Çoban Ateşleri…
9 Ağustos 2019
Azat Kabul Etmez Köleleriz
9 Ağustos 2019

Delisi Olmayan Dava

“Delisi olmayan dava dava değildir.” Galip Erdem

Neyin peşinden koşuyorsanız, neyi kovalıyorsanız, osunuz. Bir söz daha var. Ne kadar biliyorsan osun. Fazla değilsin.

Bir buçuk milyarlık İslâm aleminde bilimin deli-divanesi olmuş kaç kişi vardır? “Olmazsa olmazımız” bilimdir, teknolojidir diyenleri hatırlamaya çalışın.

Bir an Batı ile rolleri değiştiğimizi farz edelim. Biz bilim ve teknolojide çok ileri olalım. Onlar da çok geri olsunlar. Onları ciddiye almayalım, yeri geldiğinde “gücün kadar konuş, haddini bil, füzeyi sallarım haa” diye tehdit edelim. Her fırsatta Hıristiyan topluluklarına katliamlar yaptıralım.

Kilise, Papa, Papazlar, Baş Papazlar, Hıristiyanlığın müritleri, aydınları, düşünürleri, gençleri, kadınları, kızları;  “Ne yapıp edelim önce şu Müslümanların aşağılamasından kurtulalım. Çok çalışalım, az uyuyalım, az yiyelim, yıpranmış giyelim yeter ki bilimdeki vaziyeti düzeltelim. Hor görülmekten kurtulalım.” Derler miydi demezler miydi? Bunu en öncelikli mesele yaparlar mıydı? Bunun için okullar, kolejler, laboratuvarlar, Ar-Ge merkezleri kurarlar mıydı? 

Yoksa yeni Papaz mektepleri, yeni kiliseler, yeni cemaatler, cemaatlere daha çok at oynatabilecekleri ortamlar, imkânlar sunmak için mi çalışırlardı?

Her Hıristiyan bu meselinin birer militanı, fedaisi, bağışçısı olmak için yarışır mıydı? Eğitimde aman Müslümanlardan üstün olacak şekilde çocukları yetiştirelim, birincisi sınıf araştırmacı, bilim adamı için her fedakârlığı yapalım derler miydi? Hükümetlerini, Krallarını, Şansölyelerini, Kraliçelerini, Kontlarını boş konuşmayın, gerekeni yapın diye utandırırlar mıydı? Bilim talep etmezler miydi? Benim yaşım altmış, bundan sonra benden ne köy olur… deyip kahve köşelerinde zaman öldürme yarışına mı girerlerdi, son nefesime kadar sonuç almak için çırpınacağım mı derlerdi?

İktidardan nemalananlar, geri kalmışlığı örtmeğe mi çalışırlardı, yöneticilere kendinize gelin diye seslerini mi yükseltirlerdi? “Büyüklerimiz daha iyi bilir, ulul-emre itaat gerek” deyip susarlar mıydı seslerini mi çıkarırlardı? Sosyal medyada paylaşmakla gerekeni yaptım deyip yorganı başlarına mı çekerlerdi, yataktan fırlayıp işi işten geçmeden mi derlerdi…

Kesin inancım odur ki, onlar gerekeni yaparlardı.

Bizim gerekeni yapmamız için elimizi tutan var mı? Bunları birinci meselemiz yapmak için çevremizdeki ya da uzağımızdaki ülkelerin ülkemizi fiilen işgale yeltenecekleri günü mü bekliyoruz?

Bilim Teknoloji İçin Ankara, Adana, İzmir; Bursa, Eskişehir, Konya, Kayseri Çalışma Grubunu oluşturmak için hangi mucizeler gerekli?

L.C.V.

Ramazan Bakkal