Delisi Olmayan Dava
9 Ağustos 2019
İbrahim Okur
9 Ağustos 2019

Azat Kabul Etmez Köleleriz

Bilim nerede ve ne zaman gelişir sorusuna birlikte cevap arayalım. Her büyüme, gelişme özel ve uygun ortam, uygun seçim, sürekli ve özenli destek ister. Yüksek verim almak istediğimiz bir meyve veya sebze yetiştirmek istersek, ne yapılması gerektiğini biliriz. Uygun bir tarla, iyi bir (fidan, tohum, fide) gübreleme, sulama, bakım. Toprağa diktikten sonra ilk iş can suyu vermektir. Eğer bakımın yapmaz da fideniz yağmura göre ürün verir. Yağış olmazsa kuruyabilir. Gübresi, çapası, haşerata karşı ilaçlanması, sert rüzgâra karşı korunması-ağaç çubukla desteklenmesi, fazla dallarının budanması verimi yükseltir.

Bu örneği bilime uygulayabiliriz. Bilim için uygun ortam, meraklı, hırslı, sabırlı, çalışkan bilimci, istediği, rahat çalışabileceği, deneyler yapabileceği ortam. İhtiyaç duyduğunda ulaşabileceği bilgi kaynakları, kitaplar, materyaller, aletler, destekçiler, çalışmasını takdir edebilecek halk, basın, kamuoyu, bilim insanları ve yöneticiler. Bilimle meşgul olan bir insan yarın karnımı nasıl doyurabilirim, kiramı nasıl öderim, evimin ihtiyaçlarını nasıl karşılarım, çocuklarımın okul taksitlerini nasıl öderim, katılacağım sempozyumun, konferansın giderini nereden bulurum endişelerinden uzak olmalıdır. Bilim insanı alıngan olur, takdir edilmek, desteklenmek ister. O çök özel insan olduğunu bilir, bunu çevresi de ona hissettirmelidir. Bazıları yukarıdaki endişeleri olsa da işini sürdürebilir ama bilim adamı önündeki konuya odaklanmadıkça neticeye ulaşamaz. Bunun için gerekli ortam ve imkân ona sunulmalıdır. Aksi halde bunları temin edebilecek bir yer bulmaya çalışır ve bulduğunda gider. “Bilim rağbet gördüğü yere göç eder” sözü bunun için söylenmiş olmalı. Bilim insanına kundaktaki bebek hassasiyeti gösterilmesi topluma katlanmış olarak dönecektir. Büyük faydalar sağlayacaktır.

Tarihte bilimin yeşerdiği ortamlarda bilim insanları ayrıcalıklı insan muamelesi gördüler. Sümerlilerde kayıtları tutan katipler ve hekimler, Mısırda piramitleri yapan mimarlar, Eski Yunanda filozoflar, Abbasilerde Harun Reşit, Me’mun, Mansur döneminde Beytül Hikme’de toplanan bilim insanları ve bilim kitaplarını tercüme edenler sarayın koruyup kolladığı çök özel kişiler olarak desteklediği kimselerdi.

Türkistan’da Farabi, İbni Sîna gibi bilginler el üstünde tutuldular.  Yeni Çağda Avrupa’nın kralları ve kontlar kaşiflerin seyahatlerini desteklediler. Devletler bilimler akademilerini kurdular. Bu akademilerin üyelerine sör vs. unvanlarla maddi destek sağladılar. Bilim insanının yanına asistanlar, yardımcılar, laboratuvarı için gereçler sağladılar. Saltan Fatih de bilim insanlarını etrafında topladı.

Şimdi özellikle ABD’de üniversiteler, şirketler Ar-Ge’de çalışanlara çök özel davranıyorlar. ABD bilime ayırdığı büyük kaynaklar sayesinde dünyanın en yaratıcı beyinlerini üniversitelerine ve araştırma merkezlerine vantuz gibi çekerek bilimsel başarılarından yararlanıyor. Bu sayede en yüksek bilim ve refah düzeyini, liderliğini sürdürüyor.

Biz de yapabiliriz. Bilimle uğraşanlara çok özel insan muamelesi yapar, el üstünde tutar, en iyi ortamı hazırlar, başarılı olmaları için her türlü fedakârlığı yapabiliriz.

Bilim Teknoloji İçin İstanbul Çalışma Gurubu olarak Cumhurbaşkanı ce Başbakana mektup yazdık, elektrik faturalarına Bilim, Ar-Ge fonu için %2  eklensin diye. TÜBİTAK’a dilekçe verdik.  Maaşımızı aldığımız bankaya otomatik ödeme talimatı vereceğiz. Bize hesap numarası, İBAN bildirin. Ölünceye kadar maaşımızdan % 1 kesilerek Ar-Ge hizmetlerine harcansın diye.

Neden mi?

Çünkü gelecekte vatanımızın beka meselesi olmasın, Türk Milleti, milletler arenasında itilip kakılmasın, torunlarımızın şerefi çiğnenmesin istiyoruz.

Çünkü biz, bilim teknoloji meselesinin azat kabul etmez köleleriyiz.

Ramazan BAKKAL

Bilim Teknoloji İçin İstanbul Çalışma Grubu Başkanı