yardım edecek aşağıya inmesi için ya da Rusya. Oysa Amerika NASA’da binlerce Alman, İngiliz, Fransız bilim adamı var. Bilgi bir toplumu yüceltebilirde rezilde edebilir.  

II. Dünya Savaşında Almanyaların roket teknolojisinde üstünlüğü bir hayli fazlaydı. Almanların ünlü şifre makinesi enigmayı uzun çabalar sonucunda bir mühendis çözdü. Almanlar İngiltere’nin Coventry  şehrini bombalayacak. Ne zaman? Yarın. Devlet kabinesi toplandı. Biz şifreyi çözdük. Artık Almanların şifrelerini görebiliyoruz. Coventry  80.000 nüfuslu bir şehir. Ne yapacağız? Şehri boşaltsalar Almanlar bunu fark edip şifrenin çözüleceğini anlayacaklar. Boşaltmasalar 80.000 kişi bombalanacak. Karar verilmesi lazım. Churchill Devlet Başkanı. Uzun tartışmalardan sonra şehrin boşaltılmaması kararı alındı. Almanlar geldi patır patır bombaladılar. Şifrelerin bilinmesinden dolayı İngilizler belki 30.000 insanını kaybetti ama savaşı da kazanmış oldular.

Türkiye’nin günümüzde iki sorunu vardır; bir dışa bağımlılık, iki Güney Doğu problemi. Bu iki sorunu kim çözmeye çalışmışsa geçmişten beri ya öldürülmüştür yada asgari bir darbe ile indirilmiştir. 1993 yılı çok özel bir yıldır. Bu iki sorunu çözmeye çalışanlar tasfiye edildi. Bu yıl içerisinde olan olaylar bize tam 20 yıl kaybettirdi.  1993’te önce Uğur Mumcu öldürüldü, Eşref Bitlis’in ölümü sonra Turgut Özal’ın ölümü. Turgut Özal Türkiye Cumhuriyetlerine gitti. Kazakistan, Azerbaycan, Türkmenistan ile anlaşmalar imzalanacaktı. Türk Dünyasının petrolü dünyaya Türkiye üzerinden çıkacaktı. Türkiye’de enerji bağımlılığını dolayısıyla kardeşi ile çözecekti. 17 Nisan tarihinde şahibeli ölümü oldu. 17 Haziranda da Azerbaycan’a darbe yaptılar. Özal ile beraber bu işleri kurgulayan Elçi Bey’i devirdiler. Enerji sorununu, Güney doğu sorununu çözmeye çalışanları ya deviriyorlar ya da öldürüyorlar.        

Büyük bir ilgi ile izlenen ve takdirle karşılanan konferansın sonunda hediye plaketlerini Küçükçekmece Savcısı Şefik Akyıldırım, kitap hediyelerini ise Avrasya Bir Vakıf Genel Başkanı Şaban Gülbahar takdim ettiler.

Kategori: Konferanslar