Milli Teknoloji Hamlesi
24 Temmuz 2019
Yeni İktidar Biçimleri Arayışları
24 Temmuz 2019

Küreyi Yönetme Sanatı

Tarih: 10.5.2019

Tarih denince alanı yine olağanüstü daraltılmış bir alan dayatılıyor. Oysa tarihin başlangıcına hâkimiyet, aynı zamanda egemenliğin tesisine giden ana arterleri açar.

Dünyanın “server”ına sahip olan ve soyağacı aracılığı ile egemenler skalasını oluşturanların yönetme sanatı imtiyazı ile donatılmış oldukları yönündeki inancın rasyonel ve bilimsel temelleri olabilir mi? Bugün akademik ve ezoterik beyinlerin en çok meşgul oldukları sorulardan birisi de budur. 

Küreyi yönetme sanatı doğal olarak beraberinde sayısız efsaneyi ve komplo teorilerini de barındırır. Bu sebeple tarih bilimi, yönetim sanatının en önemli hazinesidir. Tarih biliminin olağanüstü stratejik değerini teslim etmeyenler, bölgesel ve küresel güç olamazlar.

Tarih denince alanı yine olağanüstü daraltılmış bir alan dayatılıyor. Oysa tarihin başlangıcına hâkimiyet, aynı zamanda egemenliğin tesisine giden ana arterleri açar. Bu sebeple dünyayı yönetme sanatının ve küresel egemenliğin sırlarını öğrenmek için kadim zamanlara doğru yönelmek zorunluluktur.

“Kılıcı kalem, kalemi kılıç gibi kullanmadıktan, harfleri ve sayıları raks ettirmedikten sonra dünyanın ve evrenin sırları sana açılmaz oğul” diyen Proto Türk yönetim sırrını bilen ve uygulayan bugünkü küresel elit, bilimin tüm engelleri aşma özelliğini gerçekten çok ustaca kullanıyor.

Kral Fahd´ın önemli ve önder bir Batılı devlet adamının Arapların petrol zenginliği ile yeniden tarihin en stratejik gücü olabileceğini beyan etmesi üzerine sarf ettiği cümleler tarihi öneme sahiptir.

Fahd “Dediğiniz doğrudur ve fakat birçok eksik bilgi barındırmaktadır. Dünyada stratejik güç olmak elbette önemlidir ama öncelikle stratejik akıl sahibi ve kadim zamanlar bilgisinin ehli olmak gerektirmektedir. Bunlara sahip olduktan sonra jeopolitik taht aramaya gerek yoktur. O taht kendiliğinden size gelir. Fakat tarih bu tür tahtlarda oturmaktan ziyade bu tür tahtlar üretip onları kullananları dünyanın efendisi yapmaktadır” der.

Yayınlanacak olan “Jeopolitik, jeoekonomik ve jeostratejik açıdan Ortadoğu ve Arap liderler” olarak tasarlanan siyasal hatırattan yaptığımız bu alıntı, ciddi bir tefekkürü de ortaya koymaktadır.

Bu bağlamda son yıllarda gelecek 100 yılı mimarize edecek eserlerden çok geçmişin jeopolitik, jeoekonomik ve jeostratejik anıtlarına ve akıllarına format atmaya yarayacak kitaplar gündemde. Fukuyama, Brzezinski, Fuller, Kissinger, Milton Friedman ve George Friedman gibi onlarca teorisyen, tarihin geçmiş devirlerinin kolonlarına ciddi darbeler vurarak yeni dönemin jeopolitiği, jeostratejiği ve jeoekonomisini oluşturacaklar için entelektüel bir dozer işlevi görerek adeta “yaratıcı yıkım” teorisinin tatbikatını yapmaktadırlar. Zaten dünyayı yönetme sanatı da böyle bir vizyona gereksinim duyar.

Medeniyetler Çatışması tezinin kronolojisinin ilk etapları bitmek üzere. Bosna, Çeçenistan, Irak, Suriye, Libya´da yaşananlar, Norveç´te, Yeni Zelanda´da, Sri Lanka´da meydanda gelen katliamlar, sinagog saldırıları, radikal inançlıların yükselişi gibi kültürel, dinsel, ekonomik, askeri ve siyasal gelişmeler, dünyayı yönetme sanatına vakıf olanların ve ana hedefi bu olan küresel elitlerin günlük rafine çalışmalarından kesitler sunmaktadır. Yönetsel bilgeliğin belirgin vasıflarından biri de vizyon değil midir? Geleceğin vizyonlarını etap etap tasavvur edip krokisini çıkaran elit beyinler, dünyayı yeniden kurarlar.