Evangelist İken İslâm’ı Seçen Yusuf Estes
28 Mayıs 2019
Türkiye’de Misyonerlik Faaliyetleri
28 Mayıs 2019

İngiliz Misyoneri Nasıl Yetiştiriliyor?

Kilise Misyonerler Ve Batının Doğu Politikaları

İngiliz Misyoneri Nasıl  Yetiştiriliyor?

Ahmet Hamdi Paşa (1871-1935)

GbWayman Bury:Abdullah Mansur / Yemen

Mr.JohN:İbrahim / İStanbul

Herbert:Mehmet Ali / Konya

Yemen’de devlet hizmetinde bulunduğum sıralarda Sana’da Hacı Ali ve Menaha’da Abdullah Mansur  adında iki İngiliz bulunduğu ve bunların halk ile kaynaştığı haberi kulağıma çalınmış idi.

Müslüman olan bu iki İngiliz’in böyle kabileler arasında hayatlarını geçirmelerinin sebeplerini araştırmak bana vicdanî bir görev olmuştu.

Sana’ya giderken, yol üzerindeki Valsa beldesinin şeyhi Kânıs’ın evine inmiş idim.

Şeyh Kânıs özbeöz diplomat olacak bir adamdır. Sözünü sohbetin bilir, hâl ve vakte göre söz söyler, her tarafı kollayarak görüşünü açıklar.

Nuşirevan’ın adil düşüncesinden vazgeçmesi için para teklif edimesine karşılık Seyf Zü’l Yezen’in verdiği :

“Vatanımın dağları, taşları altın ve gümüştür. Vatanımı işgalcilerin ellerinden kurtarma konusundaki kesin kararımdan böyle basit şeylere ilgi gösterip tenezzül eden alçaklardan değilim. Ya şu elimdeki ve yayla yüce amacımı ve kutsal değerlerimi elde edeceğim, olmazsa canımı bu uğurda feda edeceğim. Buna yardım ediniz ki, ayaklar altında çiğnenen namusumuzu ve izzet-i nefsimizi kurtarayım. Yardım elinizi bana uzatın ki her ün kanları boş yere akıtılan yüzbinlerce masumu bu acımasız vahşilerin zulmünden ve hakaretinden kurtarayım. Bana lutfediniz ki, yüksek ruhlu koca bir ileti Habeş serserilerine hizmetkârlıktan, kulluktan azad edeyim. Ünü herkesçe bilinen merhamet ve yardımınıza ulaşmak için buraya adar koştum geldim. Zannetmem ki sizin gibi ünlü biri beni mahzun ve melûl olarak huzurundan çıkarsın” cevabını gözü yaşararak söyledi.

Zeydi mezhebinden 14 şartı taşıyan bir imam bulunması gerektiğini bir bir anlattı.

Kânıs’a Yemen’in bitki ve hayvanlarından söz eder misin dedim. Şeyh Kânıs şöyle dedi:

“..Yalnız Menaha’da kalan ve vaktini Beyt-i Müddea denilen köyde geçiren Abdullah Mansur adında ihtida etmiş/Müslüman olmuş bir İngiliz vardır. Bu şahıs Londra Hayvan ilimleri  Cemiyeti üyelerindendir ve av ile meşguldür. Kuşların cinslerini, farklarını iyi bilir. Onunla bir kere görüşseniz hayli bilgi alırsınız. Yalnız bir şeyi söylemek isterim : Merkezi Menaha kasabası olan Hiraz kazamızın sınırları dahilinde öyle kuşlar var imiş ki Dünyanın hiçbir tarafında benzeri yokmuş diyen ve bu hayvancıkları avlamak için kazamızda ömrünü geçiren Abdullah Mansur’un vaziyetinden, sözlerinden ve paralar harcayarak  kalpleri kazanıp büyüleme konusundaki ustalığından ve hareket tarzından kuşkulanıyorum.

Elbette ki hükümet yetkilileri bu adam hakkında inceleme ve izleme yapmaktadır. Benim bildiğim ve anladığım şey ise, Abdullah Mansur zengin bir adamdır. Para harcamada sağını solunu düşünmüyor. Yemen’de dinini dinar ile değişenler çokçadır. Bu sebeple birçok insanımız ona bağlıdır. Menaha kasabası memurları çok olan bir yer değildir. Abdullah Mansur serbestçe bezini dokuyor.  Hz. Peygamber, “Tedbir yaşamanın ve teveddüd (sevgi-dostluk, sevişme) aklın yarısıdır” buyurmuştur diyordu. “Halkla sevişip iyi geçinmek ve âlemin nefretini kazanmamak aklın yarısıdır” buyurmuştur.

Hadisi açıklayan kişi şeyle diyor:

Peygamber Efendimiz “Önce deveni bağla, sonra Allaha tevekkül et” demiştir. Tedbirde kusur edip  “tevekkül ediyorum” demek tamamen yanlıştır. Câiz değildir.Tedbir almanın kaderle ilişkisini bu hadis çok güzel bir şekilde açıklıyor. Mesel açık, sonuçları belli, hattâ yarı medeni Yemenli bir adam bunları biliyorken bizim görevlilerimiz uyuyordu.(s.9)

Menâha’ya ulaştığımızda Şeyh Nâsır Paşa ile Şeyh Naci Paşa ziyaretime geldiler.  Şeyh naci şu malûmatı verdi:

“Abdullah Mansur Bury ailesinden bir İngiliz’dir.  Londra Hayvan ilimleri derneği üyelerindendir. ŞARKİYET ENSTİTİSÜNDE (Enstitue Oriantale)  eğitimin tamamlamış. Daha sonra uzun yıllar Arabistan’da kaldığı için Arapçayı oldukça iyi denebilecek bir derecede bilir ve kolayca konuşur. Aden mahmiyesinde 7 yıl kadar bulunmuş. Ve nadir bulunan birçok kuş avlamıştır. Fakat bu av sırasında başka neler yaptığını bilmiyorsam da, iyi harita yaparmış ve araziyi her taraftan iyice incelermiş.

Hatta paralar harcayarak kuyular kazdırır, içinden çıkan taşları mikroskopla inceler ve gördüklerini cep defterine yazarmış ve bazılarından küçük paralar alarak saklarmış. Küçük çapta birtakım aletler kullandığı gibi, birçok fotoğraf makinesini yanında bulundurarak önemli bazı yerlerin resimlerini çekermiş. Kendisiyle birçok kez görüştüm.  Dindar görünmeye hevesli olmakla beraber Bektaşilikle Protestanlık arasında pek az fark olduğunu söz arasında söylemekten çekinmiyor. Bu adam namazını vaktinde kıldığını, orucunu tuttuğunu, iyiliği emredip kötülüğe engel olma kuralına uyduğunu iddia eder. Perşembe ve Pazartesi günleri oruçlu olduğunu ilan eder ve o günlerde evinden dışarı çıkmaz ve ailesinden başka kimseyi yanına kabul etmez; diğer günler serbesttir. Adı geçen kişi yüce peygamberimizin “Bir kişiye günah olarak, her işlediğini ve işittiğini söylemesi yeter” hadisine göre hareket ederek, böyle ifadelerde bulunuyor, dedi.

Abdullah Mansur İngiliz olduğu halde oralarda yaşayan Araplar gibi yer, içer, giyinir ve yatar kalkar.. Asla işret etmez(içki kullanmaz) Araplarla hem haldir. Fakirlere sadaka verir. İhtiyaç sahiplerine yardımda bulunur. Dostlarına ikramda kusur etmez. İçinden pazarlıklı bir adamdır.

s.11-

Bunlara İngilterede misyoner diyorlarmış.Ben bu bilgisizliğim ve görgüsüzlüğümle  anlıyorum ki bu adamın durumu bir sırdır.Tabii olarak hükümet yetkilileri onun kim olduğunu bilirler.Çünkü “Su başı olur ise uyanık, su başından olmaz bulanık.” Dedi.

O gün mMenaha Kaymakamı Mehmet Bey’i gördüm ve bu misyoner hakkında bilgi istedim. Mehmet Bey de şunları söyledi:

— Menaha’da ve Beyt-i Müddea köyünde oturan,Müslüman olmuş bir İngiliz vardır. Kendisiyle birkaç kez görüştüm. Av meraklısı olduğundan avı çok olan Hıraz kazasında vakit geçiriyor. İlim ve fenle uğraşanların kafasında siyaset yer tutmaz. Bundan dolayı siyaseten zararlı bir adam olmasa gerektir.. Hayvan ilimleri Derneğinden olması dolayısıyla ömrünü bu ilmin gelişmesine hizmet edecek maddeleri toplamaya adamış ve servetini bu amaca  tahsis etmiştir” dedi.

Ben de : Söylediğiniz söyler bir nazariyedir.Acaba böyle bir adamın ne yaptığını anlamak gerekmez mi? İnceleyip izleyecek bir adamı görevlendirseniz yahut temasta bulunduğu adamlardan bilgi alsanız olmaz mı?  Alim ve faziletle kişiler meraklı olurlar. Özellikle siyasetle uğraşanların çoğu bilgili kişilerdir; cahilden diplomat çıkmaz. İlim ve fenle uğraşanların kafasında siyaset yer tutmaz düşünceniz doğru bir düşünce olmasa gerektir” dedim. S.12

    Bundan daha hilekâr, bundan daha bilgili ve zeki birisi ki, Hacı Ali adında biridir.  Bir buçuk yıldan beri Yemen Vilayetinin merkezi olan Sana’da vali ve kumandanların gözü önünde oturuyor, imamla muhabere ediyor, cami ve mescitlerde, toplantı yerlerinde yapılan sohbetlerde vakit geçiriyor. Hükümet görmezlikten geliyor da tek bir polisi olan Menaha’da ben ne yapabilirim? Fazla memuru nereden bulayım, bulsam bile memura maaşı nereden vereyim? Ne isterse yapsın? Eğer kötü ir durum ortaya çıkarsa o zaman üst makamlara  durumu bildirip ne yapmam gerektiğini sorarım. Ne emrederlerse onu yaparım.” S.12

.