Kurduğun devlet yaşayacaktır

ŞANLI TüRK TARiHiNE BiR BAYRAK, BiR DEVLET ARMAĞAN EDEN BüYüK MÜCAHİT, BÜYÜK DEVLET ADAMI, KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ’NİN KURUCU CUMHURBAŞKANI RAUF DEKTAŞ’IMIZI KAYBETMENiN üZüNTüSü iÇiNDEYiZ. DEKTAŞ, YALNIZ KIBRIS TÜRKÜ’NÜN HAKLARINI SAVUNMAKLA KALMADI, ANADOLU TüRKü’NüN DE KURTULUŞ SAVAŞI’NDAN SONRA EN BüYüK ŞAHLANIŞINI YAŞAMASINA VESiLE OLDU. ADADA TüRK MUKAVEMET TEŞKiLATI(TMT)’NIN KURULMASIYLA BAŞLAYAN, LONDRA VE ZÜRİH ANLAŞMALARIYLA İVME KAZANAN VE 1974′TE KIBRIS BARIŞ HAREKATI iLE TüRK’üN ŞAHLANIŞINA DöNüŞEN TARiHi SÜRECİN BAŞLICA MİMARLARINDAN BİRİ DE RAUF DENKTAŞ’TIR. O BARIŞ HAREKATI Ki, TARİHÇiLER BU ŞAHLANIŞI, “ANADOLU TüRK TARiHiNiN OLUMLU YöNDE KIRILMA NOKTASI” OLARAK DEĞERLENDiRiYORLAR.  BUGüN TüRKiYE BiR BöLGESEL GüÇ, BİR KÜRESEL AKTÖRSE, BU TIRMANIŞTA 1974 KIBRIS BARIŞ HAREKATI’NIN, DOLAYISIYLA DA RAUF DEKTAŞ’IN BÜYÜK ROLÜ OLDUĞU UNUTULABİLİR Mİ?


    Şanlı türk tarihine bir bayrak, bir devlet armağan eden büyük mücahit, büyük devlet adamı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Dektaş’ımızı kaybetmenin üzüntüsü içindeyiz.     Tarih yazmış, tarih olmuş kişilerin ölümsüzlüğüne inanmış olmamızdan olacak, onların da gün gelip her fani gibi ölümü tadacaklarını pek akla getirmek istemeyiz. Denktaş’ın son zamanlarda geçirdiği rahatsızlıkları da atlatacağına, kameraların karşısına geçip, “Daha işimiz bitmedi” diyerek muzipçe gülümseyeceğine inandırmıştık kendimizi. Hatta, bu badireyi atlattıktan sonra buluştuğumuzda, ‘Azrail’le pazarlık’ konulu fıkralar bile dinleyeceğimizi düşlemiştik; gönlümüzden öyle geçiyordu. Fakat, eşi Aydın Hanım aracılığı ile gönderdiği mesajı duyunca, yüreğimize bir kor düşmüştü; “Beni sevenler camiye gidip dua etsinler” diyordu ulu çınar, “Dua etsinler ki fazla çekmeyeyim.”     ‘Allah’ın sevdiği bir kulmuş; duaları kabul oldu’, diyerek teselli bulmaya çalışıyoruz, ama kurduğu devletin tanınmasını göremediği için de gözlerinin açık gittiğini biliyoruz.     Denktaş’ın hayatı, hepimize rehber olacak bir mücadele örneğidir. Sağlığında onun, şuur altımıza işlemiş ezilmişlik duygusunu silip atan bir şahlanış öyküsünün mimarlarından biri olduğunun, genç yaşlı hepimize bir mücadele gücü aşıladığının, başta Filistin olmak üzere bağımsızlığını kaybetmiş milletlere ve Türk Dünyası’na kazandırdığı moral gücün farkında olamadık. Davasını savunma konusunda gösterdiği uzun soluklu kararlılığı, dünyanın her köşesinde, her kesimden insan gıptayla, takdirle izlemiştir. Bugün Filistinliler, bütün imkansızlıklara rağmen direnebiliyorlarsa, mücadelelerini sürdürebiliyorlarsa, bu motivasyonda Filistin Kurtuluş Örgütü Lideri Yaser Arafat’ın olduğu kadar, Rauf Denktaş’ın da rolü vardır. Filistinlilerin bağımsızlık ruhunun canlı kalmasında Denktaş motifinin etkisi çok büyüktür. Arafat’la Denktaş’ın arkadaşlığı her zaman bir kardeşlik ilişkisi şeklinde olmuştu. İkisi de bölgenin tarihini ve insanlarını çok iyi bildiklerinden, bağımsız bir devlet olmanın mücadelesi içinde ömürlerini tükettiler. Rauf Denktaş adadaki iki toplumun bir devlet çatısı altında deneyiminin acılarını yaşamış olduğu için, böyle bir modelin  Kıbrıs Türkü için bir felaket olacağını çok iyi biliyordu. O nedenle, bazı riskleri göze alarak önce Kıbrıs Türk Federe Devletini, sonra da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti(KKTC)’ni kurmuştu. Rauf Denktaş, İngiliz egemenliğinde olan bir adada doğmuş büyümüş olmasına rağmen tarihini ve kültürünü hiçbir zaman unutmamıştı. Ömrü Türklüğünü ve Kıbrıs Türkünün haklarını savunmakla geçti. Kıbrıs davası denilince, en küçük fırsatı bile değerlendirmek için sağlığını hiçe sayarak kilometreler katettiğine yakinen şahit olduk. Davasını, bir kişiye bile olsa, saatlerce anlatmaktan büyük bir haz alırdı. 


İNSANLARIMIZIN ŞUUR ALTINA İŞLEMİŞ EZİLMİŞLİK DUYGUSUNU SÖKÜP ATAN MİLLİ ŞAHLANIŞIN MİMARLARINDAN BİRİYDİ

Yalnız Kıbrıs Türkünün haklarını savunmakla kalmadı, Anadolu Türkü’nün de Kurtuluş Savaşı’ndan sonra en büyük şahlanışını yaşamasına vesile oldu. Adada Türk Mukavemet Teşkilatı(TMT)’nın kurulmasıyla başlayan, Londra ve Zürih anlaşmalarıyla ivme kazanan ve 1974′te Kıbrıs Barış Harekatı ile Türk’ün şahlanışına dönüşen tarihi sürecin başlıca mimarlarından biri de Rauf Denktaş’tır. O Barış Harekatı ki, tarihçiler bu şahlanışı, “Anadolu Türk tarihinin olumlu yönde kırılma noktası” olarak değerlendiriyorlar.  Bugün Türkiye bir bölgesel güç, bir küresel aktörse, bu tırmanışta 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’nın, dolayısıyla da Rauf Dektaş’ın büyük rolü olduğu unutulabilir mi? Ömrünü Kıbrıs Türkü’nü bir vatana, bir bayrağa kavuşturmak uğruna harcayan Rauf Denktaş, insanlarımızın şuur altına işlemiş ezilmişlik duygusunu söküp atan milli şahlanışın alperenlerinden biriydi.     Bugün dünya siyasal haritasında yedi Tür devleti var. Bu bayrakların böyle hür ve bağımsız dalgalanmalarında KKTC’nin ilhamı inkar edilebilir mi? Bilindiği gibi, 1990′a kadar yeryüzünde yalnızca iki Türk devleti vardı; biri Türkiye Cumhuriyeti, diğeri Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti. Yedi kardeşin bir araya gelerek KKTC’yi dünyaya tanıtamamaları, kolay kolay açıklanabilecek bir şey değildir. O, vatan kaybetmiş insanlar için bir umut ışığı, bir mücadele sembolü olmuştur. O, Türk tarihinin yetiştirdiği her zaman iftiharla anacağımız, gurur duyacağımız devlet adamlarımızdan biridir. O yazdığı 50’yi aşkın kitapla, Türk tarihinin bilge kişilerinden biridir. İlk kitabı olan “Saadetin Sırları” her insanın bunaldığı anlarda sığınacağı ve sıkıntılarına mutlaka bir çözüm bulabileceği bir sihirli anahtardır. KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu da Denktaş’ın kitaplarının özellikle Kıbrıs gençleri için ne kadar önemli ve yol gösterici olduğunu belirtirken şöyle diyordu:     Elbette Kıbrıs Türk halkı Baba Denktaş’ı unutacak değildir. Kıbrıs Türkünün nerelerden nerelere geldiğini Sayın Denktaş’ın kitapları okunduğu takdirde, yetişen gençlerimiz de iyi anlayacaklardır. Nerelereden nerelere ve ne mücadeleler verilerek kimlerle gelindiğini elbette tarih yazacaktır. İşte bu tarihi zaman limiti içerisinde en önemli aktörlerden birisi Sayın Kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf Denktaş’tır.”
SON NEFESİNDE BİLE VATANINI SAVUNUYORDU     Son günlerinde hep babasının yanında olan kızı Ender Vangöl, Dektaş’ın yoğun bakıma alınmadan önce kendisine Rumca birşeyler söylediğini, “Rumca bilmiyorum baba, Türkçe ya da İngilizce söyle” demesi üzerine, Rum Lideri Hristofyas’ı kastederek, “Söyle kendilerine, burasu bağımsız bir Cumhuriyettir” dediğini, sonra da “Hristofyas!” diye bağırdığını anlattı.     Mekanın Cennet olsun Sayın Cumhurbaşkanım, Türk gençliğine emanet ettiğin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti birgün mutlaka tanınacak ve sonsuza kadar yaşayacaktır.

ÖnceVATAN Gazetesi

M. Kemal SALLI