MÜSİAD Ar-Ge İnovasyon Raporu
31 Temmuz 2019
Çoban Ateşleri…
9 Ağustos 2019

Milli Dönüşümde Ar-Ge ve İnovasyon

“Ya ilk ol, Ya da farklı. Eğer yapabilirsen hem ilk ol, hem de farklı.”DİA

Ar-Ge ve inovasyonda temel ilke bu. İlk olmak. Farklı olmak. Başkalarından iyi olmak.

Var olmanın kuralları sürekli değişiyor. Gelişmiş ülkeler, birinci ligdeki şirketler sürekli yenilik ve üstünlük peşinde. Bunun için milyarlarca dolar harcayarak birinci ligde kalmayı sürdürüyorlar. Geridekilerle aranın kapanmasına fırsat tanımak istemiyorlar.

Türkiye’nin 2017 de ar-ge ve inovasyona ayırdığı 7.1 milyar TL

Samsung’un aynı yıl ayırdığı miktar 13.5 milyar dolardır. Fark burada.

Böyle bir rekabet ortamında, bizi bugüne kadar getiren anlayışımız bundan sonra bizi taşımakta zorlanacaktır.

Konumuz milli dönüşümde  Ar- Ge ve inovasyon.  Bu etkinliği düzenleyenleri tebrik ediyorum. Etkinliğin adına milli teknoloji hamlesi demişler. En çok, en acil ihtiyacımız olan konu. Milli Teknoloji Hamlesi. İyi ki varsınız.

Günümüzde Ar-Ge ve inovasyon olmadan zenginliğe giden yol yok. Ar-ge ve inovasyonu konuşmak, kalkınma ve sürdürülebilir kalkınmayı konuşmak demektir.

Ekonomik büyüme Ar-ge çalışmalarıyla rakiplerinden farklılaşmış firma ve ürünlere sahip olmaktan geçer. Toplam katma değerden daha fazla pay almak ancak ürün geliştirmekle mümkün.

Biz 1683’ten bu yana derlenme, toparlanma, ilerleme, bilim, teknik, zenginleşme gibi sözleri sarf ediyoruz. Bu meseleleri konuşuyoruz. Ne kadar mesafe aldığımız, Dünya ile kıyaslanınca görülüyor.

Uluslararası endekslere göre Türkiye:

Dünyanın 17. büyük ekonomisi, 32. İhracatçı ülkesi, ihracatının % 2 si yüksek teknoloji ürünü. Rekabetçilikte dünyanın 59. İnovasyon kapasitesinde 69. İş kolaylığında 71. Matematik ve fen bilimlerinde 103. Refah liginde 75. Sıradayız. DİA

Bilim, Ar-ge, inovasyon açığını kapatmak için, “Karanlığa küfür edeceğine kalk bir mum yak!” anlayışıyla hareket etme mecburiyetini hissediyoruz.

Herhangi bir durumu tenkit etmek, biz adam olmayız anlayışını pompalamak gibi düşüncelere tenezzül etmeyiz. Problemin parçası olmak yerine çözümün parçası olmak   tercihimizdir.

Sunduğumuz mal ve hizmetlerde hem ilk hem de farklı olmadıkça insanlığa faydamız sınırlı kalacaktır. İki günü müsavi olan Müslüman zarardadır diyen bir dinin mensubuyuz.

Bilimler tarihçisi Prof. Fuat Sezgin’e göre bu dinimizin tekamül, yenileşme emridir. Tabii dinin emri başka idraki başka olduğu gerçeğini aklımızdan çıkarmıyoruz.

İnovasyon, şirketlerin, girişimcilerin rekabet avantajı sağlamasında, büyümesinde ve kârlılıklarını arttırmaları noktasında ciddi bir güç. Uluslararası şirketler başarılarını inovasyon becerisine borçlu.  Son on yılda ortaya çıkan ürünler dünya ekonomisinin şu an motoru durumundadır.

İNOVASYON kelimesinin karşılığı; Yeni fikrin değere dönüşmesidir. yeni veya önemli ölçüde değiştirilmiş ürün, mal ya da hizmet. 

Sadece fikir üretmek değil ticarileştirmek, pazara sürmek veya hayata geçirmek önemli.

İnovasyon: Rekabetçiliğin temeli, kalkınmanın, büyümenin, ZENGİNLİĞİN  anahtarı.

Bunu erken keşfeden firmalar inovasyonun rekabeti artırıcı ve destekleyici etkisi ile en ön saftalar.  

Refahın, istihdamın artması da ülkemizin inovasyon  kabiliyetine bağlı.

Zenginlik ve refah inovasyonla geliyor.

Girişimciler inovasyonu kazanca dönüştürüyor.

Yüksek nitelikte girişimcilere ve kaliteli şirketlere sahip ülkeler zenginleşiyor.

Türkiye’de iş dünyası,  inşaat sektöründe, perakende sektöründe aldıkları riskleri yüksek teknoloji alanında almıyorlar. Ya başaramaz isem korkusunu bir türlü atamıyorlar. Bu bir kültür ve entelektüel kapasite meselesi olmakla birlikte devletin girişimciyi cesaretlendirmesi, bazı risklere karşı koruması, garantiler vermesi etkili olacaktır.

3. İnovasyon bir tercih değil, mecburiyettir.

Günümüz dünyasında ayakta kalmanın, sürdürülebilir kalkınmanın bize zorla kabul ettirdiği bir gerçek var. O da Ar-Ge ve inovasyona önem vermeyenler çağdışı kalırlar. Varlıklarını sürdüremezler.

4. Dünyada İnovasyona verilen önem:

2018 Küresel İnovasyon Endeksi’nde 126 ülke arasında ilk 10’a giren ülkeler sırasıyla; İsviçre, Hollanda, İsveç, İngiltere, Singapur, ABD, Finlandiya, Danimarka, Almanya ve İrlanda şeklinde sıralandı…

Endekste 8 yıldır yerini koruyan İsviçre yine ilk sırada. Çin’in 2018 yılında,  ilk 20 içine girmesi dikkati çekiyor. Çin orta gelirli bir ülke olarak inovasyonda gelişmiş ekonomiler arasına girdi.

Türkiye 2018 sıralamasında önceki yıla göre 7 sıra geriledi. 43. cülükten 50. liğe düştü.  Bu rakamlar bize “konuşmayı bırakın da başarıya odaklanın” diyor.

Skalayı hatırlamakta fayda var.

2018 Küresel inovasyon endeksinde önümüzdeki bazı ülkeler:

Estonya 25

Malta 26

Güney Kıbrıs 30

Slovakya 34

B. Arap Emirlikleri 35

Bulgaristan 36

Romanya 42

Şili 46

Vietnam 47

Karadağ 48

Katar 49

Ve

Türkiye 50. sırada bulunuyor.

Neden Karadağ’dan, Şili’den, Arap Emirliklerinden, Vietnam’dan ve diğerlerinden daha gerideyiz? Biraz daha düşersek kim bilir hangi ülkelerin daha gerisine düşeceğiz…

Bu düşüş niye? Ve daha nereye kadar devam edecek?

5. Türkiye’de İNOVASYON:

Ülkeler kendileri için stratejik inovasyon alanları tespit ediyor ve bu hedefe yoğunlaşıyor.

Türkiye yatırım yapacağı 9 stratejik inovasyon alanı belirledi. Bunlar:DİA

  1. Nükleer Teknolojiler
  2. Biyoloji, Nörobiyoloji, moleküler biyoloji
  3. Mühendislik ve Malzeme Bilimleri
  4. Tarım Gıda – Veterinerlik
  5. Bilgi İletişim
  6. Nano teknoloji
  7. Enerji-Çevre
  8. Savunma Uzay
  9. Yer bilimleri

Birçok alanda başarı sağlamaya çalışmak gerçekçi ve sürdürülebilir değildir.

Üç yıl önce Ankara’da Uluslararası Bilim Teknoloji Sempozyumu düzenlendi. İsrail’den Prof. katılan Rafael Nave’ye soruldu: Türkiye’nin teknoloji üretebilmesi için ne tavsiye edersiniz?

Cevap: Türkiye, öncelikli birkaç alanı tespit edip bu alanları teşvik etmeli. Gerekirse el becerisi ithal etmeli. 

Bizde iki tavşan kovalayan hiçbirini yakalayamaz derler. Türkiye 9 stratejik alanı kovalayacak güçte değil. O zaman stratejik alanı iki veya üçe indirip Prof. Nave’nin  söylediğini yapacağız.

40 tavşan kovalamaktan vaz geçilmeli.  Türkiye için hayati konular belli. Hangileri   olduğunu anlamak basit. En çok dövizimiz hangi alana gidiyor. Makine. Makine imalatında kullanılan nitelikli malzeme. Uçak bir makinedir, helikopter, savaş uçağı, yolcu uçağı, İHA, SİHA… otomobil, otobüs, TIR, traktör, iş makinesi, tekstil makinesi, çapa makinesi.

Ve bu makinelerde kullanılan çelik, kompozitler ve diğer malzemeler.

8 Haziran 2019 Cumartesi günü bir gazetenin manşeti en büyük uçağın gövdesinin Türkiye’de yapıldığı hakkında idi. Bununla gurur duyduk tabii. Ama bir şeye dikkat etmek durumundayız, Uçağın gövdesini yaptırıyorlar bize, motorunu değil, beynini değil, yazılımlarını değil.  Avrupa’nın veya dünyanın en büyük havalimanını yaptık. Sevindik. Gururlandık. Fakaat en büyük havalimanından önce yapmamız gereken en küçük uçağın motoru idi. Bunu atladık. En büyük gemiden önce en küçük geminin jeneratörlerine yoğunlaşacağız.

 “Neyin peşinde koşuyorsanız osunuz” denilmiş. Üsküdar Üniversitesinin Sloganı: “Hayat tercihtir” Şimdi yeniden bir durum değerlendirmesi yapıp neyin peşinde koşacağımızı değerlendirmek durumundayız. Ar-Ge akşamdan sabaha netice verecek iş değil. Alanları azaltıp, başka alanlara harcadığımız imkânları, enerjiyi öncelikli alanlara sarf ederek, tamamen önceliklilere yoğunlaşarak  sonuç almak zorundayız.

Savunma Sanayiinde yıllardır yapılan çalışmaları takdirle takip ediyoruz. Alkışlıyoruz. Başka alanları bir süreliğine öteleyerek Makine, malzeme ve tarım alanında savunmadaki gibi çalışmaları önem verilmesinin mecburiyet olduğunu düşünüyoruz. 

Mazeretler başarının yerini tutmayacaktır.  Bilim, Ar-Ge yolunda ilerlemizi engelleyen ne kadar taş var ise bertaraf etmemiz lazım. 

Bir veya iki inovasyon alanında dünyada en iyi olmayı hedeflemek, diğer ülkelere göre  daha güçlü olduğumuz konulara odaklanmak daha akıllıca bir iş olacaktır.

6. ÖZEL SEKTÖR AR-GE VE İNOVASYON

Devletin ar-ge ve inovasyona katkıları yıldan yıla artmakla birlikte özel sektörün inovasyona daha fazla önem vermesi gerekiyor. Bunu yaparsa hem kendisi hem Türkiye kazanır.

7. Ar-Ge ve mazeretler;

Şirket sermayelerimiz yetersiz, mali yapı zayıf, Ar-Ge pahalı gibi hususlar birer mazerettir. Napolyon’un ünlü örneğindeki gibi “Barutumuz bitti” demenin anlamı yok. Barutumuzun biteceğini görmeli, “Böyle gelmiş böyle gider” anlayışını terk etmeliyiz. Böyle gelmiş olsa da böyle gitmeyeceği belli. Gitmediğini Pazar gösteriyor. Duvara dayanıncaya kadar işin kolayına kaçmaktan vazgeçilmeli.

7. Ar-Ge ÇALIŞMALARINDA; KAYSERİ ŞEKER fabrikası.  BETEK Boya ANADOLU ISUZU  Ar-Ge ’de iyi uygulama örnekleridir. Kaynak : ‘Özel Sektör Ar-ge Merkezleri İyi Uygulama Örnekleri,’ 2017  .

Başarıyı yakalamak için  iyi örnekler çoğaltılmalı ve yaygınlaştırılmalı. Üniversiteler inovasyonda pasif kalmaktan vazgeçmeli, dünyada gelişen yeni sektörlerin ‘kuluçka makinesi’ olarak görev yapmalı,  araştırmalarda öncelik  sanayinin ihtiyaçları olmalı .  

8. Yapılması gerekenler

Türkiye’nin bilim ve teknoloji üreten ülke olması için ciddi bir yapısal dönüşüm süreci söz konusudur. Türkiye, bugün yapması gereken, yarın yapması gereken, uzun vadede yapması gereken ödevlerini ötelemekten derhal vazgeçmeli.  

Türkiye, Türkiye ile yarışmaktan çıkmalı ve dünya ile yarışmalıdır.

Türkiye, yeni bir çalışma sayfası açmalı, uygulanabilir projeler geliştirerek kuvveden fiile geçmelidir. Bulunduğumuz coğrafyanın stratejik önemini dikkate alıp, pratik ve çok hızlı bir metot takip ederek bilim, Ar-Ge ve inovasyondaki eksiğini kapamayı olmazsa olmaz olarak seçmelidir.

GÜDÜMLÜ ODAK PROJELER: Seçilecek öncelikli sektörlere göre özel Ar-Ge projeleri çok hızlı biçimde uygulamaya konulmalı.

YENİLİKÇİ TAKLİT: Önceliklerimiz içinde olan ürün ve prosesler dünyadaki iyi örneklerinden esinlenilerek , içine farklı yenilikler konularak yapılmalıdır.

ARAŞTIRMACI-MÜHENDİS TRANSFERİ: Güdümlü odak projeler için yurt dışından araştırmacı veya uygulamacı mühendis yani el becerisi ithal edilmeli, bunlar için vergi ve prim muafiyeti tanınmalı.

Öncelikli alanlarda araştırma yapacak uzmanlar yurt dışına gönderilmeli. Süre ve hedef verilmeli, bağlayıcı kontratlar yapılmalı. Amerikan otomotiv endüstrisinin Japon otomotivi karşısındaki hezimete uğrayınca birkaç akademisyeni Japonya’ya gönderip bunlarla nasıl başa çıkarız diye çalıştırdığını göz ardı edemeyiz. Prof. Jeffrey yıllarca Toyota üzerinde çalıştı. Toyota tarzı diye kitap yazdı. DİA-

Nasıl İnovatif Olunur konusunda iki örnek vermek isterim:

Kapalıçarşı’da pırlanta ve elmas işleyen bir firma…

İzmir’den yeni bir müşteri arar ve “bize şu özelliklerde bir pırlanta yapar mısınız”? denir. Evet cevabı üzerine anlaşırlar. %25’i ön ödeme, kalanı iş tesliminde hesaba yatacaktır.

İzmirli %25 değil, % 45 gönderir.  Fazla gönderileni iade edeceklerini bildirirler.

 “Hayır, bilerek gönderdik. sonra mutabıklaşırız.”

Pırlantacı, bu müşteriyi memnun etmek için işi öne alır ve işçilerden bu cömertliğe göre itina göstermelerini ister. Azami gayret sarf edilir.

İki firma yaklaşık 5 yıldır çalışıyor. Ve hala her seferinde ödeme fazla gelirken işi de her zamanki gibi hep öncelikli ve daha incelikli yapılıyor.

İzmirli firma, ön ödemeyi fazla göndermekle aslında hem hizmeti daha kaliteli almanın ve hem de erken almanın avantajını yaşamakta.

İnovatif Bir Güvenlikçi;

İstanbul’da bir bankanın genel Müdürlüğüne şubelerinden biriyle ilgili teşekkür mesajları gelir.

  •  “Güvenlik görevlisinden çok memnunuz, teşekkürler.”
  • “Her şubenizde böyle memurlar var mı? Diğer bankalar örnek almalı.”
  • “Bize kendimizi özel hissettiren çalışanınız için tebrikler.”

Genel Müdürlük bir inceleme ekibi gönderir.

Konu şudur;

Yeni başlayan genç, güvenlik görevlisi akşamları hafıza teknikleri eğitimi alır. Bankaya gelen herkesi isim ve özelliklerini hafızasında tutar.

  •  “Ayşe Hanım hoş geldiniz, bugün eşiniz yok, iyidir inşallah, selamlarımı iletiniz.”
  • “Mehmet Bey nasılsınız, sizin şimdi işleriniz yoğundur bırakın işinizi ben hallederim, sonra uğrayıp defteri alırsınız.”
  • “Kemal Amca, teyzemiz nasıl oldu?”

Müşteriler bankaya girince güvenlik görevlisini ararlar.

İnceleme ekibi raporunu sunar. Ve bizim meşhur güvenlik görevlisi, şimdi insan kaynaklarından sorumlu genel müdür yardımcısı olmuştur.  

Sonuç olarak;

 Hangi meslekten olursa olsun işini iyi yapan daima kazanır.

Küçük de olsa inovatif hareketler kazandırır.

Her işte ve her konuda farkındalık oluşturmak mümkündür. Yeter ki kafa yoralım…

9- CAZİBEYİ ARTIR  / İŞ ORTAMINI KOLAYLAŞTIR

TEŞVİK VE DESTEK MEKANİZMALARINI İYİLEŞTİR

KAYBEDEN ATA OYNAMA

Geleneksel kalkınma politikaları, küreselleşmeye ayak uyduramıyor. Birçok bölgeye-sektöre dağıtılan büyük miktarda devlet yardımı ekonomik ivmeyi sağlamada istenen sonuçları vermiyor. Türkiye  geri dönüşü olmayan veya çok geç olacak firmalara ve araştırmacılara destek veriyor. Yapılması gereken, rekabetçi kalkınma anlayışına göre kazanma potansiyeli en yüksek oyunculara kaynak ayırmalı.

Kaybeden değil, kazanan ata oynamalı.

Sadece çağrılara müracaat edenleri değil, potansiyeli yüksek şirketleri desteklemeli.

Vizyon 2023 Teknoloji Stratejisine göre: Teknolojiyi bilinçli kullanan, teknolojik gelişmeleri toplumsal faydaya dönüştürebilecek refah toplumu olmak hedefimiz var.

Teknoloji üretmeyi ve geliştirmeyi teşvik etmek için seferberlik başlatmak zorundayız. Bilim Teknoloji Çalışma Grubu olarak 2013 yılında devlet büyüklerimize mektup yazdık. 2013-2023 bilim, teknoloji ve ar-ge seferberliği ilan edilsin. Seferberliğin gerektirdiği şekilde hareket edilsin istedik. TÜBİTAK başkanına, nakit ve gayri menkul bağışların yapılabileceği bir Ar-Ge sandığı kurulmasını teklif ettik. Biz geri adım atmamak üzere ölünceye kadar maaşlarımızdan yüzde birin ar-ge sandığına aktarılması talimatı vereceğiz, bunu kampanyaya dönüştüreceğiz dedik. Bugün yine aynı konuda ısrarcıyız. Bir adım ilerisi, çalışan, emekli herkesin maaşından %1 Ar-Ge fonu kesilmesi için kanun çıkarılmalı. Bu fonda biriken para ile insan kaynağını ülkemize çekmemiz lâzım. Dünya çapındaki uzmanları çekecek kurumsal altyapı ve ortam oluşturmalıyız. Amerika dünyanın neresinde bir beyin ışıldarsa mıknatıs gibi çekiveriyor.

O yılda 400 bin dolar veriyor ise biz 500 bin dolar verelim. 600 bin dolar verelim. Başarıdan başka hiçbir şey bizi tatmin etmeyecektir.

Bu çalışma ağır uykuda olan ülkemizi geleceği konusunda uyandırmak ve çalışmaya teşvik etmek için kaleme alınmış mütevazı bir çabadır.

Saygılarımla. 

Ramazan BAKKAL

Avrasya Bir Vakfı Genel Sekreteri