“Tarih olmuşla bitmişin hikayesi değildir…”

 

 “TARİH OLMUŞLA BİTMİŞİN HİKAYESİ DEĞİLDİR.

TARİH BELGELER ORTAYA KOYARAK, ZAMAN VE MEKANI BELİRTEREK KONULAN BELGELERİN

 IŞIĞINDA GELECEĞİ İNŞA ETME BİLİMİDİR.”

       

 

Avrasya Bir Vakfında bu hafta “Almanya’daki Türk İzleri ve Türk Kültürünün Avrupa’ya Yansımaları” anlatıldı. Konferansı Tarihçi Dr. Latif Çelik verdi. Konferansın Oturum Başkanlığını ise Müteahhit – İşadamı Cengiz Taşer yaptı. 

 

Dr. Latif Çelik sözlerine “Tarih olmuşla bitmişin hikayesi değildir. Tarih belgeler ortaya koyarak, zaman ve mekanı belirterek konulan belgelerin ışığında geleceği inşa etme bilimidir.” diyerek başladı.

 

Ve özetle şunları ifade etti;

“Mensubu bulunduğumuz Türk milleti 6 bin yıllık yazılı tarihin 4 bin yılında Türk adıyla vardır. Bizim tarihimizde Viyana son durağımız olarak bilinir. Tarihçilerimiz Yılmaz Kurt ve İlber Ortaylı 18 ile 20 bin civarında Türk’ün esir düştüğünü söylerler. Batılı kaynaklarda ise bunun tam tersi 80 binin üzerinde Türk’ün esir düştüğü hatta esir Türk kızlarının Viyananın batısına götürülüp hristiyan edildikleri belirtilir. Peki bu Türkler kimlerdi? Almanya ve Avusturya kültürüne nasıl izler bıraktılar? Bununla ilgili malesef tarihte çok karmaşık bilgiler vardır.  

 

Türk milleti Avrupa da dışlanmaktadır. 1683 yılına kadar tehlikeli olarak bilinen ve hatta şeytan olarak görülen Türkler esirlikten kurtulup kendi ülkelerine döndükten sonra Avrupalıların Türklere bakış açıları da değişmeye başlamıştır. Türklerinde insan olduğu, kendi adetlerinin olduğu, yağlı güreş yaptıkları, saz çaldıkları, bazen kahve pişirdikleri yani birşekil insan oldukları hristiyan dünyası tarafından anlaşılmıştır.   

 

30 bin civarındaki Türk esir çeşitli krallar, derebeyler, şehirler ve eyaletler arasında paylaşılmıştı. Bir Türk Paşasının Almanya sarayında esir olduğu dönemde  Türk Kahvesi yapması kültürlerinde büyük etki yaratmıştır. Kahvenin ham maddesinin bizden geldiğini bilmektedirler. Hatta kahveyi “Türk İçkisi” olarak tanımlarlar. Kahveyi Avrupa’ya kültürüyle birlikte biz Türkler götürdük.

 

Aynı yıllarda Avrupa’ya kazandırdığımız diğer önemli hususta mehter takımı kültürümüzdür. II. Viyana Kuşatmasında mehter takımı eşliğinde 3850 Türk savaşmıştır. Mehter takımının davulun çıkartığı ses ile Türk’ün gücünü fark eden Avrupalılar da kendi bando takımlarını kurmaya başlamışlardır. Batı müziğinin ve alaturka yaşam stilinin  o yıllarda gelişmeye başladığını Alman tarihçiler özellikle belirtmişlerdir.

 

Almanlar tütünü de Türklerden öğrenmiştir. Hatta sigaralarına; Selamün aleyküm, Maşallah, Sultan Saray gibi isimler vermişlerdir.”

 

 

Katılımcıların  sorularının cevaplandırılmasının ardından konuşmacılara teşekkür  plaketlerini I. Sınıf Emniyet Müdürü Sarper Baltacıoğlu, kitap hediyelerini ise Avrasya Bir Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Halil Köse takdim ettiler.

 

 

 

19 Mart 2011 tarihinde vakfımızda düzenlenen Dr. Latif ÇELİK’ in  ”Almanya’daki Türk İzleri ve Türk Kültürünün Avrupa’ya Yansımaları” konulu konferans videosunu izlemek için tıklayınız.

 

 

 

Kategori: Konferanslar