Batının Politik Ahlaksızlığı
28 Mayıs 2019
Kutsal Topraklarda Casuslar Savaşı
28 Mayıs 2019

Doğunun İstilası

Doğunun İstilası / Medeniyetler Savaşına Doğru

Gültekin Avcı

Birey Yayıncılık İstanbul / 2006

Terörist eylemler asgari olarak bir devletin ve onun istihbarat servisinin desteği olmadan yapılamaz. Evet, bir ülke, savaş gibi maliyet ve harcaması lüksek ve sonuçları risk arzeden bir yola başvurmadan önce bir ara çözüm ve kademe olarak terörist eylemleri kullanır. İşte ABD derin devlet aktörleri, bu saldırıları bir fırsat bilip, bahane ederek “Kutsal Haçlı Seferlerini”, “Medeniyetler Savaşı” nı başlattılar.

Afganistan ve Irak uluslar arası terör odakları ve vurulması gereken hedefler olarak tespit edilip istila edildi. Milyonlara varan masum insan öldürüldü.  İşkence edildi. Kadınlara tecavüz edildi. Anglosakson medeniyetinin tek dişi kalmış canavar olduğunu, asla değişmediğini gördük. 9

Büyük ortadoğu projesinin hayata geçirilmesiyle birlikte İran ve Suriye’yi de istila etme amacındalar. Tabii ki kuşatma tamamlandıktan sonra sıra kaçınılmaz bir şekilde Türkiye’ye gelmektedir. 10

11 Eylül hadisesi, ABD derin devletinin kuvvetle muhtemel olarak İsrail İstihbarat servisi MOSSAD ile birlikte koordineli olarak gerçekleştirdiği bir operasyondur.

ABD halkı terörist odakların yok edilmesi bahanesiyle savaş ve çatışmalara ikna edilmiştir.

10.


Merkava Tankları:

İsrail’in Türkiye’ye satmak istediği Merkava tankları Hizbullah karşısında hiçbir işe yaramadı. Ölen İsrail askerlerinin büyük bölümü bu tankların içinde öldü.  Bir Rus Tanksavar roketi Merkava markasını ortadan kaldırmaya yetiyordu.

Türkiye kendi değerlerini muhafaza etmesini bilmeli ve kulvarını iyi tespit etmelidir. Çünkü işgal sırası kendisine doğru yaklaşmaktadır.
Gültekin Avcı / Önsöz  gultekinavci@gmail.com, gumtekinavci@hotmail.com 12

Türkiye’nin Stratejik Önemi:

Türkiye coğrafyası (Kara, deniz, hava  sahası) Avrupa-Asya-Afrika kıtalarının düğüm noktası olarak nitelendirilen  Akdeniz ve Ortadoğu’nun doğu-batı, kuzey-güney eksenleri üzerinde bir köprü olma özeliği taşımaktadır. Türkiye’nin kara-deniz-hava sahası Avrupa, Asya, Ortadoğu, Basra Körfezi ve Afrika’ya stratejik düzeyde kuvvet intikali için lüzumlu bir bölgedir. Bu bölgeleri kontrol altında utmak için de her zaman önelidir.

Türkiye aynı zamanda Doğu ve Batı Medeniyetleri arasında da bir köprüdür.

Akdeniz’e hakimiyet sağlamak isteyenler için MARMARA Denizi ve Boğazları elinde tutması, Ege dahil, Doğu Karadeniz’i kontrol edecek coğrafi bir konuma sahip bulunması, bölge devletlerinin güvenlik ve her türlü ulaşım politikalarını fevkalade etkilemektedir.

Türkiye siyasi bloklaşma itibarıyla bir Avrupa ülkesidir.

Avrupa devletleri arasındaki siyasal örgütlenme ve gruplaşmalar bakımından BATI AVRUPA GRUBUNA DAHİLDİR.

Coğrafi konumu açısından :

         Balkanlarda toprak sahibi olması sebebiyle bir BALKAN ÜLKESİ’dir.

         Ortadoğu ülkeleriyle fiziki bağlantısı sebebiyle bir ORTADOĞU ÜLKESİDİR.

         Geniş sahillere sahip bulunduğu mevkiler sebebiyle Akdeniz ve Karadeniz ülkesidir.

         NATO üyesidir.

         Müslüman nüfus çoğunluğu sebebiyle İslâm ülkeleri arasında yer almaktadır.

Düşünce kontrolu

          Noam Chomsky, Gerekli illüzyonlar ; “Demokratik Toplumlarda Düşünce Kontrolu” kitabında medya organları kullanılarak düşünce kontrolunun nasıl yapıldığını teferruatıyla anlatır. ABD’de etkili düşünce kontrolu yapılmaktadır. Dış müdahale konularında Amerikan Halkının geleneksel olarak isteksizliği silah tüccarları ve uluslar arası şirketlerden sağlanan destek ve yapılan propaganda ile halka dış müdahaleyi bir mecburiyet-zorunluluk olarak gösteriyorlar. Politika halka rağmen oluşturulmakta, ama totaliter devletlerde olduğu gibi, halkın kafasını ezerek değil propaganda yoluyla rızasını oluşturarak. Chomsky “rıza üretme”

olarak adlandırdığı bu yöntemin çok sayıda örneğini veriyor.

Amerikanda yönetimde yer alanlar ve etkili danışmanlar petrol, silah  şirketlerinin danışmanları ya da büyük şirketlerin sözcüleri.

Batı medeniyetinin doğu Medeniyetine yapacağı Makyaj- BOP

Devletlerarası ilişkilerde değişmeyen esas oyunun kuralını güçlü olanın koymasıdır.

Osmanlının üç kıtaya kontrol ettiği dönemde Avrupa’nın en seçkin ailelerinde bile evinde

Türk köşesi bulundurmayan ayıplanıyormuş.

Greater Middle East Project :Büyük Ortadoğu Projesi Fas’tan Pakistan’a kadar İslam ülkelerine Amerikan-İsrail çıkarları doğrultusunda düzenlemeleri amaçlamaktadır.

Kuzey Batı Afrika’dan Hindistan’a kadar, doğu İslâm coğrafyasına Batı medeniyetinin  arzuları istikametinde radikal bir makyaj yapmayı amaçlamaktadır.

Bölgenin kültürünü değiştirmeyi, bölgeye kökten yabancı bir medeniyetin aktif figürlerini taşımayı amaçlamaktadır.

Bölgedeki zafiyet emareleri ABD’ye böyle bir projeyi açılama cesareti vermektedir.

Evet. Üzülerek söylemek gerekir ki, İslâm coğrafyasın inisiyatif kabiliyetinden uzak bir coğrafyadır.

Zengin yeraltı ve yerüstü kaynaklarına sahip olmasına rağmen işsizlik, fakirlik, açlık, sefalet diz boyudur.  Dış mihrakların da desteğiyle bölgenin zenginliklerini ele geçiren aileler, kişiler, guruplar bir mirasyedi edasıyla kıymetli hazineleri telef etmektedirler.

Bu durum devam ederse dünyanın stratejik güç önderlerinin boyunduruğuna girmek kaçınılmaz bir kader gibidir. Bölgenin zafiyet ve sefaletini kendi emperyal amaçlar için kullanmak isteyen güçler, atacakları her adımın, yapacakları her planın ve hazırlayacakları her projenin bölge halkları tarafından kabul görebilmesi ve projeye uluslar arası platfomlarda sıcak bakılması için çaba sarf etmektedirler.31

Hedef ülkeyi işgal ederek yeraltı ve yerüstü zenginliklerine el koyarak orayı demokratikleştirmeye çalışmak veya bunu iddia etmek gülünçtür.

Batının ve doğu’nun devlet anlayışı farklıdır.

Batı’nın anlayışında din öteki dünyaya ait bir olgu iken Doğuda din hayatın bir parçasıdır.

Batı’da “fert” aileden önce gelirken doğu’da “aile ve toplum” fertten daha öncelik bir yeer sahiptir.

Afganistan, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Cezayir, Cibuti, Fas, Filistin Özerk Yönetimi,

Irak, İran, İsrail, Katar, Kuveyt, Komor Adaları, Lübnan, Libya, Mısır, Moritanya, Pakistan, Somali, Suudi Arabistan, Suriye, Tuus, tükiye, Umman, Ürdün ,Yemen. (Cumhuriyet 23.06.2004)

BOP bu ülkelerde demokrasinin sağlanması, terörizmin ortadan kaldırılması, ekonomik ilişkilerin artırılması,  ekonomik işbirliklerinin sağlanması, bölgenin istikrara kavuşturulmasını amaçlıyor…( muş.) 21

Ortadoğu için öngörülen reformlar “Demokrasi ve iyi yönetimi teşvik etmek”,  “Bilgi toplumunu inşa etmek”, “Ekonomik Fırsatları geliştirmek” adlı üç ana aşlıkta toplanmaktadır.

Özgür seçimler, Cumhurbaşkanı, meclis, yerel seçimler özgür olacak.

Sivil toplum kuruluşları güçlendirilecek, bölgesel bir ağ oluşturulacak.

Ilımlı Müslüman tipi ön plana çıkarılacak.

Bölgede yaşayan topluluklar Vahhabi İslam inanışından uzaklaştırılacak, tasavvuf anlayışı desteklenecek.

   BOP Dünya enerji kaynaklarının % 70 ine sahiptir. ABD 2001 de yenilediği enerji stratejisini BOP içinde de uygulamaktadır.

  ABD Enerji stratejilerini ekonomi ve güvenlik stratejilerinin temeline oturtmaktadır.

  OPERASYONUN KİLOMETRE TAŞLARI:

BOP nasıl gerçekleştirilecek?

1-Batı’yı kendilerine düşman gören rejimler Taliban-Saddam benzerleri askeri yolla uzaklaştırılacak.

2-Batıyı düşman görmekle birlikte Batı’nın askeri gücünden korkan rejimler, Sudan, Moritanya, Libya, Suudi Arabistan, Batıya karşı ikiyüzlü davranmaktadırlar. BOP hayata geçirilmeden bu rejimler ortadan kaldırılmalıdır.

3-KALKINMADAN SADECE Batı medeniyetindeki özgürlük ve demokrasi ile gerçekleşeceğine inanan rejimler Fas, Tunus, Mısır, Ürdün, körfez ülkeleri ve Pakistan… ABD askeri müdahalesine gerek kalmadan BOP’un uygulanabileceği rejimler.

4-BOP’un işbirlikçisi ülkeler..İsrail ve Türkiye. ABD Projeyi hayat geçirmek için ub iki ülkeyle tam bir işbirliği öngörmektedir.

Uzmanlar rejiminin değiştirilmesi gereken ülkelere “Yanlış ülkeler”, İsrail ve Türkiye’ye ise “Övgüye layık ülkeler” demektedir.

ABD siyaseten kontrol altına alamadığı ülkeler için askeri güce başvurma prensibinden vazgeçmek niyetinde değildir.
BOP’un hedefindeki ülkeler için tarafsızlık söz konusu değildir. Ya ABD’nin istediği gibi olacaksın ya da muhalif. Bağlantısızlar diye bir masalı kabul etmiyorlar.

ABD şahinlerinin bakış açısı sabit: Dostluk veya düşmanlık. Ortası yok.

BOP’un gizli amaçları:

Bölgenin yeraltı ve yerüstü doğal kaynaklarını kontrol altına almak, buna engel olabilecek güçleri saf dışı etmek.

Bölgedeki milletlerin ne düşündüğüne, ne istediğine bakılmaksızın zoraki bir değişimin dayatılmak istenmesi  “yabancı emellerin olduğunu belli etmektedir.

BOP’a baktığımızda bir medeniyetin bir başka medeniyete yaptığı geniş planlamalı bir operasyonu ve medeniyetler arası soğuk bir savayı görüyoruz.
Bu operasyonun malzemeleri ABD tarafından deklare edilmiştir:

İslâm’ı sulandırmak, içini boşaltmak, gençlerin eğitimini ellerine geçirmek, bir şekilde İslâm’dan uzaklaştırmak, insan hakları teraneleri ile güdüme aldıkları kuruluşlara mali yardımda bulunmak, basını kontrol altına almak, kadına hakları adı altında batının bitmiş aile

yapısını empoze etmek, batı felsefesi benimsetmek, batıya daha büyük pazarlar açmak, İslam ülkelerinin esas geri kalış sebebi olan ilimden kopuşa, ilim ve teknolojide geri kalışı,

Ar-Ge’ ye önem vermeyişi  asla düşünmesine fırsat vermemek.

İsrail’in kanlı zorbalıkları, ABD ve Batı’nın petrol hırsızlıkları, halkın fakirlik ve sefaleti bu proje için önemli değildir.

40..Zbigniev Brezinski BOP için şunları yazdı:

“Filistinliler İsrail kontrolünde yaşadığı ve her geçen gün aşağılandığı sürece, demokrasinin erdemlerine dair vaazları cazip bulmayacaktır. Aynısı, Amerikan işgalindeki Irak için de geçerli.”

Program Arap ülkeleri tarafından hazırlanmalı. Sadece onlara ne yapmaları gerektiğini söylemek yetmez. Mısırlılar ve Suudiler, dinsel ve kültürel geleneklerinin küçümsendiğini hissederlerse, demokrasiye kucak açmaz. İslâmi geleneklere, dînî inançlara ve kültürel alışanlıklara, sabır ve saygıyla yaklaşmak gerekir. Ancak bunun ardından, Ortadoğu’da demokrasinin vakti gelecek.” Zaman 8 Mart 2004

Osmanlı’dan sonra İslâm dünyası adeta lidersiz kalmıştır.

1991 Körfez Savaşı sonrasında İsrail Eski Dışişleri Bakanı Şimon Perez tarafından yazılan 1993’te New York’da basılan Yeni Ortadoğu isimli kitap incelendiğinde, bugün ABD’nin öncülüğünü yaptığı projenin tamamen Perez’in ve Yahudi düşünce kuruluşlarını eseri olduğu anlaşılmaktadır. Merkezinde İsrail’in bulunduğu Ortadoğu birliği teklif ediyor Şimon Perez.  Barışı Tevik Projesi olarak propaganda edilmekte. Bu düşünce ABD tarafından makyaj yapılarak piyasaya sürümüştür.

ABD’nin NATO daimi üyesi Nicolas burns Ekim 2003’te Prag’da yaptığı konuşmada

“Kuzey Amerika’da oturarak bu işi yapabileceğimize inanmıyoruz. Askeri gücümüzle doğuya ve güneye konuşlanmak zorundayız. NATO’nun geleceğinin doğuda ve güney’de olacağına inanıyoruz. Bu da Büyük Ortaoğu’dur.

Büyük çoğunluğu Yahudiler tarafından idare edilen tink-tenk kuruluşlarının Terörizm üzerine araştırmaları BOP’un kaynakları hakkında fikir vermektedir.

Global Emperyal komite/Hristiyan-Siyonist Yahudi Koalisynu: 60

Karanlıklar prensi Richard Perle

Dick Cheney-

Paul Wolfowitz-Savunma Bakan Yardımcısı

Donalds Rumsfeld-Savunma Bakanı

Bu komite Türkiye’ye ve İslâm alemine karanlık bir gelecek inşa edebilmek için harekete geçmişlerdir. Büyük Ortadoğu için bir hareket ve lojistik merkezi olarak kullanmak istiyorlar.

Medeniyet ve kültürlerin yozlaştırılması ve yok edilmesi milletleri tarihten silmek için kullanılmaktadır. Başka kültürleri çeşitli yollarla ihraç ederek milletlere kendi özelliklerin kaybettirilmektedir.61

Büyük Ortadoğu projesinde Türkiye için kullanılan sıfatlar “Model Ülke”, “Merkez Ülke”, “Piyon ülke” biçimindedir.

Türkiye’nin Ab veya ABD’ye yaslanmak yerine Doğu ülkeleri ile yakınlaşması isabetli olacaktır.

Tarihteki Haçlı Seferleri’nin sebep ve sonuçlarına baktığımızda Büyük Ortadoğu Projesi ile olan benzerlikler ilk etapta göze çarpmaktadır. Doğu’nun zenginliklerini ele geçirmek her ikisinin de temel hedefleri olarak ortaya çıkmaktadır.9

David Frum’la, Karanlıklar Prensi lakaplı Pentagon eski başdanışmanı RichardPerle “Şeytana Son-Terörde savaş nasıl kazanılır”, (An And to Evil” kitabında (Truva Yayınları-2004) şunları yazıyor:

 “Müslüman gazabının ana kaynağı İslâm’ın kendisidir. Uluslar arası teröre destek veren Suudi Arabistan ya batı ile elele verip bu davranışına son vermeli ya da petrol rezervlerinin bulunduğu Doğu eyaletlerinin silah zoru ile elinden alınmasına rıza göstermelidir.

Ortadoğu’daki kökten dinciler ve laik militanlar, Sünniler ve şiiler, komünistler ve faşistler  birbirleri ile kaynaşmışlardır. Hepsi patlamaya hazır gazabın haznesinden fışkırıyorlar.

Başkan Bush’un başucu kitabı olan Şeytana Son Richard Perle ve Frum’a göre, İslâm’ın ana amacı, Batı Medeniyetlerini yıkarak yerine kendi inancını ve hukukunu ikame etmek olarak ifade ediliyor.

Onlara göre Batı, İslâm’a karşı kendini korumak ve zafer kazanmak zorundadır. Aksi halde Müslümanların soykırımına uğrayacaklardır. Batının kasıtlı paranoyası kendini göstermektedir.

Müslümanları “Silahla yönlendirilecek bir sürü” olarak gören Richard Perle gibi düşünen NEO-CON’lar, Amerikan politikasında etkinliklerini sürdürdükleri sürece, BOP Haçlı Seferi mahiyetini koruyacaktır.  

Silahla İslâm menedeniyetini dönüştürme:

“BOP’u hazırlayanların nihai amaçları hakkında neler yapacaklarını açık açık yazıyorlar:

“Silahlı mücadele v silahla dönüştürme “NATO”nun konusu. Kültürel ve siyasi olarak Müslüman halklara nasıl nüfuz edileceği konusunda elimizde ciddi bir çalışma var. Rand Corporation’un hazırladığı “Civil Democratik İslâm, Partrers, Resources and Strategies” başlıklı çalışma niyetleri ifşa ediyor. Bu çalışmayı Richardson Vakfı finanse etti. Sivil Demokratik İslam, ortaklar, kaynaklar ve stratejiler… “Ilımlı İslâm’ın nasıl oluşturulması gerektiğini, Müslümanlar arasında nasıl iç savaş çıkartılacağını, kısacası Müslümanların nasıl kontrol altına alıacağına dair ABD merkezli strateji.”  Nuh Gönültaş-19 Haziran 2006

“Sivil Demokratik İslam” başlıklı dönüştürme raporunu hazırlayan kişi Afgan Kökenli NEOCON Zalmay Halilzad’ın karısı, sosyolog ve aktif bir feminist olan Cheryl Benard’dır.

Fundamantalist ve geleneksel Müslümanlara güvenilme. Bu ikisin birbiriyle savaştırmak için teşvik edilmeli. ABD ve Avrupa için güvenilenler sadece Kur’an’ı sınırlandıran modernist Müslümanlardır. Fundamanatalistler zayıflatılmalı ve yok edilmelidirler. 82

Taktik:

1-Önce modernist ve laik Müslümanları destekle. Eserlerin yayınla ve dağıt. Fundamantalist- lere karşı basın desteği ver. Gençlere İslâm öncesi ve İslâmi olmayan tarih bilinci aşıla. Laik kültürel kurum ve ekinlikleri güçlendir.83

2-Geleneksel müslümanları Fundamantalistlere karşı destekle. Aralarındaki anlaşmazlıkları teşvik et. İki kesim arasında oluşacak ittifakı engelle. Geleneksel kurumlarda modernistlerin sayısını artır.

Geleneksel arasındaki farklılıkları ortaya çıkar. Hanefi mezhebi ile diğer mezhepler arasındaki farklılıkları büyüt.

3-Fundamantalistlerle savaş.Bunun için şiddet eylemlerinin sonuçlarını abart. Bu kesim içindeki liderlerin yolsuzluk ve diğer olumsuz durumlarını ortaya çıkarmaları için gazetecileri cesaretlendir. Eylemlere empati beslenmesini, kahramanlaşmalarını önle.Onları korkak ve düzen bozucu olarak göster

4-Seçici bir şekilde laikleri destekle. Bunun için Fundamantalizmin ortak düşman olduğuna  dair onları cesaretlendir. Laik Müslümanların ABD karşıtı güçlerle, milliyetçilerle ve solcularla ittifak kurmalarını engelle. İslam’da din ile devletin ayrı olduğunu ve bunun imanı tehlikeye atmadığını düşüncesini destekle.

5-Batılı İslâm tezin destekle. Burada “Alman İslâmı, Amerikan İslâmı, Türk İslâmı, Malay İslâmı gibi kavramları yaygınlaştır.

6-Sufizmi güçlendir. Sufi geleneğin tarihlerinin parçası olduğuna inandır. Sufi öğretileri müfredatlara sok. www.rand.org/PUBLİCETİONS?MR/MER1716/MR1716.PDF

Görüldüğü gibi sistemli bir medeniyet dönüştürme operasyonunun dinamikleri açık bir şekilde ortadadır. Bu plan kamuoyuna intikal etmeyen daha organze planların uygulandığından ve bundan böyle uygulanacağından kimsenin şüphesi olmamalıdır.83

Medeniyetler Çatışması Kavramı.. 84

Bu tezim sahibi İngiliz tarih felsefecisi ve bilimcisi Arnold Toynbe’dir.

Yeni mücadeleler askeri değil kültürel olacak. Huntington Batı, Konfüçyüs, Japon, İslam, Hint, Slav-Ortodoks, Latin Amerika ve Afrika uygarlıkları olarak kategorize etmektedir. Ve geleceğin en önemli mücadelelerinin bu medeniyetlerin birini diğerinden ayıran kültürel fay kırıkları boyunca meydana geleceğini iddia etmektedir.

Medeniyetler birbirinden tarih, dil, kültür, gelenek ve en mühimi din yoluyla ayrılırlar.

Huntunigton, Batı medeniyeti ve İslâm medeniyeti arasında asırlardan beri devam eden askeri etkileşimin son bulma ihtimalinin olmadığını ifade etmektedir.

Ona göre Osmanlı zamanında İslâm dünyasının lideri vardı ve bu Osmanlı devletiydi. Osmanlının yıkılışından sonra ise bugün İslâm Dünyasının liderliğini yapan veya yapabilecek bir ülke yoktur. (Huntington, 1997 İstanbul Konferansı)

Bir kısım ülkeler orta seviyede kültürel aynılığa sahiptirler; fakat toplumları hangi medeniyete  mensup oldukları konusunda bölünmüşlerdir. Bunlar bölünmüş ülkelerdir. Liderleri ülkelerini Batının üyesi yapmayı arzu ediyorlar; fakat memleketlerinin tarih, kültür ve gelenekleri Batılı değildir. Bu tür bölünmenin en aşıkâr ve protipik örneği Türkiye’dir.

Türkiye AB’nin bir üyesi olmayacaktır; gerçek sebebi Cumhurbaşkanı Özal’ın da dediği gibi

: “Biz Müslüman’ız, onlar ise Hıristiyan’dır.” 86

Brüksel tarafından reddedildikten sonra nereye bakar Türkiye? Cevap Taşkent olabilir.

Sovyetler birliğinin yıkılması Türkiye’ye Yunanistan sınırlarından Çin’e kadar yedi ülkeyi ihata eden ve yeniden hayat bulan bir medeniyetin lideri olma fırsatı veriyor.

Medeniyetler Savaşının Kaçınılmazlığı:

Huntington Sovyetler’den sonra çatışmaların ideolojiler değil, medeniyetler arasında gerçekleşeceğini iddia etmektedir. Medeniyetlerin tayin edeci özelliğinin DİN olduğunu belirtirken İslam ve Hıristiyanlar arasında muhtemel bir savaştan bahsetmektedir.

Kanaatimizce de medeniyetlerin en aktif figür ve dinamiği din olgusudur. Geçen asırların

Dinleri uğruna feda edilen canların ördüğü yılları barındırdığı unutulmaz bir gerçektir.

Berlusconi: Batıya karşı çıkan bütün anlayışların ezilmesi gerekir.

Chirac: Hepiz Bizansın çocuklarıyız.

Haçlı zihniyeti Batı’da unutulmuş değildir. En küçük bir kılcımla sahne almaya hazır olduğu

da bir gerçektir.89

      Ebu Gureyb cezaevinde ve benzeri yerlerde ABD şahinlerinin bilgisi dahilinde

askeri istihbarat koordineli işkenceli sorgular, Mossad’ın Irakta açıkça faaliyet göstermesi, Şeyh Ahmet Yasin’in ve Filistinlilerin alenen öldürülmeleri, İsrail-Amerikan ikilisinin bölgede kayıtsızca birliktelik sergilemeleri Doğu-İslâm Medeniyetine ait kitleler üzerinde  

baskı ve koru oluşturmaktadır. Haydi Bu İsrail’le başa çıkarız da Amerika’yı nasıl yeneriz?

Her ne kadar Filistin İsrail savaşı lokal bir bölgede yapılsa da medeniyetler seveşinin küçük bir modelini temsil etmektedir. İslam alemi bütünüyle Filistin için üzülürken Hıristiyanlar İsrail’in yanında yer almaktadır. 90

       Huntington’un tezinde, dünya sahnesinde etkin bir şekilde boy gösterebilecek özellikleri taşıyan iki medeniyet vardır. İslâm ve Batı Medeniyeti.

Din ortak paydalı kitlelerin dalgalamasıyla Huntington’un dediği medeniyetler çatışması yaşanacaktır. Bu da Batı Medeniyeti tarafından öngörülen ARMAGEDON’u bir hevi karşılamaktadır.

“Suriye,İran, Irak ve Türkiye’yi içine alacak bir kıyamet savaşının vukubulması Başkan Bush’un mensubu olduğu Envangelist mezhebinin inancıdır.”  (Dr.Haydar Baş) Evangelistlerin istediği bu çatışmadan sonra İsrail’in arz-ı Mevud ideali bu savaşlardan sonra gerçekleşecektir. Ortada böyle düşündürücü bir proje var ve adım adım icra ediliyor.  Dolayısıyla bölgedeki olaylar Büyük İsrail ve Büyük Ortadoğu projesinin bir parçasıdır.91

Samuel Huntington Osmanlı benzeri bir yapılanmanın kurulması durumunda bölgede çatışma ihtimalini kalkabileceğini belirtmektedir. İslam toplumu Yüzyılın ilk bölümünde kadar bölgede lider devlete sahipti derken Osmanlıyı işaret ediyordu. (1997 İstanbul Sermaye Piyasası Kurulunda verdiği Konferansı)

Osmanlı devletinin uzun ömürlü olmasını sadece askeri güçle açıklamak mümkün değildir. Cihan devleti deyimine layık kılan unsurların başında, esasını oluşturan öz ve gücünü aldığı manevi değerler gelmektedir.

Osmanlı İmparatorlğu MİLLET SİSTEMİ adı verilen bir düzenle yönetiliyordu. Farklı inançlara sahip insanlara, kendi inançlarının ve hattâ hukuklarının gerektirdiği şekilde yaşama imkânı tanınıyordu. Hli kitap olarak tarif edilen Yahudiler ve Hıristiyanlar Osmanlı ülkesinde hoşgörü, güvenlik ve özgürlük buldular. 93

The Guardian gazetesinde yayınlanan bir analizde Balkanlar, Ortadoğu ve  Doğu Akdeniz bölgelerinde yaşayan Hıristiyanların Osmanlının hoşgörülü yönetimini “mumla aradıkları” belirtildi. İmparatorluğun sona ermesiyle birlikte bu bölgeler kendi başlarına bırakıldı. İmparatorluğun çöküşünün olumsuz sonuçları her zamankinden çok hissediliyor. 93

Devleti Ali’ye Müslümanlar tarafından yönetilen bir İslâm devleti olasına rağmen Tebaasını zorla İslâmlaştırmak gibi bir amaca sahip değildi. Aksine Osmanlı devleti, Gayri Müslimlere de güvenlik ve huzur sağlamayı. Onları adaletle ve İslâm idaresinden razı olacakları şekilde yönetmeyi hedefliyordu.

Tarih,Türk İslâm ahlâkının, Ortadoğu’ya –Dünya’ya- adaletli, hoşgörülü, müşfik bir yönetim metodu arz eden tek inanç sistemi olduğunu göstermektedir. Ortadoğu’da barışın gelmesinin yolu Osmanlı modelinin hakim olmasına bağlıdır.93

NEOCON’LAR (Neo-conseratives-yeni muhafazakârlar) ABD’inn Dünyaya hakim olması için teoriler ürettiler. 1997 yılında Yeni Amerikan Yüzyılı için proje grubu oluşturuldu.  Su gurubu destekleyenler Donald Rumsfeld, Dick Cheney, Paul Wolfowitz vardı. Saddam Hüseyin’in “Paul Harbur baskını gibi ani bir eylemle” iktidardan alınmasını tavsiye eden i imzalı bir mektup verdiler. Irak’a müdahale edilerek Amerika ve müttefiklerinin güveliğinin ve petrol çıkarlarının korunacağını, bunun için birleşmiş Milletlerde uzlaşma aramaya gerek olmadığını ileri sürdüler. Ancak Clinton bu mektubu reddedince basına açıkladılar.  

İmzalayanlar:

Radikal Dinci bir gurup olan Neocon’lar alkolü bırakmak için dine sarılan Bush(la birlikte beyaz saraya doldular. Bill Clinton’a Saddam’ı devir diyen 18 kişiden 10’u artık yönetimdeydi. Terörizmle mücadelenin ilk turunda Irak’ın hedef alınması istendi.

Çok sayıda Yahudi bilim adamının desteğini alan Neocon’lar Medeniyetler çatışmasının başladığına inanıyorlar. Onlara göre 4. Dünya savaşı 11Eylül’de başladı ve Ortadoğu’da sürecektir.

Mektubu imzalayanlar:

Eliot Abrams, Richard L.Armitage, William Bennett, Jeffrey Bergner, John Bolton, Paula dobriansky, Francis Fukuyama, Robert kagan, Zalmay Khalilzad, William Kristol, Richard Perle, PeterW. Roman, Donald Rumsfeld, William Schneider, Vin Weber, Paul Wolfovitz, R. James Woolsey ve Robert B. Zoellick (Akşam 5.2.2003 www.newamericancentury.org)

Neconlaın öncüleri:

Karanlıklar preni Richard Perle ve Douglas J.Feith 1996’da İsrail Başbakanı Benyamin Netenyahu için Küresel Güvenlik için Yeni bir Strateji adlı bir rapor hazırladılar. Burada İsrail hükümetinin Türkiye ve Ürdün’le işbirliği yaparak Suriye’nin zayıflatılması ve kuşatma altına alınması için, Saddam Rejiminin yıkılması gerektiği belirtiliyor.  

 Richard Perle, Ulusal Güvenlik Konseyindeki gizli bilgileri İsrail Büyükelçiliğine iletmekten sabıkalıdır.

Petntagona, senatonun reddetmesinden korkulduğu için onaysız Savunma Politikaları Danışma Kurulu başkanı olarak atandı. “Devletten maaş almıyor ama Pentagon’da odası var” denilen kişidir. Irak savaşı neredeyse onun tasarımıdır deniliyor. Likud şebekesiyle bağlatılı, barışçı Yahudiler bile düşman, Araplar’a nefret dolu, Müslümanlara öfkeli., işi Irak’la kesmeyip, İran, Suriye,Lübnan ve Suudi Arabistan’ı da tezgaha koyacak kadar kararlı. Türkiye’de kamuoyu yaratanları sürekli ‘bilgiyle’ besleyecek kadar da Türk dostu(!).

(www.sargazete.com?index.asp?haberid-14923) Kaynak..

Yahudi Ulusal Güvenlik Enstitüsü; Jewish Instute For National Security Afairs (JİNSA)

Danıma kurulu üyesidi. JİNSA’dan Emekli Orgeneral çevik Bir de ödül almıştır. Perle ayrıca İsrail’de yayınlanan Jarusalem gazetesinin eski yöneticisidir.

Douglas Feith…Onu Amerika Siyonist Örgütü ZOA el üstünde tutmaktadır. İsrail silah şirketlerinin ABD’deki çıkarlarını temsil ediyor. Bu NEOCON’lar Beyaz saray’ın bilgisi dışında İran’da rejim değişikliği için uğraşıyorlar. İran kökenli silah tüccarı Ghobarbanifar’la Paris’te rejim değişikliği için görüşmeler yaptığı bilinmektedir.

Richard Perle tarafından 11 Eylül sonrasında, saldırıları Irak’la ilişkilendirmek için delil üretmekle görevlendirildi.

Daniel Pipes: İsrail’in çıkarlarını Amerikan çıkarlara olarak pazarlayan medy tetikçilerindendir. Stareteji kurumlarında devlet görevlisi.

Francis Fukuyama: Tarihin Sonu admlı erin yazarı.  (UmurTalu 7 ocak Star gazetesi-Karanlıklar prensi tarih belirtilmemiş) Robert Kagan:Yeni Amerikan Yüzyılı projesinin öncülerinden

Neocon’ların arkasında Amerika’daki İsrail Lobiciliği vardır.

Amerikan kongresine kadro yetiştirmekle görevli Büyük Amerikan Yahudi Organizasyonları Başkanları Konferansı gibi çok geniş ağları bulunuyor.

Diğer lobiler ancak oylarıyla ABD Politikalarını etkilerden İsrail Lobilerinin gücü parasından geliyor. Diğer lobiler etnik oy makinesi, Yahudilerin ki Etnik Bağış makinesi olarak görev yapıyor.  En etkili araçları ise endüstri grupları ve sendikalar. Mesela Kürtaj yanlısı ve karşıt gurupların ikisini de bunların organize ettikleri bilinmektedir.

Kongreye seçilecek isimlere bağışlarla yardım eden İsrail Lobisi hem bu kişilerin İsrail’e yönelik sempatisini kazanıyorlar, hem de beyaz saray atamalarında önemli bir etki ağlıyorlar.

Baba Bush Kongrede 1000 bin lobicinin İsrail’e borç verilmesi için lobi yaptığını ve kendisinin ubna tek bayına direndiğini öne sürmüştü.

EYLEM ALÂRMI:

AIPAC’ın Eylem Alarmı denen bir sistemi vardır. Eğer bir kongre üyesi hoşlarına gitmeyecek bir şey yaparsa , yaklaşık bin kişilik bir listeye ‘Âlarm’ sinyali gönderirler. Bu bin kişi Amerikan toplumu içindeki etkili Yahudilerden oluşmaktadır. (Büyük sermayedarlar, resmi görevliler, cemaat liderleri gibi) “Alârm” verildiğinde bu listedeki isimlerin hepsi hedefe yüklenmeye başlarlar. Telefonlar, fakslar yağar. Tehdit kokan uyarılar yapılır. Çok az kongre üyesi bu tür bir baskıya meydan okuma cesaret gösterebilir. (Harun Yaya Yeni Masonik düzen 7.bölüm.)

AIPAC’ın kongre üyelerinden istediği şeyler bellidir. Onlardan İsrail’le ilgili herhangi bir oylamada İsrail lehine oy kullanmaların ister. Los Angeles’te 17 ocak 1994’de büyük deprem oldu. Depremin 7 milyar dolar zarara sebep olduğu hesaplandı. 1993 senesi için İsrail’e yapılan yardım 6 milyar 321 milyon dolar. Bu Kaliforniya depreminin Amerikalılar için İsrail’e yapılan yardımdan daha zararlı olduğu anlamına gelir mi? Hayır. İsrail bu yardımı her sene almaktadır. Clinton 500 milyon dolar artırarak bir jest yapmıştır. Amerika vergi mükelleflerinden aldığı paranın 7 milyar dolarını her yıl Kaliforniya depremi olmuş gibi ödemektedir.

Amerikan kanunları bir adaya 5000 dolardan fazla yardımı yasaklamaktadır. Lobi 3000 kadar Politik eylem komiteleri kurarak ayrı ayrı yerlerden aynı adaya bağış yaparak istedikleri kimseleri seçtirmektedirler.

Necon’lar İsrail’i Amerikan çıkarları için desteklediklerini söyler. İsrail’in çıkarlarını Amerika’nın çıkarlarının önüne koyduklarını söyleyenlere Antisemitist damgası vurup ekarte ederler.

Strateji Kuruluşları:

The Washington Institue JINSA, Rand Corporation, IRI, CSIS gibi düşünce kuruluşları Yahudilerin tekelindedir. 107

Yakın doğu politikası için Washington Enstitüsü 50 kişilik uzman bir kadroyla İsrail için strateji üretmektedirler. Bu İnstitü’den Martin Indyk, gizli belgelerin yetkisiz kişilerin eline geçtiği gerekçesiyle yanında bir escort-görevli olmadan Dışişleri Bakanlığına girmesi yasaklanmıştır. Bu zat Bush hükümetinde Amerikan vatandaşı yapılmış ve Milil Güvenlik Konseyine Ortadoğu Sorumlusu olarak tayin edilmiştir. www.weshingtoninstitüe .org; Evrensel 2.5.2004


Neocon’ların Fikir Babası:

Yahudi Felsefeci Leo Ztrauss’tur. Dünyada devletlerin yönetim şekli açısından iyi ve kötü yönetimler vardır.  Demokrasiden daha iyi bir sistem henüz bulunamamıştır. Diktatörlükle yönetilen ülkelere gerekirse demokrasi dayatılmalıdır.  Gerekirse güç kullanılmalıdır.

Demokrasinin yaygınlaştırılması ABD ve dünyanın güvenliği için şarttır.

-Dünya’da Amerikan değerlerinin yüceltilmesi ve yaygınlaştırılması gerekir. Neocon-Yeni Muhafazakârlık, Temel Belgeler ve Eleştiriler.W.Kristol, R.Kagan, İrvin Kristol.

Yeni Muhafazakârlara aynı zamanda bu düşüncenin kurucusu Leo Stauss’a atfen Strauss’çular da denmektedir.

Neoconlar; Demokrasi ve özgürlüğün Tanrının kendilerine yüklediği misyon gereği ABD tarafından Dünyaya yayılacağı ve yayılması gerektiği, güçlü bir İsrail devletinin ABD’ce desteklenmesi, bunun Ortadoğu’da radikal İslâm’a karşı kendi çıkarlarını ve sistemlerini koruyacağı düşünce ve amaçlarını taşımaktadırlar.

ABD için Ortadoğu’da gerçek müttefik İsrail’dir. Türkiye’nin önemi ise BOP çerçevesinde ve İslâm Dünyasına yönelik olarak model ülke görünümü ve stratejik açıdan da kilit bir nokta olmasındandır.

Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi PNAC’a göre hedefler: Küresel ABD hakimiyetini sürdürmek, bir rakip gücün yükselişini engellemek, Uluslararası güvenlik düzenini, Amerikan ilke ve çıkarlarına uygun olarak şekillendirmek” olarak ifade ediliyor.

Halen onlarca ülkede konuşlandırılmış bulunan 200 binen fazla Amerikan İşgal askeri, PNAC tarafından “Yeni Amerikan hududunun süvarileri”  olarak tanımlanıyor.

Neocon’lar üç tarz siyaseti öngörüyor: Güçlü ordu, Yayılmacı ekonomik ve siyasal küreselleşme, militarist dış politika. 116

ABD eski Dışişleri Bakanı Henri Kıssınger’i anlamak Amerikan Dış Politikasın anlamakla eşdeğerdir. Dışişleri Bakanlığını çoktan bırakmış olmasına rağmen ABD siyaseti ve özellikle dış politikası üzerindeki etkisini hiç yitirmemiştir.

Kıssınger gizli diplomasi yoluyla ABD ile Çin arasındaki duvarları yıkmayı başarmış, iki ülkenin yakınlaşmasına katkıda bulunmuştur.

Kissinger’in Rusya ile İslâm’a karşı ittifak planı:

Türkistan’da ABD ile Rusya’nın çıkarlarının uyuştuğunu ileri sürdü. İslâmi Radikalizmin  yayılması halinde bunun Ortadoğu’yu etkileyeceğini savundu. İslâmi Radikalizmin Rus çıkarlarına da aykırı olduğunu, dolayısıyla Washington’un Rusya ile  işbirliği yapabileceğini söyledi. (Milliyet 1.3.1992Rusya ABD’nin aradığı “İslâm’a karşı müttefik” rolünü en iyi kendisinin oynayacağı konusunda güven telkin edici açıklamalar yaptı. (Nezvisiyama Gazeta 18 Ocak 1994 Andranik Migranyan-Yeltsin’in güvenlik danışmanı)  

Henri Kissinger CNN’de katıldığı bir programda, Irak ve teröre karşı mücadeleye bağlamında “ Ben İslâm’a karşı bir ortaklıktan bahsetmiyorum. Radikal İslâm karşıtı bir ortaklıktan bahsediyorum. Bu bir gerçek. Radikal İslâm ile savaşılmalı ve bunu yenmeli.” Yorumunu yaparak esas amacını makyajlama gereği duymuştur.

Kissinger Irak’ın üçe bölünmesini, GÜNEYDE Şiiler, ortada Sünniler ve kuzey’de Kürtler için ayrı devletler kurulmasını savunuyordu. Zimbabve Devlet Başkanı Robert Mugabe’nin işkence suçlarından tutuklanmasını isteyen Tatchel, BBC’ye yaptığı açıklamada Kissinger’in

ABD’nin Vietnam’daki savaş politikasının mimarı Kamboçya ve Laos’un bombalanmasının destekçisi,  dolayısıyla toplu ölümler ve sivillerin evlerinden olmalarının doğrudan sorumlusu olduğunu öne sürmüştü. Christopher Hitchens’in “Kissinger’in Yargılanması” kitabı iddianame gibidir. Vietnamda savaşın tırmandırılmasından ve  5 milyon masum insanın katledilmesinden birinci derece sorumlu olanlardandır. 1968’de barış görüşmelerini ateşe atmış, milyonlarca insanın ölümüne yol açan savaşın 1972 de yeniden alevlenmesini sağlamıştır.

Kamboçya’da 600 bin; Laos’ta 350 bin sivilin ölmesine yol açmıştır. Kisinger’in dışişleri Bakanı olduğu 1975 yılında ABD Doğu Timor’u işgal edip halkının üçte birini öldürmüştür. 127

Karşınızda “ABD’yi dünyanın başına gelen en iyi şey” kendisini de “ABD’nin başına gelen  en iyi şey” olarak gören Kissinger denmektedir.

“Ben de bu kadar ölüme ve acıya sebep olduktan sonra, hiçbir şey olmamış gibi devam edebilecek miyim? Diye sormaktadırlar kendilerine. Çünkü Kissinger’in yaptığı ve yaptırdıkları insanın kaldırabileceği şeyler değildir. 123

Kissinger CFR’nin üst kademelerine tırmanıp David ve Nelson Rockfeller ile yakın ilişkiler içine girdi ve onların en önemli danışmanı oldu. Nixon seçimleri kazandığında Rockfeller

İmparatorluğunun baskılarına dayanamayıp Kissinger’i Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak yönetime aldı. Kissinger’in öğrencileri Beyaz Saray’ı dolduruyorlar ve İsrail yanlısı politikaların bekçisi oluyorlardı.127

Kissinger, david Rocfeller’in bankasının uzun süre yönetim kurulu başkanlığını yaptı. 1943-1946 yılları arasında Amerikan ordusu karşı istihbarat birimlerinde görev yaptı. İstihbaratçı bakış açısı ona sonraları fevkalade yardımcı oldu.

ZBİGNİEV BREZİNSKİ:

1977-1981 abd ULUSAL Güvenlik Danışmanı. Stratejik Araştırmalar merkezi Danışmanı. Rockfeller’in mimarı olduğu Trilateral  (üç yanlı) komisyonun kurucu başkanı. Aşkenaz Yahudisi. Polonyalı. Carter’in unutulmaz Güvenlik danışmanı. Beynelmilel sermayedarlar, üst seviyedeki siyasetçiler ve ünlü Yahudiler’den oluşuyor bu komisyon.  

    Amerikan Siyasetini belirleyen ve yönlendiren büyük Siyonist kimliklerden biri.

Rusya’nın Avrupa Rusya’sı, Sibirya Cumhuriyeti ve Uzakdoğu cumhuriyeti olarak üçe bölünmesini savundu. Avrasya’yı kontrol eden dünyayı da kontrol edecektir.500 yıldan beri Dünyanın güç merkezi Avrasya’dır.

ABD Dünya egemenliği için Avrasya’ya hakim olmalıdır. 132

Ortadoğu, Hazar havzası ve orta Asya enerji kaynaklarını ve ulaştırma hatlarını içinde bulundurmakta. Avrasya çatışma anıdır. Bölgeyi kontrol altına almak içi bazı çatışmalar çıkarılmasını öneriyor.  

Artık ABD’nin yeni Düşmanı İslâm… ABD çıkarlarını tehdit eden unsur İslâm Kökten Dinciliğidir. Kontrol sağlanmadan önce bölge çatışma alanı haline getirilmelidir. İslâm Kökten Dinciliği bahane olarak kullanılmalıdır. ABD’nin Irak ve Afganistan’da giriştiği harekatın sebebi budur.

Brezinski’ye göre Terörizmle mücadele için iki amaç belirlenmeli: İlki teröristleri yıkmak, ikincisi de onların varoluşuna zemin hazırlayan şartları ortadan kaldırmaya yönelik siyasi bir girişim başlatmak. Brezinski,1 Eylül 2002 –Radikal, 3.9.2002

Tüm bu kontrol altına alma, küresel hegemonya kurabilmek için hedefteki Ortadoğu ve Avrasya bölgelerinde çatışma ve kaos ortamı oluşturulacak ve neticede bir süper gücün

(ABD ve müttefikleri)  müdahalesiyle ve yönlendirmesiyle kaostan düzene geçiş sağlanacaktır. Türkiye’miz bu operasyon bölgesinin merkezindedir. Burada kaos olarak İslâm Radikalizmi ifade edilse de esas sözü konusu İslâm’ın tam kendisidir.

Çünkü Radikal İslâm- Ilımlı İslâm- Siyasal İslâm gibi Batı ürünü ve enjeksiyonu kavramlar rasyonel bir gerçekliği olan ifadeler değildir. İslâm’ı tahrip etmenin slogansal ve siyasal hazırlığının malzemeleridirler.

En iyi fikirler bile beceriksiz uygulamaların kurbanı olabilirler. Dahası bu fikirler geri tepebilir. 135

Mısırlılar ve Suudiler, dinsel ve kültürel geleneklerinin küçümsendiğini hissederlerse, demokrasiye kucak açmazlar. Ortadoğu’yu dönüştürürken İslâmi geleneklere, dini inançlara ve kültürel alışkanlıklara, sabır ve saygıyla yaklaşmak gerekiyor.138

Samuel P.Huntington:

1927 doğumlu. Medeniyetler çatışması tezinin sahibi. Harvard Üniversitesi StratejikAraştırmalar Enstitüsü Başkanı. ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Strateji direktörü.

Foreign Affairs’te yayınladığı Medeniyetler çatışması makalesiyle asıl şöhretini kazandı.  Brezinski ve Kissinger gibi Yahudi kökenlidir. Dünyanın Konfüçyüs, Japon, İslâm, Batı, Hindu, Slav-Ortodoks, atin Amerika ve Afrika medeniyet bölgelerinden oluştuğunu, esas çatışanın Batı ile İslâm medeniyeti ile Çin’de manasını bulan Konfüçyüs medeniyeti arasında olacağını ileri sürmektedir.

Ona göre ayın medeniyeti paylaşan ülkelerin teşkil edeceği bölgesel güçler arasında  medeniyet savaşları yaşanacaktır.140  

21. yüzyıl bir din çağı olacak ve tabii ki in savaşlarının yaşanacağı bir yüzyıl.141 Anglo-Protestan kültürle yeniden kendi asıl kimliğine dönen Amerika’nın yeni  düşmanı İslâm’dır.

İşte Huntington’un ifadesi: “Bugün ABD’ningerçek ve poansiyel düşmanları, dinin yönledirdiğimilitan İslâm ve ideolojik olmaktan bütünüyle uzak Çin Ulusçuluğu’dur.”141  

Tarih boyu en kolay ittifaklar, İslâm potansiyeline karşı oluşturulan ittifaklar olmuş, Avrupalı güçler böyle bir hedef için kendi aralarındaki çekişme ve farklılıkları kolaylıkla bir kenara itmesini bilmişlerdir.ABD’nin benimsediği yeni ilkeler gereği Müslüman kavramı ile Fundamantalist – radikal Müslüman kavramı eşleşmiş ve bu tespitin yerini de küresel terörist kavramı almıştır. Artık her Müslüman küresel terörizmin bir parçası olarak görülmekte ve operasyonların hedefine yerleştirilmektedir. 140

Huntington’a göre Müslüman bir Türkiye’nin NATO’da bulunması yanlıştır.  Türkiye’nin yeri İslâm dünyasıdır, Batı yelpazesinde yeri yoktur. Huntington’un gösterdiği gerekçe: “….zaten 18Nisan 1994’te Saraybosna’ya giren müttefik güçler, Birleşmiş Milletler, NATO veya ABD bayrakları yerine Suudi Arabistan ve Türkiye Bayrakları ile karşılandılar. Dolayısıyla Boşnaklar Müslüman kardeşleriyle aynı safta olduklarını vurguladılar.”

ABD Anglo Amirkan Kültürüne geri dönmeli:

Huntington, “Evangelist düşünce’ye dayalı yeni Amerikan yayılmacılığından çok memnun olmalı ki, Amerika’nın ancak “Anglo-Protestan” kültüre yeniden dönerek gerçek manada Amerika olacağını söylüyor.  Amerika’yı ayakta uttan “Amerikan Ruhu” Anglo Protestan kültürün ürünüdür diyor. Bu kültürün ögeleri, İngiliz dili; Hıristiyanlık, dinsel bağlılık; hukukun üstünlüğüne, yönetici sorumluluklarına ve bireysel haklra ilişkin İngiliz Konseptlerine; bireyciliği, iş ahlâkını ve insanların yeryüzünde bir cennet yaratacak yetenek ve haklara sahip oldukları inancını içeren Protestan değerleridir. Mehmet Ocaktan Yeni Şafak 17.11.2004

Uluslararaı iki tehlike noktası var:

“… Uluslar arası düzlemde başlıca iki tehlike kaynağı görmekteyim. Birincisi islâmla bağlantılıdır.Arap İsrail çatışmasından hiç söz etmeksizin, Müslüman alemin, Kosova, Bosna,Yunanistan, Türkiye, Kafkaslar, Orta Asya, Güney Asya ve Afrika’dan geçen o “yeşil sınırı” boyunca, Müslüman savaşçılarla Müslüman olmayanları karşı karşıya getiren bir dizi yerel savaş gözlenmektedir.

Kim bu Huntington? Sorusuna İsviçreli Nadia Weiss şu cevabı veriyor:

“ Zbigniew Brezinski’nin ta kendisi. Z.B. ,ABD’nin dünya egemenliği kurması için ABD stratejisini hazırlamış olan kişi. BU küresel egemenlik savaşı Avrasya’da yürütülecek. Onun için Amerika, Ukrayna, Türkiye, İran ve Kafkasya ülkelerini denetim altında utmalı. Avrupa Birliğinin de NATO’nu da doğuya doğru genişletilmesi işte bu stratejinin bir parçası.

Huntington’u okurken insan Brezinski’yi okuyor gibi oluyor.Bu iki zat-ı şerif, sadece aynı doğrultuda yürümüyorlar, işlerini birlikte yapıyorlar.

CFR Üyesi Carrol Quigley, “Trajedya ve Umut” adlı iktabında, CFR’nin temel inancının “ulusal sınırların silinmesi, yerine bir Dünya düzeni kurulması” olduğunu yazıyor. Huntington ve Brezinski de bu gaye peşindeler.

Donald Rumsfeld:

Necon’ların önde gelen isimlerinden Rumsfeld Yahudi kökenli olup ABD’deki Siyonist lobilerin en önemli isimlerindendir. 21. savunma Bakanı. ABD Savunma bakanlığı adeta Yahudilerin işgali altındadır. 200 yılında Kuzey Kore’ye 200 milyon dolarlık nükleer reaktör satma anlaşması yaptı. 2002’de bu ülkeyi terörist ilan etti.

Bernad Lewis:

Die Welt gazetesine “Avrupa’nın en geç bu yüzyılın sonuna İslâmlaşacağını söyledi ve o günden beri kıta politikasının seyri değişti.

Avrupa halkları kaderlerinin değiştirilemez şekilde İslâm dünyasınınkine bağlandığını görmek üzereler.  Türkiye’nin AB’ye girmesiyle Avrupa’nın İslamlaştırılacağı farklı kaynaklardan tekrarlanıp duruyor. Lewis’e göre “Son dönemdeki eğilimler sadece tek bir sonuca varıyor. ABD tek süper güç olarak kalacak. Çin ekonomik bir dev haline geliyor. Avrupa İslâmlaştırılıyor.”

“AB’nin Türkiye’yi üyeliğe kabul edeceği beklentisinin “açma” olduğunu savunarak AB’nin Türkiye’yi üyeliğe kabul etmesi için tek bir olasılık grüyorum. O da, AB’nin bir gün Müslüman bir devlet olması” Lewis’in Kavşaktaki Türkiye Knouşması AEI’de. 163

İslâmcı Teröre karşı Tasavvuf:

Washington’da düzenlenen bir panelde tarihçi Bernard Lewis ve ABD’deki Nakşibendi Liderlerinden Şeyh Kabbani, İslamcı terörün panzehiri olarak tasavvufu önerdiler.

ABD yönetimine, Müslüman dünyasıyla iyi geçinmek ve terörizme karşı başarı sağlamak

İçin tasavvuf felsefesine yönelmesi önerildi.

Büyük Ortadoğu projesi üzerine: 164

Amerika BOP’un onayını almak için G8 ülkelerine projeyi iletti. Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, Kanada. İngiltere ve Rusya’ya.

ABD’nin planı acaba İslâm’ı yok etme planı mı?

BOP çerçevesinde bir dizi tedbiri uygulamaya koydu:

Terörün ve uluslar arası suç ve yasadışı göçün azaltılması,

Ortadoğu’da okur yazar onanın artırılması (Müslamanlar için utanç verici)

Batı klasiklerinin Arapça’ya çevrilerek okunmasının sağlanması.

İşte bu noktada Batı medeniyetinin Dğu Medeniyetini dönüştürme ve saf dışı bırakma amacı

belirginleşmektedir.

BOP hazırlanırken bir grup Arap entelektüelinin BM için hazırladığı  Rapa Beşir Kalkınma Raporu’nudna faydalanılmış.

Buna göre:

    Arap birliğine üye 22 ülkenin GSMH İspanyanınkinden az.

    Arapların % 40 (65 milyon kişi) okuma yaza bilmiyor. Bunun üçte ikisi kadın

    Gençlerin % 51’i dışarıya göç etmek istiyor.

    BOP’un bir kaynağı da Sovyetler Birliği ve Doğu Avrupa ülkeleri hedef alınarak hazırlan ve 1975’ten sonra hayata geçirilen “Helsinki Süreci”

Sovyet Blokunda insan hakları ve demokrasiye destek veren Helsinki Süreci, Komünizmin yıkılmasında ve Doğu Avrupa’nın kurulmasında önemli rol oynamıştı.  Şimdi bu sürecin benzerini Ortadoğu ve Avrasya’ya uygulamak istiyorlar.

Araplar ABD’nin projesine nasıl bakıyorlar?

BOP’nin bölge ülkeleriyle istişare edilmeden hazırlanması bilgi verilmemesi yetmiyormuş gibi, bir de üstüne G8’e sunulunca, Arap ülkelerinden haklı olarak tepkiler yükseldi. Arap Dünyasının nu olduğu bir projede Avrupa’nın görüşü soruluyor, ama Arap dünyasına danışan kimse yok. Bu durum Arapları fevkalade tedirgin etmeye yetiyor.168

Bush yönetiminin girişimi Arap ülkelerinde sert bir muhalefetle karşılaştı. Mısır ve Suudi Arabistan planı reddederek İsrail’in Filistin topraklarını işgalini görmezlikten gelinmesine dikkat çektiler. Mısırlı bir gazeteci Nadir Fercani de girişimin reddedilmesini istedi ve projeyi “bir sarhoşun aydınlanmak yerine sadece ayakta durmak için lamba direğine dayanmasına benzetti. 170

Büyük Ortadoğu Projesinin biri görünürdeki şekli diğeri, saklı (reel) iki gayesi vardır. Görünür amaç; anarşi, terör ve despotizmle iç içe yaşayan bölgeye yeni bir düzen, özgürlük ve demokrasi getirmektir. Reel amaç ise, bölgenin yeraltı ve yerüstü kaynaklarını kontrol al-tına almaktır.  

Amerikan Haçlı Seferi:

30 Haziran tarihli Time dergisinde bir kapak yazısı : Hıristiyanlar Mülümaların dinlerini değiştirmeli mi?

Time, Dünyanın önde gelen politika, düşünce, sosyal yorumlar dergilerinden birisi ve  yorumunda tüyler ürperten bir haçlı seferinden bahsediliyor. Yıllardır vatanlarını “Komünizm öcüsü” ile korkutan Batı, Sovyetlerin çöküşü ile düşmansız kaldı. Amerika tek süper güç olarak ortaya çıkınca bazı ülkeleri nükleer silah sahibi olmakla suçlayıp topraklarını işgal etmeye başladı. Devlet Başkanlarını öldürmeyi bir milli hak ilan etti.  Bush ağzından kaçırdı: Haçlı seferini başlatıyoruz. Sonra tükürdüğünü yaladı. Ama maksadını ne olduğu anlaşılmış odu. Batı, halklarının daha iyi yaşama hakkı istediklerinde onları Komünizm öcüsünden bahsedip ortak hedeflerle oyalıyorlardı. Şimdi de halkın aklını terörizm, radikal İslâm vs. ile meşgul edip medya uşaklarını da kullanarak oyalamayı sürdürüyor.187

Time devam ediyor:

Müslüman Silahların mahallesinde bir Evangelist misyonerler toplantısı. Shafira adlı türbanlı bir kız İslâm’ın beş şartını anlatıyor.  “Aramızda pek çok ortak taraf var” diyor.

Dinleyicilerden biir heyecanla sorular sormaya başlayınca Sharifa türbanının atıyor

Açılıp saçılıyor ve  “Ben aslında Müslümün filan değilim. Ortadoğu ülkelerinden birinde misyonerlik yapıyorum” diyor. Bu gösteri misyonerliğin nasıl yapılması gerektiği konusunda bir ders idi” diyor.

Shafira, Hz.İsa ile Hz. Muhammedi mukayese ediyor ve tavsiyelerde bulunuyor.

İsa dirildi ve aramızda, Muhammed öldü.

Müslümanların hikâyelerini dinleyin ama İsrail’den hiç bahsetmeyin.

Amerikan Başyargıcı John Achroft’un mesajını perdeye aktarıyor:

“İslâm’ın Allah’ı, oğlunuzun canını ona feda etmenizi ister. Hıristiyan Tanrısı ise kendi oğlunu (İsa’yı) sizin için feda eder.

Shafira devam eder: “Asıl terörist İslâm’dır., Müslümanlar ise sadece bu dinin kurbanlarıdır.”

Toplantı “Toplu katliam silahı İslâm’ın yıkılmasına” dua ederek sona erer.

21 aydın Amerikalılar yeni düşmanları Müslümanlık hakkında “hızlandırılmış eğitime” tabi tutuluyor. Aslında bu plan Komünizmin yıkılışından hemen sonra uygulamaya oknulmuştu ama 11 Eylül’den sonra ivme kazandı.

Nitekim Müslüman ülkelerdeki misyoner sayısı 15 binden 27 bine ulaştı. Misyonerlerin hedefi olan ülkeler arasında: Fas, Mali, Cezayir, Nijerya, Libya, Çad,Sudan, Mısır, Habeşistan,Yemen, Suudi Arabistan, Oman, Irak,İran,Türkiye, Kazakistan, Afganistan, Pakistan, Hindistan, Çin, Moğolistan,Japonya, Malezya, Endonezya, Filipinler, Tayland ve Kore de var.

Evangelist teknikleri arasında “Müslüman gibi davranmak” da var. Biryandan “Lailahe illallah, Muhammadün  Rasulallah” deyip diğer yandan Müslüman kardeşleri “İsa Camileri”ne davet etmek de var. Kendilerini Mevlevi olarak gösterip dinlerin kardeşliğinden hareket ederek saf Müslümanları tavlamak da başka bir teknik. Yalnızca Akdeniz Limanlarında İsa’nın hayatını anlatan CD’lerden400 bin adet dağıtılmış.  

Amerika’nın Irak saldırısının bir Haçlı Seferi olduğu, olayın istihbarat ve psikolojik harekat operasyonları incelendiğinde ortaya çıkıyor.

Ümit ederiz ki Dünya Müslümanları bu gizli fanatiklerin maskelerinin arkasını görür de gerekeni yaparlar.

Hüseyin Hatemi Diyor ki:

Defne Sarısoy’a NTMSNBC de veridği röporotajda: “Bush iktidarında, bir takım sapkın Protestan tarikatları,  kendi fundamantalist inanışları ile Armageddon savaşının çıkmasını bekliyorlar. Bu savaş, İsrail’in Araplara hücum etmesi ve Müslümanların İsrail’e hücum etmesi ile bu savaş çıkar.  Kudüs yakınlarındaki Magedon tepesi etrafında gerçekleşecek Armageddon savaşı Müslüman ordusunun İsrail oğullarına saldırmasıyla çıkacak.

Yahudiler Müslümanlara karşı Armageddon savaşın kazanmadıkça Hz. İsa tekrar yeryüzüne dönemeyecek. İsa’nın dönesi için savaşın çıkması ve kazanılması şarttır.  Bu savaşı önce Hz. İsa olmadan Yahudilerin kazanması lâzım. Onun için İsrail ile sıkı bir işbirliği dini sebeplerden dolayı mecburidir. Savaş bittikten sonra Hz. İsa’ya iman eden 144 bin Yahudi hariç diğerleri kırılacak. Amerika ve Hz. İsa’ya bağlı olanlar yeryüzünde kalacak.

Mantık Şu: Yahudilerle işbirliği gerekli ki Hz. İsa yeryüzüne gelsin. Dirilişten sonra zaten bu Yahudilerin de icabına bakılacak. 191

Tevrat’a bakın “Kudüs’e tek bir sünnetsiz dahi giremeyecek” der. Müslümanlar sünnetli olduğuna göre, bu sünnetsizler Hıristiyanlardır. Hatta Birleşmiş milletler binasının duvarına da Tevrat’tan alıntı sonradan sokuşturdukları sulh ayetlerini yazdırmışlardır. )sonradan (Tevrat’a sonradan sokuşturduklarını sulh ayetleri diye)

Söz konusu ayetler şöyle der: “Milletler silahlarını, kılıçlarını saban haline getireceklerdir.” Yahudi hâkimiyeti kurulunca tüm dünya silahsızlandırılacaktır, bunların sulh ayeti bunu önerir., barıştan kasıt diğer milletlerin silahlandırılmasıdır.Tabii bütün Dünya’nın zenginliği Kudüs’e akacaktır.

Grace Halsell’in kaleme aldığı “Tanrıyı kıyamete zorlamak” ‘ta belirtildiğine göre ABD ve Avrupa’daki Armageddon fenomeni onlara göre kaçınılmaz bir gerçek ideal olarak karşımıza çıkmakta ve komplo teorisi olmaktan da çıkmaktadır. 191

Bu düşüncelerle Türkçedeki yeni Tevrat tercümeleri dahi modernize edildi. Kıyametin yaklaştığı sırada Yahudi hakimiyetinin bütün Dünya’da kurulacağı Yahudilere karşı olan diğer kavimlerin toprak altı zenginliklerinin de Yahudilere intikal edeceği, mesela petrolün Yahudilerin eline geçeceği gibi yorumlar yazıldı. Hatta 3 Hilal’in şeytanın simgesi olduğu, İncil’de şeytanın rakamı olan 666 rakamının 3 hilalin birleşiminden meydanda geldiği hilallerin Arap alfabesindeki 6 rakamına benzediği gibi zorlama yorumlarla poilitika oluşturuldu.  ABD’deki Protestan mezheplerinin, fevkalade kurnaz Siyonistlerle işbirliği ile ortaya Irak Savaşı’nı haklı çıkaracak bir fikri zemin yaratılmaya çalışıldı. 191

Vatikan’ın Gizli Raporu:

Almanya’da yayımlan Welt Am Sonntag, Vatikan’ın Katolik Kilisesine bağlı, dünyanın dört bir yanında şubeleri olan ve gizli misyonerlik faaliyeti yürüten bir kuruma, İslâm’ın yayılmasını engellemek için büyük bir fon tahsis ettiği belirtildi.  Haberi “Milyonlar Muhammed’e karşı manşetiyle okuyucularına duyuran gazete 30 Mayıs 2004 tarihli nüshasında “Vatikan’ın büyük bir meblağdan oluşan bir fonu, gizli “Congregation fort he Evangelization of Peoples”  (İnsanları Evangelist yapma cemaati” nin kullanımına verdiğini yazdı.

Vatikan’ın İslâm’ın yayılmasını engelleme raporunu yayınlayan Andreas Englisch, cemaatin öncelikli hedefinin Hz.Muhammed’in insanlığın gözündeki imajını zedelemek yoluyla İslâm’ın yayılmasını frenlemek ve insanların İslâm Dinine gösterdiği ilgiyi azaltmak olduğunu ifade etti.

Merkezi Roma’da olan cemaatin ilgi alanının daha çok Hıristiyanlık ile İslâm arasındaki hassas noktalarda yoğunlaşmak olduğu belirtilen raporda, cemaatin bu konudaki kötü şöhretine özellikle vurgu yapılıyordu.  Raporda, cemaatin, Hıristiyanlıkla İslâmiyet arasındaki gergin noktaları körükleyen tek uluslar arası kurum olduğu da kaydediliyor. 192

Rapor7da PAPA7nın insanları Hıristiyanlaştırma cemaatine verdiği açık desteğin altı çizilerek, Papanın Katolik inancın  yeryüzünde yaygınlaştırılması için gereken tüm yeni metod, yol ve yöntemlerin kullanılması yönünde talimatlarının titizlikle uygulandığı belirtildi.

 Fakir ülkelerdeki Müslümanlara bedava sağlık hizmeti verilerek Hıristiyanlaştırılması. Diğer bölgelerde ise Hıristiyan Müslüman diyalogunun desteklenmesi adı altında  çalışmalar sürdürülmesi tavsiye edilen raporda, Müslüman ülkelerde yürütülen bu çalışmaların kesinlikle gizli tutulması isteniyor.

İnsanları Hıristiyanlaştırma cemaatinin katı ve acımasız kurallarla yönetildiğini belirten WellAm Sontag gazetesi, buna örnek olarak, cemaatin idarecilerinden Kardinal Crescenzio Sepe’nin, cemaat çalışanlarını “askerlerim” diye çağırmasın gösterdi.

Gazetedeki raporda cemaate bağlı 1081 kişinin, Hıristiyanlığı yaymanın yasaklandığı dünyanın değişik ülkelerinde gizli misyonerlik faaliyeti yürüttüğü belirtildi.

Misyonerliğin resmen yasaklandığı Suudi Arabistan, Yemen, Çin, Vietnam ve Kamboçya gibi ülkelerde misyonerlik çalışmalarının bu cemaat üyeleri tarafından titizlikle yürütüldüğü ve bu çalışmaların Hıristiyan dünyası tarından siyasi ve ekonomik destek gördüğü kaydedilen raporda dünyanın değişik ülkelerinden 85 bin papaz ve piskopos ile 450 bin misyonerin desteğini gören cemaatin, geçen yıl dünyanın farklı bölgelerinde yürütülen 280 ayrı proje kapsamında 65 bin papazı görevlendirdiği belirtildi.

Cemaat bünyesinde papaz ve yönetici ordusundan ayrı olarak misyonerlik faaliyeti yürüten

1 milyon insanın daha çalıştığı belirtilen raporda, aylık 30 ar dolar maaşla çalışan bu misyonerlerin yaz-kış, uzak-yakın, güvenli-tehlikeli ayrımı gözetmeden bütün bölgelere     

Giderek maddi sıkıntı içendeki insanlara Hıristiyanlığı aşılamaya çalıştıkları belirtiliyor.

Cemaatin sağlık ve eğitim kurumları bakımından büyük ve güçlü bir alt yapıya sahip olduğu belirtilen raporda cemaate bağlı 42 bin okul, 1600 hastane, 6 bin ilk yardım kinliği, 180 Aids yardım ve tedavi merkezi ile 12 bin ofis bulundu, tüm bu kurumların ihtiyaç sahipleri fakirlere hizmet adı altında Hıristiyanlık propagandası yaptığı kaydedildi. www.aygazete.com.

Mesih Planı ve BOP:194

Kıyamet savaşı Armageddon’un şartlarını oluşturma süreci hız kazandı. Planın aktörleriyse Evanjelistler ve İsrail. “Bu haçlı seferi. Bu savaş zaman alacak diyen Başkan Bush özür diledi ve Müslüman ülkelerin gönlün aldı.  Serdar Turgut’a göre bu hiç de ağzından kaçmış bir laf değildir. “Haçlı seferi yüzyıllardır Hıristiyan alemi için önemli bir işarettir. Bu laf söylenince Hıristiyan alemi ne yapması gerektiğini anlar. Bush amacını Dünhyaya deşifre etmişti.Çünkü zamanın geldiğini düşünüyordu.”

MESİH PLANI:

Hıristiyan inancına göre, Ortadoğu’da hüküm sürecek 7 yıllık kaostan sonra Hz:.İsa yeryüzüne inecek.Bu günkü İsrail’in Megido vadisinde yaşanacak kıyamet savaşı Armageddon’da Hz:İsa inançlı iyilerden oluşan  ordunun başına geçecek ve Deccal’ın komutanlığındaki inançsızları yenecek. Böylece kaos bitecek ve yeryüzünde İsa’nın krallığında bin yıllık huzur çağı başlayacak.


Tevrat’ta ve İncil’de İsa’nın gelmesini haber veren bazı alametler de anlatılıyor:

Yahudilerin. Filistin’e dönüp İsrail devletini kurması, Ortadoğu’da yıllarca sürecek kanlı bir kaos , Kudüs’ün İsrail’in başkenti olması, Mescid-i Aksa’nın yıkılıp yerine Hz. Süleyman mabedinin inşa edilmesi …

İsrail’in Tanrı’nın emri olduğuna inanıyorlar. Bazı Hıristiyanlar ve Museviler İsa’nın dönüşünü kendiliğinden gelişecek doğal bir süreç olarak görüyor. Protestanlığın bir kolu olan  ve Sukuyfilt İncilini referans alan Evanjelik inancına göre ise Mesih’in gelmesi için öngörülen alametlerin gerçekleşmesine yardımcı olmak ve şartları hazırlamak gerekiyor. Evanjelist inanca göre Mesih’in inişi için bütün Yahudiler İsrail’de toplanmalı, Filistinlilerin tümü sürülmeli, o zaman İsa yeryüzüne inecek, iyilerin başına geçecek, kötülere karşı savaşacak.

Ortadoğu’da kaosu bitiren şeytandır. ABD’de yaşayan ünlü sosyal psikolog Vamık Volkan, Bush’un Ortadoğu’da kaosu bitirme konusunda kafasının karışık olduğunu belirtiyor.

Çünkü inanışlar göre Ortadoğu’daki çatışmalar İsa’nın geleceğini gösteren işaretler ve bunlar sürmeli. Öte yandan karışıklığı ilk durduracak idlerin şeytanın ta kendisi olduğuna inanıyorlar.

Tüm bu yaşananları, sadece dinsel kodlarla açıklamak, mümkün mü? İşini içinde dezenformasyon, yada manipülasyon var mı? Soruları cevaplarken savaşların sebebini tek bir şeye bağlayamayız diyor Prof Volkan. Reel politik işler, petrol gibi unsurlarla bu tip psikolojik süreçler birleşir. Çünkü Evanjelistler, kıyamet savaşı Armageddon’un çok yaklaştığını düşünüyor ve bazı kesimlerin iddiası doğruysa Busuh’un başını çektiği, Evanjelistler Armageddon’u yaşayan nesil olmak için ellerinden geleni yapacak.  www.iyimedya.com/ asp haber detay.

Başkan Bush’un BOP’ni uygulanmasında müşterek kültürel değerlere sahip Avrupa’yı da yanına alarak girim bir ‘Batı sistemi ortak projesi’ ne dönüştürmeye çalışması daha da önemlisi, Nato gibi çok uluslu bir silahlı gücü de projeye entegre etmesi, hedeflenen coğrafyadaki ülkelerde “demokrasi ve modernlik” imajı ile lanse edilecek. Batılı değerlerin reddedilmesi halinde gerekirse silahlı gücün de kullanılabileceğini göstermiyor mu?

Tüm kararlarını Evangelist kilisesinin onayı ile alan ve kendisini “kutsal bir görevli” sayan

Başkan Bush’un Ruh hali dikkate alındığında “BOP^” dini ağırlıklı bir inisiyatife dönüme ihtimali fevkalade yüksek görünmektedir. 197.

Bu arada “Geçici Irak Anayasasında ülkenin Kürt bölgesine 120 bin  Yahudi’nin yerleştirilecek olması Evangelist düşüncenin bir uygulaması mıdır? Sorusu da güncel ama üzerinde durulması gereken önemli bir  sorudur. 198

BOP’un çağdaş değerlerle tanıştırmayı hedeflediği ülkelerden biri de Türkiye. Bizim de söz konusu olan ülkelerin de “BOP” ni eni konu kritik etmeleri alternatif – karşı ortak projeler üretmeleri gerekmez mi?  

Yeni bir haçlı seferi iddiası paranoya mı?

Hayır! Tarihteki haçlı seferlerinin sebep sonuçlarını analiz ettiğimizde büyük Ortadoğu Projesi ile olan paralellilikler hemen görülebilir. Doğu Akdeniz’de hakim olmak dünya ticaret yollarını ele geçirmek, her ikisinin de temel hedefleridir. 198

Bush ve ekibi Evanjelizmin hem şaşmaz birer müridi, hem de İsrail ve İsrail çıkarları için

Dünyayı ateşe verecek kadar Yahudi sempatizanı. Bu sevgi onun dini tercihinin teolojik altyapısından kaynaklanıyor.

EVANJELİKAL HAREKET:

İsrail taraftarı siyasi elitin halk desteği olmaksızın veya seçmene rağmen önceliklerini hayata geçirmesi beklenemez.  Peki nasıl oluyor da siyasi merkezi (Beyaz –anglo sakson-protestan)

Olan bir seçmen kitlesini bulunduğu ABD’de Amerikan menfaatlerine zarar veren, her platformda haksız dahi olsa İsrail’i destekleyen politikalar onlarca yıldır çeşitli dozajlarda da olsa çizgisi değişmeden –her iktidar döneminde sürebildi?

Amerikalıların Ortadoğu –dolayısıyla İslâm Dünyası- ile olan ilişkilerini belirleyen ana etmen Evangelist geleneğin ahir zaman kehanetleridir.

Nisan 1998’de Washington’d İsraili içn birleşik Sesler Konfeansında dönemin İsrail Başbakanı  NEtanyahu’yu dinleyen 3000 kişinin çoğunluğu Yahudlir değil Hristiyan koalisyonu lideri Ralph Reed, Precent Papazlıklarından Kay Arthur, Kadınlar Nurundan Jane Anson, Ulusal dini yayıncılardan Brant Gustavson, Yeni Hristiyan sağının ünlü liderlerinden Evanjelistler oluşturuyordu.

Evanjelistelrin önemli ilderlerinden Jerry Falwell ve Pat robertson ise şahsen katılmaarak konferansı desteklediklerini bildirenler arasındaydı.

 Netanyahu toplantıdan bir gün sonra dönemin ABD başkanı Clinton’la buluşmuş,

 Ve Clinton kendisine, “Filistinlilerle Barış yapmak için Satı Şeria’dan çekilmesi gerektiğini” söyleyince sıkıntıdan bayılacak gibi oluştu.  Ancak bir gün önce kendisini destekleyen ateşli Hıristiyanlar’dan aldığı destek onun ayakta kalmasını sağladı. Öyle ya, Netanyahu’nun ifadesiyle “İsrail’in yeryüzünde konferans salonunda bulunanlardan daha iyi müttefiki ve dostu yoktu.”

Pek çok Amerikan Evangelisti, İsrail’e olan sevgilerini, onların Filitinliler’e karşı yürüttükleri mücadeleye olan desteklerini her fırsatta dile getirmekten ve İsrail’in güvenliğine yönelik her türlü gelişmeye tepkilerini göstermekten büyük gurur duyarlar.

Diğer taraftan da Yahudilerin Evangelizme saldırmasından ve  Dünya’da karışıklık yaratmalarından şikayetçi olurlar. Pek çok Yahudi de Hıristiyanlar’ın kedilerine karı takındığı çifte standarttan ve kutsal topraklardaki misyonerlik faaliyetlerinden yakınırlar.

Evangelistlerin İsrail’e ağladıkları destek önemlidir. Zira Evangelistler Amerikan Kamuoyunu hatta dış politikayı yönlendiren önemli merkezlerden biridir.

BU desteğin sebebini anlamak için Evangelistlerin İncil’de yer alan kehanetleri nasıl youmlaıklarını ve inançlarındaki değişikliğin dünşa politikasını nasıl yönlendirdiğini anlamak gerekir:

Evangelistlerin çouckluk anılarında, Pazarları kilise okullarında İncil haritalarının önünde dinledikleri; İncil menkıbeleri önemli bir yer tutar. Zamanla her Evangelist,İncil’de bahsi geçen topululukla kendisini özdeşleştirir. Vaad delmiy topraklar onların hiç gitmedikmeri vatanları oluverir.

İsrail; İsa’nın doğduğu, va ettiği, çarmıha gerildiği, yeniden canlan (acağı?) dığı topraktır.

Bu sebepler her yıl onbinlerce Amerikalı Hıristiyan, İsa’nın ayak izlerinde yürümek için İsrail’e hacca gider.

Amerikalılar için Ortadoğu İsa’nın ikinci gelişinde yaşanacak olayların merkezinde yer almaktadır. Evangelizstler bu anlamda İncil’i Tanrı’nın emirlerini ve öğütlerini içeren bir kutsal kitap gibi değil de, merkezinde İsrail’in olduğu birçok kehanetin şifrelendirdiği, bir gizem metni  gibi okumaya ve yourmlaaya teşnedirler.

Evanjelikal hareketin çağdaş temsilcileri, Evanjelizmin savunduğu inancı anlatırken, Kutsal iktapta anlatılan “Siyon Toprağı” ve modern İsrail devletinin aynı şey olduğun söylemektedirler.

Tanrı insanları iki sınıfa ayırır. Yahudiler ve Yahudi olmayanlar. Tanrının bir dünyevi bir de ahiret planı vardır.  Dünyevi olanı Yahudiler içindir. Ahiretle ilgili olanı ise yeniden doğmuş Evanjelik Protestanlar içindir.

Öteki insanlar, örneğin Budistler, Müslümanlar ve Evanjelik olmayanlar tanrı için bir önem taşımazlar.  Armageddon sonrası 1000 yıl sürecek denilen Dünya egemenliği inanışı çoğu Evanjeliği keşke Yahudi olsaydım anlayışına götürmektedir.

Evangelist Bush mezhebini yayıyor:

Los Angeles Times’daki ifadeye bakın: Evangelistlik Bağdat’ta süratle yayılıyor. 400 Iraklı, din değiştirdi. Bu mezhebe bağlı 9 kilise açıldı. Ülkede 900 bin İncil dağıtılıyor. Bir Pazar günü  400 Iraklı Evangelist kilisesi kapılarında uzun kuyruklar oluşturuyor.Bazıları yalnızca kilisenin bedava dağıttığı yemeği bekliyor. Haberde 40 yaşında alkol tedavisi görüp Evangelist olan Amerika Başkanı George Bush’un mezhebini nasıl yaydığı anlatılıyor.

Ortadoğu’nun Merkezi Olacak:
9 kilise var.10’uncusu inşa ediliyor. Kilise başına Amerika’daki Evangelistlerden 100’er bin

dolar gönderiliyor.

Evangelistler genelde Müslüman halka, ilaç ve gıda yardımıyla esleniyor. Yardımların yanında 900 bin İncil dağıtılıyor.  Irak’ta misyonerlik yapan Tom Carig “Tanrı ve İsa bize İsa’yı Ortadoğu’ya getirme şansı doğurdu. Bu bana verilen bir emir”diyerek açıkça söylüyor.  Kyle Fisk adlı bir diğer misyoner daha da iddialı. “Irak, Hz. İsa’yı İran ve Libya’dan Oratdoğu’ya yaymak için merkez olacak.” Diyor. Kiliseye gelen Rana” Babam da Müslüman’dı. Benim kiliseden uzak durmamı istiyordu. Ancak kilisedeki ona iş bulup anneme de gıda yardımı yapınca her şey değişti…  Bilgi Not: Ülkesinde 300 bin Hıristiyan’ın ibadetine izin veren Saddam Hüseyin, sadece Evangelistliği yasaklamıştı. 202

Neocon’lara göre, Batı İslâm’a karşı ya Zafer kazanır ya da soykırım’a uğrar.

Ricahrd Perle, Ortadoğu’un Müslüman halklarını “silah gücüyle güdülmesi gereken bir sürü” olarak görüyor. Perle’nin Frum’la yazdığı kitapta “İslam’ın ana gayesi, Batı medeniyetlerini yıkarak yerine kendi dini inancını ve hukukunu kabul ettirmek” diyor.

Perle Frum ikilisine göre Müslüman Hıristiyan ilişkileri, medeniyetler çatışmasına yol açacak. Batı İslâm’a karşı kendini korumak ve zafer kazanmak zorundadır. Aksi halde Müslümanların soykırımına uğrayacaktır.

Ortadoğu bölgesi, uydu yöneticiler aracılığıyla bugüne kadar kolaylıkla yönlendirilmiştir.  Uydu yönetimler, sözde Müslüman liderler ve İslâm’ın orijinal yorumundan uzak olan spekülatif mezhepler karmaşasında, çocuklar ve kadınla dahil, birçok insanın terörizme alet   

edilip mağdur olduğu bir bölge haline gelmektedir.

COMMENTARY dergisine Neo-Con Bible, Neocon’ların kutsal kitabı diyenler de vardır. 60 yıldır yayınlanan çok etkili bir dergidir.

Militan İslam tehdit, Ilımlı İslâm çözüm:

Commentery yazarı Podhoretz, Afganistan ve Irak savaşlarını dördüncü dünya savaşının binci ve ikinci muharebeleri olarak görüyor. İran ve Suriye’yi teröre destek veren ülkeler olarak tanımlayarak açıkça hedef gösteriyor. Ilımlı Müslümanları ABD için kazanılması gereken müttefikler olarak tanımlıyor. Jonlara göre terör yöntemdir. YÖnetem karşı savaşılmaz, o yöntemi kullanan düşmana karşı savaşılır.213

Jacobenler: Fransız devriminin öncülüğünü yürüten fanatik, otoriter devrimciler.

Paleo muhafazakârlar, Neoconların aksine ABD’nin yeni savaşlara girmesine,  düya imparatorluğu haline gelmesine karşı çıkıyor. Bu paleomuhafazakarlara fosil muhfazakarlar eski kafalı deniyor.

Onların neoconlara cevabı ise “Neoconların gerçekte ABD’nin değil, İsrail’in çıkarlarına –hizmete eden bir kilik” oldukları yönünde.

Paleo muhafazakarlardan Paul Craig Ro.berts şöyle yazıyor:

“eğed bir kez aldaılıyorsuk, bizi aldatan suçludur. Eğer iki ke aldatılıyorsak, bu kez biz suçlu oluruz. Eğer Noconlar, bu sefer de Amerikan halkını aldatırsa, ikinci durum geçerli olacak.  Amerikan kamuoyunu Irak konusunda kandırmak için kullanılan yalanların aynısı şimdi de Suriye ve İran’ın işgalini meşrulaştırmak için kullanılıyor. Bush’un Neo jakobenleri, 600 milyon Müslüman’ı öfkeyle ayaklandırıp bizim boğazımıza sardırana kadar durmayacaklar.

Nasıl oldu da dördüncü dünya savaşı çıkarmaya çalışan bu çılgınlar, Amerikan devletinin yönetimini ele geçirdiler.? 214

Neocon’ların İsrail’le İlişkisi: Neocon hareketin İsrail Lobisi ile yakınlığı bilinmektedir. Hareketin çoğunluğu Yahudi kökenli sol entelektüellerdir. Podhoretz, Arap dünyasındaki ABD tepkisinin İsrail’den kaynaklanmadığını , Arapların bizzat Amerika’ya düşman olduklarını kabul ettirmeye çalışır.

Günümüz dünyasında, demokrasi, adeta tüm insanlığa mal olmuş, siyasi bir din haline getirilmiştir.

Fakat bir çok ülkede halkın büyük çoğunluğunun istediği kimselerin yönetime gelemedikleri görülüyor. Araştırmalar sonunda bir Derin Dünya Devleti olduğunu anlıyorlar.  Bu devletin organlarının CFR,Bilderberg vs. olduğu gerçeği ile karşılaşıyorlar.

Amerika’nın öncülüğünde ortaya atılan Yeni Dünya Düzeni teorisinin arkasında Gizli Dünya Devletinin küresel örgütlerin rolü olduğu bilinmektedir.

İLLÜMİNATİ GİZLİ ÖRGÜTÜ:

Tüm gizli organizasyonların tepesinde İllümanati, aydınlanmacılar denen örgütün olduğu söylenir. Temeli Haçlı seferleri sırasında Kudüste kurulan Tapınak şövalyeleri tarafından atılmıştır.Masonluğun de teel fikiryatını geliştiren Tapınak Şövalyeleridir. İllmanit’inin en çok tanına kolu SİON BİRLİĞİ’dir.

Adını ve üyelerini sır gibi saklayan İllümünati, ölümcül bir kuruluştur. Her ülkede mevcuttur. Özel eğitim almayanlar ve alt kültürlerden gelenler alınmazlar. ABD Başkanlarının çoğu İllümanati’den ya icazet alırlar ya da üyesidirler.

Bu gizli örgüte ihanet edenlerin sonu kayıtsız şartsız ölümdür. Bu gizli örgütün Nato ve Gladio ile ilişkisi de bilinmektedir.

John Daid Rocfemller, John P.Morgan ,Mayer Rotchild tarafından yuvarlak masa teorisi oraya atıldı. Dünyayı kontrol altına almak için yönlendirici politikalar geliştirmek üzere. Yuvarlak masanın elemanları kendi ülkelerindeki etkili kişiler olacaktı.

DIŞ İLİŞKİLER KONSEYİ- CFR:

Gizli Dünya Devletinin en önemli organlarından biridir.21 Temmuz 1921’de Nevyorkta kuruldu.ABD’nin dış güvenlik ve savunma bakanları ve üst düzey yöneticilerinin tamamı bu konseyin üyeleridir.Soros ünlü CFR üyelerindendir. gelir.

CFR Amerika ağırlıklı idi. Avrupa ayağının etkinliğini  oluşturmak üzere 1954’te Hollanda’ın Oosterbeek şehrindeki Bilderberg otelinde BİLDERBERG’i kurdular.

Bilderberg Gurubu her yıl yaptığı düzenli toplantılarda, toplantı yapılan otelin bütünün  tutar. Bine güvenlik güçleri tarafından korumaya alınır. Üç gün süren bu toplantılara üyelerin eşleri bile alınmaz. Toplantıda not tutulması yasaktır. Konuşulanları dışarıya sızdırmayacaklarına dair yemin alırlar. Şimdiye adar pek çok yazar-gazeteci katılmış ama tek satır yazmamışlardır.

ABD’i gizli örgüt CFR’nin üyelerinden pek çoğu aynı zamanda Bilderbeg üyesidirler.

Bİdreberg’in amacı yeni Dünya Düzeni’ni ve ABD İngiltere Anglo Sakson emperyalizmini tüm Dünyaya yaymaktır.Bilderberg kararlarının devlet yöneticilerini değiştirilmesinde önemli rolü olduğu söylenir. Margaret Tatcher’in yükselişi ve düşüşü buna örnek gösterilir. 1975’te Bilderberg toplantıların katılmasının ardından yıldızının birden parlaması, başbakanlık görevini üç dönem üst üste sürdürmüş olması Bilderberg desteği ile olmuştur.Ani düşüşünde ise Bilderberg’in İngiliz kraliyet rejiminin değiştirilmesi yönündeki isteğine Tatcher’in karşı çıkması olarak yorumlanıyor.

Bilderberg toplantılarına katılandevlet adamları alınan kararlar kendi ükeleri aleyhine olsa da uygularlar.
Bilderberg 1959’de İst. Çınar Otel’de, 1975’te Çeşme Altınyunus Tatil köyünde yapıldı.

Ecevit ve Demirel’in 1975 toplantısına katıldıkları bilinmektedir. Mesut Yılmaz 1990’da Newyork’ta düzenlenen toplantıya katılmıştır. Birinci ve ikinci Dünya savaşlarının şartlarının oluşturulması, savaşların yayılması, savaş sonrası şekillenen Dünya düzeninde İsrail Devletini şekillenmesinde  CFR ve Bilderberg’in eseri olduğuna şüphe yoktur. Hitlerin yükselerek iktidara taşınması ve sonraki faaliyetlerinde adı ve parası olan işiler bu örgütlenmelerin elemanları idiler.

Bu örgütlerin psikolojik savaş teknikleri içinde, her ülkede ellerinde bulundurdukları basın organlarını kullanarak yaptırdıkları haber emperyalizmi de vardır. Sadece istenilen haberler, istenilen kelimelerle bombardıman halinde servis edilmektedir. Buna maruz kalan kitleler dünyaya onların gözü ile bakan, onların isteğine göre düşünen, kolayca sevk ve idare edilen sürüler haline getirilmektedir.

Kontrollerinde tuttukları IMF ve Dünya Bankası gibi kuruluşlarla Üçüncü Dünya ülkeleri adını uygun gördükleri ülkeleri ekonomik olarak kıskaç içine utmakta, birçok kirli ilişkilerini gizlemektedirler.

Onların oluşturdukları statükoyu, aşmak veya bozmak isteyenlerin çoğu ambargolarla, asker saldırılarla, basın kullanılarak binbir iftiraya uğrar, bazen başka yollarla ibretamiz durumlara düşürülür.

 Ni yazık ki İslam Coğrafyasındaki devletlerin ve milletlerin neredeyse tamamı, bu dünya sisteminin kendilerine biçtiği yeri, rolü ve aşağılanmayı bir şekilde kabullenmiş durumda, izzeti kölelikle arıyorlar. İzzeti, bu dünyada ben de varım demekte değil, var olanlara kuyruk olmakta aramakta, “Acaba bizi kabul edecekler mi?” gibi talihsizliklerle meşgul olmaktadırlar. Oysa bu sistemin içinde yer almayı sürdürdükleri sürece, susayınca tuzlu su içirilen bir insan gibi zilletleri fakirlikleri artmaktadır.

Bize göre prensip sahibi olmak önemlidir.

Büyük engeller var diye prensiplerden taviz vermek doru olma.

Hedefe ulaşılmasa bile sabit değerler korunmuş olur.

Gizli Dünya devletinin istikbalini tehdit eden en önemli gelişme İslâmi bilinçlenmedir.

BU nedenle İslâmi oluşumlar yeni düşman ve yeni tehditler olarak ilan edilmiştir. İslâmi bilinçlenmenin yıpratılması amacıyla yoğun bin anti propaganda faaliyeti yürütülmektedir.

 Psikolojik harekatın temel amaçlarından biri de karşı tarafı manen yenilgiye uğratmaktadır.

Bir güç eğer kendisini “alt edilemez” ve “üstünlüğü tartışılmaz” olarak kabul ettirmişse psikolojik savaşı kazanmış demektir. Maalesef ki yıllardan beri ABD’nin ve Siyonist işgal devletinin böyle olduğunun, bütün dünyaya kabul ettirilmesi için yoğun bir propaganda faaliyeti yürütülmektedir. İlkadım dergisi 223. sayı. Metin Başbuğ. www.harunyahya.org.  

Rocfellerlerin gerçek kimliği:

Rockfeller ailesini incelediğinizde, resmen “Protestan” olduklarını görüyoruz..Ama bu Protestanlığın “Judaizer” Yahudici misyonunu bolca taşıyan  bir tür olduğu da açık bir gerçek.

Fransız yazan Georges Virebau, Amerikayı kim yönetiyor başlıklı yazısında  Dvid Rockfeller’in Chicago üniversitesindeyken İbrani Tanrı Bilimi derslerin takipettiğini not ediyor. 230

Acaba bu aile Yahudiler neden bu kadar sempati duyuyorlar? Çünkü kökenleri Yahudiliğe dayanıyor.  Rockfellarlar Sefarad yahudisidir. Newyork’un yüzde 25’i Yahudilerden oluşmaktadır. Nelson Rockfeller Newyork’ta dört defa üst üste Vali seçilmiştir. En büyük sermaye grubu, Citibank’ın sahipleri olan Rotchild’ler taarfından desteklenmektedirler.

19. yy.ın ikinci yarısında Kuhn Loeb şirketi, JOHN D. ROCKFELLER’in petrol taşıma şirketine inanılmaz bir indirim uygulayarak, onun diğer petrol şirketlerini batırmasına destek oldu. +ahdi ırkdaşlarından aldığı büyük destek ve kayırmaların sonucunda John.D.Reckfeller, 1887 yılında ABD’deki tüm petrol ticaretini eline geçirerek “tröst” haline geldi. 234

Exxon, Texaco, Socal, Gulf ve Mobil Rockfeler tarafından kontrol edilmektedir. Diğer iki büyük petrol şirketi Shell/Royal Dutch da Hollandalı Yahudi finansör William Deterding’e aittir.  BP hisselerinde de Yahudi sermayesinin payı büyüktür.

CFR akademik çevreleri yayınları dış politikadaki standartları belirler. Amerikalı entelektüelleri eğitir. CFR’nin resmi ideolojisi üniversitelerde ders olarak okutulmaktadır.

CFR’nin Foreign Affairs (dış olaylar) dergisi hem siyasi günhdemi belirler hem de ABD politikasını.

CFR’nin denetlediği gazeteler New York Times, Washington Post. Time, Newsveek, Life, New York Pos, New York Herald Tribiune gibi gazeteler zikredilebilir.

BOHEMİAN GDOVE:

Gizli amaçlar için 1880’lerde California’da kurulmuş bir cemiyettir. Her şehirde tapınakları vardır. Sembolleri Başkuş’tur. Kıssınger, Regan gibi ünüler üyeleridir. Rotay Klüp gibi masonik cemiyetlerle iç içedir. Eisonhover, Knenedy, Johnson, Regan, Clinton, Neil Amstrong, Henry Morgan gibi ünlüler bu kulübün üyeleridirler.Çok zengin ve elitlerin oluşturduğu gizli bir seçkinler kulübü. Vietnam’a Savaş açılması kararının verildiği yer de Bohemian kulüptür.

San Fransisco-Kaliforniya arasında, gözden ırak bir yerde, 500 kişiyi barındırabilecek büyük bir çiftlikte toplandıkları bilinir.

ABD Türkiye’yi nasıl bölmüş?

Dünyayı yöneten temel bir kanun var. Bu da KUVVET KANUNU’ndan başkası değil.

Hak, adalet, hukuk, ahlâk, insani değerler gibi hususlar bu kanunun karşısında bir manâ ifade etmemektedir. Gücün varsa hükmün sürer gücün varsa etkin vardır. Yaptırım imkânın vardır.

Gücünüz varsa sözünüzün kıymeti harbiyesi vardır.  Güçlüyseniz haklı da çıkarsınız. İğrenç saldırılarınız, küresel kabadayılıklarınız meşru görülür.  Gücünüz yoksa en küçük bir itirazınız yahut karşı duruşunuz bile “terörizmle” lanetlenir, itaat etmeniz öğütlenir, sonra açıkça dayatılır. Küçük güç dağıtılır, mütevazi direniş ezilir. Büyük kuvvet sahibi zorbalar için

ABD’nin hatırı sayılır  dergisi Armed Force Journal’da  Türkiye haritasını bölünmüş olarak çizdi. Türkiye’nin doğusu Bağımsız Kürdistan oarak gösterildi. Irak da üç ayrı devlet olarak gösterildi.

Kuzey’de Kürdistan, Ortada Sünniler, güneyde Şiiler ayrı devletler halinde.

Siyonizmin Irkçı kökenleri: 259  

Yahudiler M.S. 70 yılında Kudüsten sürüldükten sonra dünyanın çeşitli bölgelerine yayılmaya başladılar. Çoğu Yahudi içinde yaşadığı ülkenin dilini zamanla benimsedi. İbranice sadece dualarda ve dini metinlerde kullanılan kutsal bir dil olarak kaldı.

Buna karşılık Almanya’daki Yahudiler Almanca, İngiltere’deki Yahudiler İngilizce konuşmaya başladılar. Siyonizmin kurucusu Theodor Herzl vatan olarak bir ara Uganda’yı düşündü. Sonra Filistin üzerinde karar kılındı. Dünya Siyonist örgütü Yahudilerin yaşadığı her ülkede yoğun bir propaganda çalışmasına girerek Yahudilerin diğer milletlerle birlikte yaşamaması gerektiğini, ayrı bir ırk olduklarını, mutlaka Filistin’e giderek orada yerleşmeleri gerektiğini telkin etmeye başladılar. Siyonizm Yahudilerin diğer milletlerle bir arada yaşamaması gerektiğini savunan ırkçı bir ideoloji olarak dünya siyasetine girdi.

Siyonizm 19.yüzyıl Avrupa ırkçılığından ve sömürgeciliğinden doğmuştur.  Birçok Yahudi Siyonizme karşı çıkmaktadır. Her Yahudi Siyonisttir denilemez. Bazı Yahudiler, İsrail’in ırkçı birr Yahudi Devleti değil, her türlü milletin ve kimliğin bir arada ve eşit yaşayabileceği özgür bir devlet olmasını savunan birçok Yahudi vardır.   258

Medeniyetler Savaşına Doğru:

.ABD ve İngiltere, adeta İrail’in ebedi müdafileri konumundadırlar. Esas tehlike ise Batı ile İslâm dünyası arasında zaten var olan güvensizliği daha da büyütesidir. Amerika’daki Neocon’lardan Larry Kudlow’a göre, İsrail ordusuFilistinli ve Lübnanlı sivillerin katledildiği bombardımanlarıyla “Tanrı’nın işini görüyor”. Yine etkili Neo Con Davin Horowitz’e göre İsrail, “Medenileşmiş dünyanın yapması gerekeni yapıyor.”

İsrail’e destek için 19 Temmuz 1906’da Washington’da düzenlenen mitingde konşmacılar savaşın ardındaki dinamiği açıkladılar. Washington Post’un yazdığına göre, Maryland Valisi Robert L. Ehlich’in de katıldığı mitingde, İsrail Büyükelçisi Daniel Ayalon “Bu sadece İsrail’le ilgili değil. Dünyamızın neresi olacağı kaderi ve güvenliği ile ilgili. İsrail öncephede. İran’ın bu küçük dallarını budayacağız. dedi. Evanjelist Rahip John C.Hagee’İngil’den alıntılarla ABD’nin Tanrının İsrail ve Batı için planlarını yerine getirmek için İran’a karşı önleyici askeri saldırıda bulunması gerektiğini söylüyor.Zira Mesih’in yeryüzüne inebilmesi için İran’la bir çatışma gerekliymiş. İşte size kutsal Armageddon programı.

Siyonizme göre yeryüzünde üstün ırk Yahudilerdir. Evangelistler ise Yahudilerin dünyevi amaçlarını gerçekleştirmede onlara yardımcı olmak için yaratılmışlardır.

Bill Clinton Filistin ve İsrail’i barıştırmak için zorlayıp bir araya getirince Monica Lewinski skandalı tezgahlandı.

Protestanlığın önderlerinden Martin Luther’e göre Türkler, Amageddon’da  Mesihin savacağ Ye’cüc Me’cüc ordusunda yer alacaktır. Bu bakımdan Protestan hareketin ve köktence, meshçi ve kıyametçi yeni Hıristiyani akıların en büyük düşmanı Türklerdir.

Yine bu Armadeddon kehanetçilerine göre İsrail’in vaat edilmiş topraklara ulaşması gerekir.

Ertez İsrail’in sınırları Türkiye’nin güneydoğusun da kapsamaktadır. Armadeddoncular bu kehaneti kendi elleriyle gerçekleştirmeye kalktıkları için inanç yerine jeo-politik proje demek gerekmektedir. Irakta yaşanan Çuval olayı ve PKK’nın amerikan himayesi görmesi bu projenin somut ve özel uygulamalarıdır.

/ Mescidi Aksa’nın ve Kubbetüs’sahranın  yıkılıp yerine Yahudi Tapınağının inşa edilmesi gerekir. Bu inanç Hıristiyan literatüründe ‘Hıristiyan Siyonizmi’ olarak tanımlanır.  Bu inanç gereği, ‘Hıristiyan Sinonizmi’, ‘Yahudi Siyonizmi’ni sonuna kadar desteklemeyi öngörür.

Ellbeş ülkede şubeleri bulunan en geniş Siyonist grup olan ‘İnternational Christian Embassy Jerusalem’ yöneticisi Macolm Hedding: “Biz, 4000 yıl önce Tanrı’nın İbrahim’le yaptığı akitte verdiği bütün toprakların İsrail’e ait olduğunu savunuyoruz. …ve Tanrı İsrail’in ebediyen kendisine ait olan pay nasıl tevarüs edeceğine dair işleri düzenleyecek:” diyor.

11 Eylül sonrası 4. dünya savaşı çağrı yapan neocon Norman Podhoretz, hedefi açkça ilan etmişti: “İslamiyet’i Ortadoğu’dan kaımak” ve salt seküler bir ritüel’e indirgemek.277

..Hanefi, Bahaizm çatışması İslam topraklarına Siyonist hizmetlerin İsrail adına sokulmasıdır.

Tevrat ve İncil’i değiştirip strateji kitabını bir din kitabı diye insanlara takdim ediyorlar.

İsrail oğulları muharref Tevratı getirerek Talmud’u yani Tevrat’ın yorumu ile bütün dünyayı zihni bir programlamaya giriyorlar. Bu 200 yıllık bir süreçtir. Toplumlar hipnozlu ve formatlıdır.

İslam Medeniyetini İttifakı:280

İslam coğrafyasına baktığımızda parçalanmışlık, müştereklerde ittifak edememe olduğunu görürüz. Avrupa’nın neredeyse tüm devletleri siyasi, ekonomik ve kültürel birlik olan Avrupa Birliği çatısı altında toplanmış iken, Müslümanlar kâfi derecede işbirliği içinde değiller.

Farklı Müslüman mezhepler, cemaatler, tarikatlar, fikri hareketler ve kuruluşlar arasında da gereken dayanışma ve yardımlaşma yoktur.

Halbuki Allah, tüm Müslümanların tam bir birlik ruhu içinde yaşamalarını ve hareket etmelerini emretmiştir. Rabbimiz Müslümanların “sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bia gibi” olmaları gerektiğini  (Saff suresi 4) ve Ali İmran 103: “Allahın ipine sımsıkı sarlın. Dağılıp ayrılmayın…

Enfal Suresi 46’da ise: “Allah’a ve resulüne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider. Sabredin. Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.”

Şimdi şuurlu Müslümanlara düşen görev: “İslam ülkelerini kalkındırmak, imar ve inşa etmek, zulüm gören Müslümanlara yardım eli uzatmak ve oları korumak için gerekli fikri mücadeleyi yürütmek, İslâm ahlâkını tüm dünyaya en güzel şekilde tebliğ ve temsil etmek; sözde İslâm adına ortaya çıkan terörizm gibi sapkın akımları dizginlemek, tüm insanlığın hayrına olacak, ilmi, sanatsal ve kültürel gelişmeler kaydetmek gibi pek çok başarıyı Allah Müslümanlara nasip edebilir.281

Birliğe en büyük engel, müşterek noktaları değil farklılıkları öne çıkarmaktır. Unutulmaması gerekir ki, dünyadaki tüm Müslümanlar Allah’a iman etmekte, Kur’an’a tabi olmakta, Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) yolundan gitmekte, namazda aynı kıbleye yönelmekte, ahrette aynı güzel karşılığı ummaktadırlar. Müşterek noktaların bu kadar çok olması, farklılıkları örtmeli, tolere etmelidir. İnsanlığa ve İslâm’a hizmet için farklı yolları tkip etmeleri, birlik ruhu olunmasına engel değildir.

Eğer yeniden bir Osmanlı Barışı sağlamak gerekirse bunda ilk sorumluluk da Türk aydınlarına düşmektedir. 282

İsrail’in saldırganlığı:

Almud ve onun Yahudi olmayanlara karşı içerdiği tüm saldırgan hükümler, İsrail devletinin resmi ideolojisi üzerinde önemli bir etkiye sahiptir.Nitekim bu kanunların dirilmesi de İsrail sayesinde olmuştur  İsrael Shahak’ın da belirttiği gibi bu hükümlerin büyük bölümü , 16.yüzyılın ortalarından 20 yüzyıla kadar basılan Talmud nüshalarında bulunmuyordu.

Hükümler ya çıkarılmışlar ya da son derece üstü kapalı hale getirilmişlerdi. Bunun sebebi Talmud’un söz konusu hükümlerinin 16. yüzyılda Hıristiyanlar tarafından “keşfedilmeleri”

Ve büyük tepki oluşturmasıydı. Bu hükümlerin açıkça yazılıp basılabilmesi ancak İsrail’in kurulmasından sonra olmuştur.

Talmud’un büyük bölümü, Yahudi olmayanlara karşı kin beslemeyi ve imkan buldukça da u kini eyleme dönüştürmeyi emretmektedir. 283

Öncelikli diğer iki ilahi dine karşı son derece saldırgan bir tutum göze çarpar Talmud’a göre, Yahudiler ellerine geçen İncilleri eğer şartlar uygunsa yakmakla yükümlüdürler.  (İsrae Shahak, bu bilgiyi verirken, söz konusu emrin bugün de aynen uygulandığını 23 Mart 1980 günü, Yad Le’akhim adlı dini bir örgütün organizasyonuyla Kudüs’te İncil’in yüzlerce nüshasının yakıldığını not eder. Dahası, yad Le’ahkim, İsrail,din Bakanlığı tarafından finanse edilen örgüttür.)

Talmud’dan bazı ilginç hükümler:

Bir Yahudi bir mezarlığın yanından geçerken, eğer yer bir Yahudi mezarlığı ise orada yatanları takdis eden kısa bir dua okumalı, ancak mezarlık Yahudi-olmayanlara ait ise orada yatanların annelerine lanet etmelidir. Talmud kaynaklı bir başka geleneğe göre de, dindar bir Yahudi, bir kilise ya da Hz. İsa tasviri gördüğünde üç kere yere tükürmekle yükümlüdür.  

Yahudi olmayan biri denize düşmüşse boğulmaktan kurtarılmamalıdır.

Bir Yahudi doktorun Yahudi olmayan birini iyileştirmesi de, karşılığında para kazanılsa dahi, yasaktır. Eğer Yahudi doktorun Yahudi olmayanı iyileştirmekten kaçınması, Yahudiler’e karşı toplumsal bir tepki gelişmesine  neden olacaksa, o halde yasak ortadan kalkar ve hastanın iyileştirilmesi gerekir. (Maimonides 10. israel Shahak.Jewis Hitroy)

Türkler’in tabiatı bazı düşük seseli hayvanlara bener.Benim düşünceme göre bunlar insan seviyesinde değildirler. Seviyeleri  bir insan ile bir maymunun seviyesi arasında bir yerdedir. Çünkü görünüşleri maymundan çok insana benzemektedir. (Maimonides Kitap 3 bölüm 51 İsrael Shahak. Jewish History.)

Eski ahit’te amelekler hakkında verilen hüküm şudur: “Orduların rabbi şöyle diyor: Amelek’in İsrail’e yaptığını, Mısır’dan çıktığı zaman yolda ona karşı nasıl durduğunu

Arayacağım. Şimdi git, Amelek’i vur ve onların her şeylerini tamamen yok et ve onları esirgeme ve erkekten kadına, çocuktan ezikte olana, öküzden koyuna, deveden eşeğe kadar hepsin öldür. (Kitab-ı Mukaddes,1.Samuel.15:1)

Eğer bir Yahudi kayıp bir eşya bulur da onun sahibinin bir Yahudi olduğunu fark ederse bunu sahibine geri vermekle yükümlüdür.  Fakat, eğer malı kaybeden kişi bir Yahudi değilse, malın ona verilmemesi emredilir. Alışveriş sırasında Yahudi olmayanlara hile yapmak dolaylı yoldan meşru sayılır.  Kendileriyle savaşılmakta olan tüm Yahudi olmayanların öldürülebileceğini, hattâ öldürülmeleri gerektiği sonucuna varmışlardır.

Batı Şeria Genel Komuta merkezi: Bir savaşta Halakha’ya göre sivillerin öldürülmeleri  doğrudur, hattâ gereklidir. Düşmana saldırıya geçtiklerinde iyi sivilleri, yani iyi gözüken sivilleri bile öldürmeleri için birliklerimize izin vermekte, hatta bunu emretmektedir. (Haola Hazzeh. 5 ocak 1974 Amnon Rubinstein. Maariv 13 Ekim 1975  israel SHAHAK. Jewish HİSTORY)

Eski Hahamlardan Shimon’a ait bir özdeyiş: “Yahudi olmayanların en iyisi mi; öldür. Yılanın en iyisi mi; beynini parçala.” İsrael Shahak.a.g.e.

KABBALA: (Gelenek) : Yahudileri Allahın vahyi olan gerçek Tevrat’tan uzaklaştıran, bir takım batıl inançlara sürükleyen sapkın bir doktrindir.

ABD’nin Haydut Devletler Stratejisi:

Savunma Bakanı Casper Weinberger’in etkisiyle Reagan, Humeyni ile ABD petrol yollarının tehlikeye gireceği bahanesiyle İran’a karşı Irak’ı tahrik ederek savaşı başlattı. Graham Fuller’in tabiriyle Küçük Şeytan ırak’ı, Büyük Şeytan İran’a saldırttı ve bu hengamede ölçülü biçimde iki tarafa da destek verdi. Reagan’dan görevi devralan Bush ve James Baker de aynı desteği sürdürdüler.

ABD Dışişleri Bakanlığının terörizmi destekleyen ülkeler listesinden 199”de Irak’ı gizlice

Çıkardı. Irak’ın Kuveyt’i işgalinden sonra alelacele tekrar listeye dahil etti. Örümcek Ağı. Milliyet Yayınları 1994.İstanbul.

ABD Pentagon strateji uzmanları Sovyetlerin yıkılmasından sonra; Irak, İran, Suriye, Libya ve Kuzey Kore gibi ülkeleri yeni düşmanlar olarak belirlediler. ABD 19 Mart 1990’d Haydut Devletler Stratejisini kabul etti. Saddam Kuveyt’i işgal edince Bush Saddam için bunlar “Uluslar arası Haydutlardır” dedi. Bu strateji Dick Cheney tarafından geliştirilerek üçe ayrıldı. Haydut Devletler : İran, Irak,Suriye,Libya, Kuzey Kore

Aday Haydut Devletler: Hindistan, Çin, Pakistan, Güney Kore, Mısır,Tayvan,Türkiye.

Aday Adayı Haydut Devletler: Brezilya, Arjantin, Endonezya, Küba, İsrail.

Türkiye; Ege, Kıbrıs, Dağlık Karabağ, Kuzey Irak ve Irak problemlerinde ABD dayatmalarına karşı çıktığı için ve bunu yanında Rusya, Irak, Suriye,Orta Asya ve Çin ile ilişkilere girdiği için aday  haydut devlet olarak vasıflandırılmıştır. 295

Ortadoğu’ya Osmanlı Bakışı ile Çözüm:

Hz. Ömer’in, Selahaddin Eyyubi’nin, Osmanlı padişahlarının ve nice Müslüman hükümdarın bugün Batılılar tarafından da kabul ve takdir edildiği gibi; hoşgörü, merhamet, adalet ve medeniyet sergilemelerinin sebebi, Allah’ın Kur’an’daki emirlerine olan sadakatleriydi.

Devlet’i Aliye “millet sistemi” adı verilen bir sistemle yönetiliyordu. Farklı inançlara sahip insanlara, kendi inançlarını ve hatta hukuklarının gerektirdiği şekilde yaşama imkanı tanımasıydı. Osmanlı’nın Müslümanlar tarafından yönetilen bir İslâm Devleti olmasına rağmen, tebaasını İslamlaştırmak gibi bir hedefe sahip olamamasıydı.

 İspanya Krallığı, İber Yarımadasında Müslümanların ve Yahudilerin varlığına tahammül edememiş, her iki topluma karşı büyük bir vahşet uygulamıştı.

Öteki Avrupa ülkelerinde de Yahudiler toplu katliamlara uğruyorlardı. Hıristiyanlar birbirine karşı bile tahammülsüzdüler. Katolik ve Protestan arasındaki çatışmalar 16. ve 17. yüzyıl boyunca Avrupa’yı kan gölüne çevirdi. 1618-1648 yılları arasında yaşanan 30 yıl savaşları aslında bir Protestan-Katolik çatışmasının neticesiydi. Bu savaş sonucunda Orta Avrupa harbeye döndü. Sadece Almanya’da 15 milyonluk nüfusun üçte biri yok oldu.

İşte bu hengamede Osmanlı’nınz kurduğu yönetim sisteminin fevkalade hümanist olması önemli bir hakikattir. Columbia Üniversitesinden Edward Said İsrail gazetesi Haertz’e “Ortadoğu’da kalıcı barışın sağlanması için “Osmanlı Millet Sistemi”ni önermiştir.297

NETİCE:

Unutmamak gerekir ki; Türkiye akın gelecekte muhakkak suretti bir askeri harekata maruz kalacak ve istila edilecektir.  Bu kürese emperyalist aktörlerin hedeflerini gerçekleştirmesi için kaçınılmaz bir kader olarak karşımızdadır.298

Doğu irfanı ile Batı medeniyetinin çatışması göz ardı edilmemeli, adım adım Armageddon  

Senaryosuna doğru gidilmekte.

Asım’ın nesli olması gençliğe unutturulmaktadır.

Türk milleti dindardır, Türk milleti ahlâklıdır, Türk milleti fedakardır.  Çanakkale ve İstiklal savaşlarını nasıl Asım’ın nesli kazandıysa önümüzdeki kıyamet savaşlarını da Asımın nesli kazanacaktır.

İslam medeniyetinin ve Doğu irfanının lideri bütün dünyanın onayı ile Türkiye’dir

Şu kopan fırtına Türk ordusudur yarabbi!

Senin uğrunda ölen ordu budur yarabbi!

Ta ki yükselsin ezanlarla müeyyed namın

Gaalib et, çünkü bu son ordusudur İslâm’ın!

Son… 27.03.2011 Akhisar