
“Türkiye’de 0-24 yaş aralığında 682 Bin Üstün Zekalı Çocuğumuz var.”
Avrasya Bir Vakfında “Çocuk Nüfusu ve Sivil Toplum Kuruluşu’nun Ülkede Rolü” konuşuldu
Oturum Başkanlığını Aydın Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Mustafa AYDIN’ın yaptığı “Çocuk Nüfusu ve Sivil Toplum Kuruluşu’nun Ülkede Rolü” konulu konferansı AKP İstanbul Milletvekili, TBMM Kayıp Çocukları Araştırma Komisyonu Başkanı Halide İNCEKARA verdi.
Oturum Başkanı Dr. Mustafa Aydın açış konuşmasında özetle şunları ifade etti;
“Sivil Toplum Kuruluşları toplumların can damarlarıdır. Bugün dünyaya baktığımız da ileri ülkelerin birçok güçlü Sivil Toplum Kuruluşlarına sahip olduklarını görüyoruz. Bizim ülkemizde de ciddi mesafeler alınması gerekmektedir ki son zamanlarda Sivil Toplum Kuruluşlarının etkinliklerinin artması, yaygınlaşması bizleri sevindirmektedir. Bu anlamda Avrasya Bir Vakfı ve ciddi destekleriyle yürüyen ASAM hem siyasi, hem ekonomik, hem kültürel hem de sosyal alanda her türlü olayı ele alan, inceleyen, araştıran ve onu kitaplaştıran ve onları istifade edilsin diye devletin yetkili organlarına gönderen en üst düzeyde bir sivil toplum kuruluşudur.
Konuyla ilgili rakamlarla bir özet sunmak istiyorum; Türkiye’de 26 milyon 0-18 yaş arası çocuk var. Bunlardan 800 bini kimsesiz çocuk, 6 bini sokak çocuğu. Çocuklara karşı işlenen suçlar son 5 yılda artış göstermektedir. Çocuklarımızın %4’ü hiç aşı olmamış. 7- 13 yaş arasında okula kayıt olmamış kızlarımızın oranı %40, erkeklerin ise %21. 900 milyon özürlü çocuğumuz var, özürlülerimizin okullaşma oranı ise %2’dir.”
TBMM Kayıp Çocukları Araştırma Komisyonu Başkanı Halide İncekara konuşmasında özetle şunları söyledi;
“Bir gün dünya coğrafyası yeniden şekillenecek olursa inanıyorum ki Avrasya Bir Vakfı çatısı altında bulunan ve eğitimlerini Türkçe yapan bursiyerler birbirleriyle Türkçe konuşacak ve anlaşma sağlayacaklardır.
Bir ülkede siyasetin taşıyıcı unsurları bellidir. Bunlar bürokrasi, üniversite ve sivil toplum kuruluşlarıdır. Benim bütün referansım ise Avrasya Bir Vakfı’dır.
Bir kişi vakıf çalışmalarında bir ipin ucundan tutarak yardım ederse, o kişinin hanesine bir sevap yazılır. Avrasya Bir Vakfı hizmet üretir, bu hizmetten faydalanan başka bir kişi gider bir hâyır işler, bir mazlumun göz yaşını dindirir. O zaman bu çatı altında olan herkesin hanesine bir sevap daha yazılır. Siz bir yaparsınız hanenize bin yazılır. İşte sivil toplum kuruluşu budur.
Avrupa Birliğinde bütün siyasi faaliyetler dernek ve vakıflar üzerinden yürütülmektedir. Uluslar arası şirketler gelirlerinden Sivil Toplum Kuruluşları için pay ayırarak ve bu kuruluş mensuplarında istihdamlar yaparak bunları özellikle yurt dışında görevlendirmektedirler.
Batı sivil toplum örgütlenmesini Osmanlı Devleti’nden öğrenmiştir. Peki neden onlar ileride biz gerideyiz? Bunun iki sebebi var; birincisi ana rahmine düşen neslimizin mesuliyetini taşımıyoruz. İkincisi örgütlenemiyoruz. Bizim siyasetçilerimizde ise şu mantık vardır; 0-18 yaş grubundaki hiçbir birey oy kullanamadığı için ilgi ve alakaya gerek yoktur.
Dünya Sağlık Örgütüyle birlikte Bilkent’te çalıştaylar yaptık. Gördük ki ülkemizde en çok göç alan şehirlerde, en çok çocuk şiddetine maruz kalınan, en çok çocukların cinsel istismara uğradığı şehirlerde hiçbir çalışma yapılmıyor. Üniversitelerin hiç biri bulundukları şehirde bu konu üzerinde bir inceleme yapmıyor. Akademisyenlerin birçoğu kopyala yapıştır yada çeviri mantığı ile hareket ediyor. Bu durumda tabii ki de çocuklarımız için bir şeyler yapılamaz, bir şeyler üretilemez. Bizim en büyük problemimiz aslında işsizlik değil, mesleksizliktir. Burada hata öncelikle meslek üretemeyen üniversitelerimizde sonrada üniversiteleri kontrol edemeyen siyasetçilerimizdedir.
Unutmamalıyız ki bir kötü sebebi ortadan kaldırmazsak bin tane kötü sonuç elde ederiz.
Türkiye’de 0-4 ile 5-9 yaş arasında nüfusumuz azalmaktadır. 10-20 yıl sonra yaşlı bir nüfus Türkiye’yi beklemektedir. Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan beyin en az 3 çocuk istemesi bu durumu önlemek içindir. Ne kadar çok genç nüfusa sahip olursanız o kadar iyi gelişir, üretir ve ilerlersiniz.
Ayrıca sahip olduğumuz üstün zekâlı çocuklarımıza da sahip çıkmalıyız. TÜBİTAK’ın araştırmasına göre Türkiye’de 0-24 yaş aralığında 682 bin üstün zekalı çocuğumuz var. Bu üstün zekâlı çocuklara sahip çıkmak için de yine Sivil Toplum Kuruluşlarına ihtiyacımız bulunmaktadır.
Çalışan kadınların çocuk dünyaya getirmekten korkmamaları gerektiğini belirtmek istiyorum. Bizler sadece dünyaya gelen çocuğu değil, anne rahmine düşen çocuğu da düşünmek zorundayız.”
Yoğun ilgiyle takip edilen konferansın sonunda Vakfın teşekkür plaketini İstanbul Vali Yardımcısı Mustafa Altıntaş, kitap hediyelerini ise Avrasya Bir Vakfı Genel Başkanı Şaban Gülbahar takdim ettiler.
Kategori: Konferanslar


