
“Afrika Kıtası’nı Yakından Tanımalıyız..”
Avrasya Bir Vakfı’nda bu haftaki konferans konusu “Osmanlı Afrikası ve İslam Dünyasındaki Son Olaylar” idi. Konferansı İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Kavas verdi. Konferansın oturum başkanlığını Turquie Diplomatique Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ömer Özkaya yaptı.
Özkaya konferansı açış açış konuşmasında özetle şunları ifade etti;
“Dünya gelecekte neyin üzerine inşa ediliyor bunu bilmek durumundayız. Türkiye’nin iki hususa hazırlanması gerekmektedir; petrol sonrası ve Amerika sonrası dünyaya… Petrol ile dünyayı kontrol etmenin yavaş yavaş sonu gelmektedir.
Dünya ihtiyaçlarını artık elektrik üzerinden karşılayamaya hazırlanıyor. Elektrik üretimi içinde Nükleer Santrallere, Nükleer Santralleri çalıştırmak içinde Uranyuma ihtiyaç duyulmaktadır. Gelecekte dünya birinci olarak uranyuma, ikinci olarak da tarıma ihtiyaç duyacaktır.
Uranyum yataklarına sahip ülkelerin başında Tanzanya ve Moğolistan gelmektedir. Tarım alanında da en zengin topraklara Afrika Kıtası sahiptir. Bu durumda diyebiliriz ki önümüzdeki dönemde büyük güçler Afrika Kıtası için mücadele edeceklerdir.”
Daha sonra söz alan Kavas özetle şunları ifade ettiler;
“Bugün dünyada 7 milyara yakın insan yaşamaktadır. Afrika Kıtasında ise 1 milyar insan yaşamaktadır. Bu demek oluyor ki dünyada her yedi kişiden birisi Afrika kıtasında yaşıyor. Afrika’da üretim yapması engellenmiş büyük bir insan pazarının olduğunu biliyoruz. Dünya’da yer altı kaynaklarının %20’si bu kıtada yer alıyor. Güçlü olmak isteyen ülkelerin mutlaka Afrika ile bir şekilde birlikte olması gerekmektedir.
Bizim Afrika ile olan ilişkilerimiz 9. Yüzyılda başlamaktadır. Mısır’da kurulan İlk Müslüman Türk devleti Tolunoğulları Devleti’dir. Eski adı Trablusgarp olan Libya Afrika’da kaybettiğimiz en son topraklarımızdır.
Dünya tarihinde Fenikelilerin, Roma İmparatorluğunun, Bizans İmparatorluğunun ve son olarak Osmanlı İmparatorluğu’nun öne çıkmasında rol oynayan en büyük etken; Kuzey Afrika’da hakimiyet kurmalarıdır. Osmanlı İmparatorluğu Afrika’da beş eyalet kurmuştu. Bunlar; Cezayir, Tunus, Libya, Mısır ve Sudan idi. Böyle bir dönemde Osmanlı devleti Yavuz Sultan Selim ile birlikte tarihin en büyük imtihanlarından birini vererek, Nemrut donanmasıyla Kızıl Denizden geçerek 1580’li yıllarda Kenya’nın Mombasa Limanlarını Yemen eyaletine bağlamıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılmasıyla Avrupalılar 900 yıl mahrum kaldıkları kıtaya yeniden sahip olmak için büyük bir hırsla mücadele etmişlerdir.
Avrupalılar Afrika’yı kendi askerlerini götürerek işgal etmediler. Çok sayıda misyoner, sivil memur ve görevlilerle bölgenin yerli halkını kontrolleri altına alarak Afrika’yı işgal ettiler. Avrupalılar için Afrika’nın en zengin kaynağı insandı ve bu kaynağı 300 yıl kullandılar. Bu 20. yüzyılda da bu devam etti.
Bugün gelinen son olaylar bir enerji patlamasıdır. Kıtada hiç değişmeyen liderler var. Batı Afrika’da Gabon’da bulunan devlet başkanı 1960 yılından beri iktidardı, neredeyse 45 yıl ve geçen sene vefat etti. Kaddafi de en çok iktidarda kalan liderlerdendir. En azı 20 – 30 yıllık liderler. Aslında bu insanlar göstermelik liderler. Avrupalılar bu ülkelere son 10 senede daha fazla kıymet vermeye başladılar. ABD hemen hemen her ülkede 70-80 milyon dolarlık yatırım yaparak büyükelçilikler kurduğunu belirtmekte fayda var.
Bir örnek vermek istiyorum; Mali’de 1993-1994 yılında bütün okullar tatildi. Kimse eğitim alamadı. Öğretmenler maaşlarını alamıyordu. Bunların maaşlarını Kanada ödüyordu. Kanada başka ülkenin öğretmen maaşlarını neden ödesin ki? Bir baktık ki Mali de yılda 50 ton altın çıkıyor. Bu altını çıkaran üç devlet var. Güney Afrika, Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri… Kanada bu altınları aldıktan sonra öğretmenlere 250 dolar maaş ödemesi zor gelmiyor.
Mali’nin başkenti Bamako’da kuyumcu yok, bunun üzerine bir okul müdürü meslek lisesi açmaya karar veriyor. Okul açılıyor ama okulda öğrencilere gösterecek bir altın bile bulunamıyor. İşte sömürgecilik budur, kaynak sizin gibi görünebilir ama aslında siz onun yalnızca bekçiliğini yapıyorsunuz.
Afrika Kıtası çok önemli bir kıta. Bu kıtayı yakından tanımamız gerekiyor. Ülkemizde Afrika kıtasına maalesef 100-150 yıldır bir ilgilisizlik var. Bunun üzerine 2008 yılında Afrika İşbirliği Zirvesi toplantısı yapıldı. Bu toplantının ikincisi 2013 yılında gerçekleştirilecek. Bu süreç içerisinde Türkiye’nin Afrika’ya ne kadar yatırım yaptığı tespit edilecek. Bizlerde bu imtihanı geçip geçemeyeceğimizi göreceğiz.”

Büyük bir ilgi ile takip edilen konferansın sonunda hediye plaketini Küçükçekmece Kaymakamı Orhan Öztürk, kitap hediyelerini ise Avrasya Bir Vakfının bursiyer öğrencisi Nijerli, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğrencisi Harouna Bouba Heinikoye takdim ettiler.
KONFERANS VİDEOSUNU İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ
Kategori: Konferanslar


