Vahşi Batı – Sedat Cereci
28 Mayıs 2019
Vambery – Casusun Yaşam Öyküsü
28 Mayıs 2019

Türkiye’de Misyoner Faaliyetleri

İSAV- İSLAMİ İLİMLER VAKFI TÜRKİYE’DE MİSYONER FAALİYETLERİ:

SİNOP Garaj Camisinden alınan kitap.

İslâm’da tebliğ, mübelliğ ismiyle anılır. Hıristiyanlıkta ise misyon, bunu yapana da misyoner denilmektedir.

Türkiye’den dünyanın çeşitli yerlerine giden mübelliğlerin cami, mescid, kültür merkezi gibi yerlerde sosyal faaliyet gösteren çalışmalarını çok gören ve tenkit eden bir Avrupalı’ya bir akademisyenin verdiği cevap şöyledir:

“Siz de Anadolu’dasınız. Siz misyonerleriniz Anadolu’dan çekerseniz herhalde onların da çekilme hakkı olur.” 15

Merhum Neyzen Akagündüz bir ekiple Fransa’ya gidiyor. Puatiyede bir konser veriyorlar. Çok büyük bir takdir topluyorlar. Program sonrası bir hanım efendi Neyzen Akagündüz’e “Yine mi geldiniz?” diyerek sıkıştırıyor. Biraz tarihi bilgisi olan ne manaya geldiğini çok iyi anlayacaktır. 16 Salih Tuğ

Prof. Dr. Ömer Faruk Harman:

Tebliğ, hem Müslümanlara hem de gayr-i Müslimlere İslâm’ı anlatmaktır. Davet ise , gayr-i Müslimleri İslâm’a çağırmaktır. Ve bu her Müslüman’ın vazifesidir.

İslâmiyet birkaç yoldan yayılmıştır. Bunlardan birisi de ticaret ve ilimdir. Bir Müslüman tavır ve hareketleriyle, karşı tarafa gösterdiği sevgi yolu ile insanları İslâm’a kazandırabilir. İnsani tutum ve davranışlarla kazanılan sayısız insan olmuştur. Bu bir hakikattir.

En güzel davet de örnek olmaktır. İnsanlık sevgisidir. Sevgi karşılıklıdır. Eğer bir insanı seversek Hikmet-i Hüda da bizi sever.

Bir diğer husus, Misyonerlik faaliyetlerini şimdiye kadar nazari olarak yapıldığını düşünüyorum. Bu konuda alan çalışması pek yapılmıyor. Türkiye’de birçok kiliselerin ve misyonerlik faaliyetlerinin olduğunu duyuyoruz, okuyoruz. Ama bu faaliyetlerin nasıl yapıldığını yerinde incelemek, bu faaliyetleri yürüten kişilerle görüşmek, elde edilen bilgileri değerlendirdikten sonra neler yapılması gerektiğini ortaya koymak için geniş çaplı alan çalışmaları yapmak gerekmektedir.

Bir başka husus inancının gereğini yapan Müslümanlar üzerinde bu misyonerlik faaliyetlerinin etkisi olmaz. 17 Çünkü İslâmiyet yüce bir düşüncedir. En son ve en mükemmel dindir.

Orta Asya’da müthiş bir Misyonerlik faaliyeti var. Birkaç yıldır Kazakistan’da bulunuyorum. Sadece Almatı şehrinde 25 misyonerlik kuruluyu olduğu resmi makamlarca ifade edildi. Bunlar nasıl çalışıyorlar bu çok önemli. Az önce belirttiğim alan çalışmasından kastım budur. Bunları yerinde incelmeyip ona göre tedbir almamız gerekiyor.

Yine uyuyoruz.

Birde şöyle bir husus var. Biz Misyonerlik faaliyetlerini yasak edemeyiz. Herkes kendi ölçüsünde inancını, imanını çevresine anlatacaktır.

Misyonerlik alanında en yoğun faaliyet gösterenlerden Thomas Michelle bizim fakültede konferans verdi. “Müslümanlar da kurutuluşa ermişlerdir” dedi. Dinleyenlerden biri  “Madem ki Müslümanlar kurtuluşa ermişlerdir. O zaman Hıristiyanlar İslâm ülkelerinde niçin misyonerlik faaliyeti yürütüyorlar?” dedi. Müslüman ülkelerde faaliyet gösteren misyonerler Protestanlardır. Biz Katolikler Müslüman ülkelerde faaliyet göstermiyoruz.” Dedi. Acaba doğru mu? Yanlış mı?  Mehmet Aydın Hoca’nın tebliğinde göreceğiz. 20

Salih Tuğ:

Protestanlığın Katoliklerden farklı tebliğ anlayışı olduğu ifade edildi. Bu ifade bana bir hatıramı canlandırdı.; 1970’lerde Güney Kore’de bir konferanstaydım.Amerikan Askeri üssünün televizyonu var.z BU yayın sırasında bir soru soruldu: Katolikler 150 senede Kore’de 5-10 bin kişi elde edebildiler. Siz Güney Kore’ye 1945’te girdiniz. Mensuplarınızı sayısı yüz binlere vardı. Bu nasıl oldu?  Benim müşahedeme göre halk arasında çok sayıda Protestan var.

Cevap şu: “Biz Güney Kore’de Katoliklerin yaptığı gibi âsalarımızla, putlarımızla, elbiselerimizle ve kiliselerimizle gelmedik. Biz buraya spor kulüpleri, eğitim kurumları, yardım müesseseleri, sanayi yatırımları vasıtasıyla geldik.”

Konferans sonrası gezide sanayi kurulan köylerde hep kilise gördük. Yol boyu geçtiğimiz yerlerde bunlar apaçık görülüyor. Demek ki Protestanların ayrı ve çok hızlı bir metodu var.

Biz İSAV olarak burada “Misyonerlik konusunu gündeme getiriyoruz. Yapılması gerekenleri ise Milli Eğitim bakanlığımız deruhte edecektir.1924 tarihli Tevhid-i Tedrisat kanunu ve Anayasa gereğince Bakanlığın sorumluluğundadır. Din eğitim devletin tekelindedir. 23

Ömer Faruk Harman:

Misyon:

Latince gönderme fiilinden gelir. Birine tamamlaması için verilen görevi ifade eder. Kelime anlamı: Bir dini yayma görevi, bu iy için yapılan konuşma ve fiiller yani dini propagandadır. 25

Misyon kelimesi belli bir görevle vazifelendirilen insan topluluğu ve din propagandası yapmakla görevli din adamları teşkilatı anlamına da gelir. Bu işi yapana misyoner, yapılan işe de misyonerlik denilmektedir.

İslami gerçeklerden haberdar etme anlamında tebliğ terimi yer almaktadır. 26

Buda aydınlandıktan sonra Dharma’yı yaymaya başlamış. Yaklaşık 45 yıl gezgin bir misyoner hayatı sürmüş. Müritlerini, “Yola koyulunuz ve insanların mutluluğu, iyiliği için gidiniz.” diyerek gerçekleri duyurmaya göndermiştir.

Misyon ve misyonerlik kavramını herkese tebliğ edip onları Hıristiyanlaştırma anlamında kullanan Hıristiyan kilesi olmuştur. Ve evrensel dinler arasında bu işi en organize ve sistemli şekilde yapan da Hıristiyanlardır. 27

Misyonerlik, Hıristiyan olmayan bölgelerde Hıristiyanlığı yayma hareketidir.

Misyoner terimi, İncil’i vazetmek ve Hıristiyan olmayan ülkelerdeki ruhları kurtarmak üzere gönderilen ruhban sınıfı mensubun ifade ediyordu. Zamanla bu terimin alanı öğretmenler, doktorlar, hemşireler, ziraatçılar vs. kapsayacak kadar genişlemiştir.

Misyoner kelimesi Hıristiyan geleneğinde “Resmi kilizse teşkilatı ya da herhangi bir Hıristiyan cemaat tarafından Hıristiyan mesajını ve dinin yaymak amacıyla özel olarak yetiştirilen ve bu çerçevede özellikle Hıristiyanlık dışı toplumlarda görevlendirilen kişi anlamına gelmektedir. Böyle kişilerin oluşturduğu harekete Misyonerlik adı verilmektedir. 28

13.Yüzyılda Fransiskenlerin ve Dominikenlerin faaliyetleriyle yoğunlaşan misyonerlik çalışmalarına rağmen İncil’i yayma işi otonom bir statü kazanmamıştır.  1493’ten itibaren durum değişmiş ve misyonerlik, özel ve otonom bir görev olarak Papa Alexandre VI tarafından koyu Katolik krallara verilmiştir. Papalığın uyguladığı Hıristiyanlaştırma Projesi dışında ilk misyonerlik teşkilatı  İngiltere’de 1646’da kurulmuştur.

Reform kiliseleri 19.yy dan itibaren çeşitli misyonerlik teşkilatları kurmuşlardır. Avrupa dışındaki kıtalara yayılmış oylan misyonerlik teşkilatları 1921’de Conseil İnternational des Missions bünyesinde toplanmıştır.

Bu teşkilat 1961’de Conseil oecumenique des Eglises’e dahil olmuştur.29                 

Din ve vicdan hürriyeti sadece herhangi bir dini özgürce seçme hakkını değil, o dini yaşama, öğrenme, yayma ve tanıtma hakkını da kapsamalıdır.29

Tarih boyunca misyonerlik faaliyetleri sadece bir düşünce ve kanaatin, özellikle de dini düşünce ve kanaatin kitlelere iletilmesinin aracı olarak kullanılmamış, bunun arkasında o düşünce ve kanaatin doğduğu veya merkezinin bulunduğu ülkelerin siyasi, ekonomik amaçlarının gerçekleştirilmesinin aracı olarak da kullanılmıştır. 30

TCK Madde 176’ya göre Dinlerden birin tahkir maksadı ile bu dinlerce kutsal sayılan mabetleri, mezarları, buna benzer yerleri veya bu yerlerdeki eşyayı yıkan, bozan veya diğer bir suretle zarar veren kimseler… cezalandırılır.

T.C. bir ulus devlet ve ulus devletinr en temel özelliği ortak kültür, ortak  değerler ve bunların korunması olduğuna göre bu değerleri yıpratmak. Ortadan kaldırmak, yerine farklı değerler yerleştirmek isteyen faaliyetler  anyasaya aykırı olmalıdır. Misyonerleriz dini değerlerin yanında milli değerleri de hedef aldıkları, insanları kozmopolitliğe, farklı etnik guruplara ayrımcılığa ve bölücülüğe ittikleri bilinmektedir. 30

Avrupa insan hakları mahkemesinde görülmekte olan din hürriyetine ilişkin davalar neredeyse tamamına yakını Yunanistan’la ilgilidir. Yunan anayasasının 3.maddesi Yunanistan’daki hâkim dinin Ortodoks doğu kilisesi olduğunu belirtmekte ve kilisenin iç işleyişi ve patrikhane ile ilişkilerine dair ayrıntılı düzenlemeler getirmektedir. Anayasadaki dini hükümlerin yanında Yunan Anayasası proselitizm’i yasaklamaktadır. ???

İstismara yönelik inanç yayma faaliyeti hukuka aykırıdır. Devlet tarafından yasaklanır.

Bir misyoner kendi inancını yayarken karşısındakinin inancını gerçek dışı iddia ve iftiralarlaz karalamamalı, kötülememelidir. Bu insanların kutsal değerlerine saygısızlık demektir ki yasalarca yasaklanmıştır.32

Misyonerlik, bir kurum olarak İslâm’daki tebliğ ve irşat faaliyetlerinden ayrılmaktadır.

İslâm’daki tebliğ ve irşat faaliyetlerinin temel amacı, İslâmî öğretilerin insanlara duyurulmasıdır. “Ey Rasul! Rabbinden sana indirileni insanlara tebliğ et.” Maide5/67) Kur’an, Hz. Muhammed’e, görevinin sadece duyurmak olduğunu insanlar üzerinde zorlayıcı olmadığını, insanların inanıp inanmamalarının, Allah’la insanlar arasında bir şey olduğunu

Vurgulamaktadır. (Gaşiye 88/21-22)

Nitekim Müslümanlar 1400 yıllık tarihleri boyunca egemenlikleri altındaki gayr-i Müslimleri  ne yapıp edip Müslümanlaştırmaya çalışmamışlardır.

Matta İncilinde vurgulandığı (28/19-20) gibi muhatap alınan kimselerin İsa-Mesih öğrencileri yapılmaları ve vaftiz edilmeleri ya da Hıristiyan Misyoner Pavlus’un vurguladığı gibi “ne yapıp ediph insanların kazanılması” amaçlanmamaktadır.33

Pavlus Hıristiyanlaştırma yolundaki stratejisini şöyle açıklamaktadır:

“Ben özgürüm. Kimsenin kölesi değilim. Ama daha çok kişi kazanayım diye herkesin kölesi oldum. Yahudileri kazanmak için Yahudilere Yahudi gibi davrandım. Kendim kutsal yasanın denetimi altında olmadığı halde yasa altında olanları kazanmak için onlara yasa altında imişim gibi davrandım. Yasaya sahip olmayanları kazanmak için yasaya sahip değilmişim gibi davrandım. Güçsüzleri kazanmak için güçsüzlerle güçsüz oldum. Ne yapıp edip bazılarını kurtarmak için herkesle her şey oldum. (1.Korintoslulara 9/19-22)

Hıristiyanlar tarihleri boyunca gittikleri yörelerde hitap ettikleri insanlara sadece Hıristiyan mesajını duyurmayı değil, onları Hıristiyanlaştırmayı hedeflemişlerdir. Hakim Hıristiyan güçler, egemenlikleri altında yaşayan farklı inanç ve kültürdeki insanları hızla asimile etmeyi, İsa’nın ve Pavlus’un kendilerine yüklediği dinî bir görev addetmişlerdir. Bu nedenle, mesela Amerika’nın Batı’lı Hıristiyanlarca işgalinden yaklaşık iki yüzyıl geçmeden güneyiyle kuzeyiyle bütün kıta’nın yerli inanç ve kültürleri hızla yok edilmiş, çeşitli baskılarla yöre halkları hızla Hıristiyanlaştırılmıştır. Al-nı durumu Avusturalya’da, Yeni Zelanda’da ve Afrika ülkelerinde görmek mümkündür.

İncil değil, tahrif edilmiş İnciller Misyonerliği emrediyor ???? R.B.53

İslâm’da tebliğ ve davet şahsi bir görev iken Hıristiyanlık’ta bu kurumsal bir faaliyettir. Hıristiyan misyonerler, Hıristiyan olmayanları, kökü dışarıda olan merkezin egemenlik alanına daha iyi, ucuz gönül ve fizik işçileri, merkezin ve yarı merkezin saf ve ebedî tüketicileri yapmış, onları asimile, elimine etmeyi tasdik ve teşvik etmişlerdir. Ş.Yavuz s.3 agm.?

MİSYONERLİK VE DİYALOG: 34

KatolikKilisesi neşrettiği son İlmihal kitabında misyonerlikle ilgili şu tespitlerde bulunmaktadır:

Madrde 849-Kilise Katolik olmanın gereği olarak ve İsa Mesih’in emrine ittibaen bütün gayretiyle İncil’i bütün insanlara duyurmaya yönelmiştir.

Madde 854- Misyonerlik sabır gerektirir. Bunun için önce İncil’i, İsa-Mesih’e inanmayanlara tebliğ etmek, sonra onlar arasında Hıristiyan cemaatler tesis etmek, daha sonra da mahalli kiliseler tesis etmek ve İncil’i halkların kültürlerinde iyice tecessüm ettirebilmek için inkültürasyon süreci başlatmak gerekir. İnkültürasyon: Kültür uyarlaması-yakınlaştırma-adapte…

Madde 856- Misyonerlik faaliyeti İncil’i kabul etmeyenlerle saygılı bir diyalogu gerektirir.34

AB UYUM YASALARI VE MİSYONERLİK:

Avrupa Birliğine uyum yasaları ülkemizde hep var olan misyoner guruplarının hareket alanlarını daha da uygun hale getirmiş ve hatta hız kazandırmıştır.

Bu gün Kapadokya bölgesi dahil, Antakya, Ege ve Karadeniz bölgelerinde gayr-i Müslimler, ev alarak, ev kiliseleri açma yoluna gitmişler ve birçok eski kiliseyi tamir ve yeniden yapma gibi teşebbüslerde bulunmuşlardır.37

Bugün misyonerler iki gurup arasında ciddi şekilde faaliyet gösteriyorlar. Birincisi, muhtaç, işsiz ve fakir insanların arasında, ikincisi üniversiteye giremeyen veya üniversiteyi bitirip de iş bulamayan, gelecekle ilgili umutları yok olan gençler arasında. Her iki gurupta onlara iş ve gelecek vaat ederek faaliyet gösteren misyonerler, birçok insanımızın kandırılmasına sebep oluyorlar. Böylece onların bir kısmını yurt dışına götürerek iş buluyorlar. Gençlerden kabiliyetli ve yetenekli gördüklerini de dış ülkelere götürerek misyon faaliyetleri için donanımlı insanlar haline getiriyorlar.  

Basında çıkan birçok haber bu söylediklerimizi her gün doğrulamaktadır. Nevşehir’de ve köylerde içine 100 dolar konarak İncil dağıtılması olayı bunlardan sadece bir tanesidir.

Misyonerlik faaliyetleri tarihte hiçbir zaman durmamıştır. Türkiye’ye yönelik misyon faaliyetleri için de bizim uyanık olmamız gerekmektedir.

Tarih boyunca Hıristiyan olan Müslüman sayısı oldukça azdır. Hıristiyanlığa geçenlerin de kökenleri yine Hıristiyandır. Çünkü onlar korku ile Müslümanlığı seçtikleri için korku geçince yeniden Hıristiyanlığa dönmüşlerdir. Ancak Hıristiyanlıktan İslâm’a geçenlerin sayısı milyonlarla ifade edilebilir. Bütün bunlara rağmen misyonerliği insan avlama vasıtaları olan açlığın, işsizliğin, ümitsizliğin yok edilmesi gerekir.

İnsanımızı bunlardan kurtarmak için milli seferberlik ilan etmemiz icap eder. Bu devletin temel politikası olmalıdır. Türk devleti ve hükümetleri insanımıza ümit kapıları açmalıdır.

Peygamberimiz bir hadisinde “Fakirlik az kaldı küfür olayazdı” buyurdular. Fakir olan insanlara bir müddet İlâm’dan bahsedebilirsiniz. Ancak karnı aç olan insan, sadece midesini düşünür. Onun karnını dinle doyuramazsınız. Bunun için misyonerler önce karın doyuruyorlar. Bizim de insanımızın karnını doyurmamız gerekir.
Öyle zannedildiği her yere bir cami yaptırıp her eve bir mescid açtıran bir Avrupa yok.  Bir cami arsasını alabilmek için dahî yıllarca Belediyelere gidip gelen Türk işçilerimiz, derneklerimiz var.38

Eğer kilise açılacaksa belli bir cemaat limiti gerekir,. Eğer 40-50 Hıristiyan bir mahallede yaşıyor ve dışarıdan Turist olanlar gelenler bir arada yaşıyor ve orada kilise açmak istiyorsa vali, kaymakam, belediye başkanı ve müftü’nün vereceği kararlarla izin verilebilir.Herhangi bir apartman dairesine kilise yapılmasına izin verilmemesi gerekir. Prof Dr. Mehmet Aydın.39

Bilindiği gibi insanlık belirli değerlerle “kimlik” oluşturmakta ve millet olmayı kendine has değerleri yaşatmakta görmüştür, görmektedir.

Ortak hedef taraftar kazanmak, kendi kültürünü başkalarına empoze etmek ve o toplumda kendilerine sempati ile bakan topluluklar oluşturmaktır.39

Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de ve Türk dünyasında en etkili ve Türk kimliği üzerinde tahribat yapıcı faaliyetler arasında misyonerlik dikkati çekmektedir.

“Batı Dünyası”, dini alanda olduğu gibi diplomasi alanında da siyasi alanda da “misyon ve misyonerlik”i bir yöntem olarak kullanmıştır. Günümüzde de kullanmaktadır. Bir dinin yayılmasında da bir yerin sömürgeleştirilmesinde de ”emperyalizm alanı”nın genişletilmesinde de “misyonerlik”, en etkili ve başarılı bir “yol”  olarak benimsenmiştir, benimsenmektedir.40

Günümüzde diğer misyonerliklere siyasi misyonerlikte eklenmiş ve başarılı yöntemlerden biri olmuştur. Bu yöntemde gelişmiş Batı ülkeleri ve onların istihbarat birimleri yerini almıştır.
Emperyalizmin öncülüğünü de Asya’da, Afrika’da, Amerika’da, uzak doğuda bazı ülkelerin sömürgeleştirilmesinde de dinlerin değiştirilmesinde de asimilasyon yoluyla yeni kimliklerin oluşmasında da misyonerlerin öncü rolü üstlendikleri bilinen tarihi gerçeklerdendir. Bu misyonerlerin, gelişmiş ülkelerin siyasi otoritelerinin direktifi doğrultusunda ve belirli kurumların güdümünde hareket ettikleri, önceden hazırlanan projeler doğrultusunda görev yaptıkları ve yerine göre istihbarat görevi üstlendikleri de gündemdeki yerini koruyan konulardır. Hatta misyonerliği “Batı uygarlığının ve kapitalizminin yayılmacılığına giydirilmiş ideolojik bir kılıfı olarak yorumlayanlara da rastlanmaktadır.40

Misyonerlik, Hıristiyanlığı veya “herhangi bir fikri, herhangi bir düşünceyi, herhangi bir gayeyi” Hıristiyan olmayan yerlere ve kişilere, çeşitli yol ve yöntemi kullanarak yaymaktır.

Misyonerliğe hizmet eden “misyoner kuruluşlar” her çeşit yolu, imkânı, taktiği gizli ve kapalı bazı yöntemleri” devreye sokarak muhatabı, Hıristiyanlığa veya “istediği gaye”ye kazandırmaya, mensubu olduğu milletten uzaklaştırmaya, bölmeye hattâ “ayrıştırdığı millete” düşman yapmağa çalışmak şeklinde algılanmaktadır.40   

 BAK: Abdurrahman Küçük 2. Avrasya İslam şurası Ankara 1998 Türk dünyasında misyonerlik faaliyetleri ve bunlar karşı alınması gereken tedbirler 1998 375-409  

Kilise üyelerinden bazılarına tevdi edilen İnciL7i putperestlere duyurma görevidir. Pavlus’un şu metni hemen hemen onun temel unsurlarını en iyi şekilde bir araya getirmektedir. “İmdi kendisine iman etmedikleri kimseyi nasıl çağıracaklar? Eğer gönderilmezlerse nasıl vaaz edeceklerdir. Romalılara mektup 10: 14-15

Putperestlere ikinci iyi haberin (İNCİL) bu birinci ilanını işarete eden teknik terim Kerygme’dir. Müjdeyi, yani Mesih’in öldükten sonra dirilmesiyle Kerygme’nin konusu: Kurtuluş olayını, Paskalya’nın mesajı olduğunu ortaya çıkarmaktadır. İsa’nın


Misyonun son amacı, yeni bir ülkede kiliseyi dikmek yani orada bir hiyerarşiyi yerleştirmek olacaktır. 43 Bu amacın gerçekleştirilmesinde her türlü yol ve yöntemin meşru görülmesi mümkün müdür? Uygulama gösteriyor ki “Her şey ve her yol meşrudur.”

43.abdurrahman küçük

Onların inanışlarına göre, Hıristiyan olmayan birini veya bir yeri Hıristiyanlığa kazandırma “Cenneti kazanma” nın ve “iyi bir Hıristiyan” olmanın şartlarındandır. Bunu yapmak onlar için bir emirdir. Bu emrin kaynağı olarak Hz.İsa’nın u sözü kabul edilmektedir: “İmdi, gidin bütün milletleri Hıristiyan yapın. Onları, Baba’nın (Tanrı) Oğul (İSA) ve Kutsal ruh ismiyle vaftiz edin. Size emrettiğim her şeyi onlara tutmalarını öğretin. Matta 28: 19-20

Misyonerler gayesinin, İncillerin anlatılması ve Hıristiyan olmayanların Hıristiyan yapılması olduğu net olarak anlaşılmaktadır. Bunu gerçekleştirmenin ilk basamağı Hıristiyan yapmak, ikinci basamağı kilise dikmek, üçüncü basamağı o toplumdan  ruhbanlar oluşturmaktır.

Hıristiyanlığın bir ülkede ayakta kalabilmesi, o ülkenin kültürüyle bütünleşmesine ve o ülke halkından devam eden cemaat oluşturulmasına bağlı görülmüştür. Bunun için, “Batı’nın imkânları” ve “Batı Medeniyeti” devreye konularak o ülkeni insanlarından, aydınlarından, yazarlarından, siyasetçilerinden, basın-yayın kuruluşlarından taraftar bulmaya özen gösterilmektedir.44

Günümüzde misyon teknik olarak, Uzakdoğu ve Afrika ülkelerinin Hıristiyanlaştırılması anlamını ifade etmektedir. Bu genelde, Misyonerlerin, Hıristiyanlaştırdıkları ülkelerin insanlarından farklı bir milliyete ait olduğunu açıklamaktadır.

Örnek olarak Yunan ülkesindeki ilk misyonerler Yahudilerdi. Afrika ve Asya’daki çağdaş misyonerler ise Alman, Fransız, İtalyan, Hollandalı, Belçikalı ve Kanadalılardır.

Misyonerler, Hıristiyanlaştırdıkları ülkelerde farklı bir millet oluşturmaya ve Batı Medeniyetine katmaya çalışmaktadır. Misyonerlerin farklı milletçikler oluşturma ve kendi medeniyetlerine dahil etme projesi içinde Türk milleti ve Türkiye bulunmaktadır. Onlar için Türkiye ve Türk milleti çok önemlidir.

Mücadelenin medeniyetler mücadelesi olduğu bilinci içinde hareket edilmektedir.  Çünkü misyonerler başka medeniyetlerin Hıristiyanlaşmasını temel problem olarak görmektedirler.

Bunun için felsefe, estetik, kültür ve benzeri şeylerin kullanılması, değişik yöntemlerin benimsenmesi önerilmektedir. Batı egemenliğinin hedefine ulaşmasının kültürel ve siyasi etkisinin hedefine ulaşılmasıyla ilgilendirilmektedir. 45

Hıristiyan olmayan toplumların kültürüne uygun ve o kültüre uyarlanarak sunulması projesi de “İNKÜLTÜRASYON PROJESİ” dir. Modern misyonerliğin inkültürasyon projesi dahilinde yapıldığı dikkati çekmektedir. 46

Batı Dünyasının gündeminden dini, kültürel ve diplomatik misyonerlik eksik olmamıştır.

Misyonerlerin toplum düzenini bozdukları değerleri ortadan kaldırıp yeni değerler koymaya çalıştıkları, dini ve milli değerleri hedef aldıkları, etnik ayrımcılığı ve bölücülüğü körükledikleri gerçeği apaçık ortadadır.

Misyonerlik tarihin hiçbir döneminde yok olmamış ve değerini kaybetmemiştir. Özellikle konu Türkler ve Türkiye olunca misyonerlerin, hem de onları destekleyen ülkelerin istekleri, intikam noktasına kadar vardığını söylemek yadırganmamalıdır. Bunun için Modern misyonerlik’e Türklere karşı oluşturulan bir misyonerlik demek yanlış olmayacaktır.

Türlerin Anadolu’ya girmesini, Anadolu ile beraber İstanbul’u fethetmesini, Anadolu’nun Türkleşmesini ve İslamlaşmasını “Batı Dünyası” hiçbir zaman hazmedememiştir. Bunu için türlere karşı 174 yıl devam eden Haçlı seferleri yapılmıştır.46

Misyonerlere göre Hıristiyanlığın beşiği Anadolu’dur. Bugünkü Hıristiyanlığın mîmarı Pavlus Tarsus’ludur. Tarsus ve Pavlus’un dolaştığı diğer yerlerde “ilk Hıristiyan topululğu” olan Süryaniler’in merkez i Mardin’de, Ayasofya’da Türklerin elindedir.b Bundan dolayşı misyonerlerin “gerçek ideali’ni Türklerin elinde bulunan Anadolu’ya sahip olmanın oluşturduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Bunun için misyoner faaliyetleri açısından Türkiye, Asya’nın anahtarı kabul edilmektedir.

VERİMİL ORTAMLAR:

Onlar amaçlarına ulaşmak için her fırsatı değerlendirmekten geri kalmamakta, savaş, deprem, yangın, açlık. Kıtlık, moda tutkusu, etnik çatışma, bölücülük ve terör gibi olayları misyonerlik açısından verimli ortamlar kabul edilmektedir.

Batılıların ülmkemizle yakından ilgilenmelerinin altında 47.