Türkiye’de Misyonerlik Faaliyetleri
28 Mayıs 2019
Türkiye’de Misyoner Faaliyetleri
28 Mayıs 2019

Vahşi Batı – Sedat Cereci

Vahşi Batı-Sedat Cereci / Şule >Yayınları Ekim 1993 İstanbul

“Böylesine talihsiz bir sakatlık geçirip iki ayağını kaybeden bir köpeği mutlu edebilmek, ancak gelişmiş toplumların işi.  Uygarlık, en önemsiz canlının bile yaşama hakkıyla ilgileniyor… Veteriner, fotoğrafta görülen köpek için ne güzel bir çare bulmuş.

Şule Yayınevi / Sunuş s.10 Bu fotoğraf taranacak. (İki arka bacağını kaybeden köpeğe arka bacakları yerine kullanabileceği tekerlek monte edilerek istediği gibi ilerleyebilmesini, gezebilmesini sağlamışlar. Köpeğe bu inceliği gösteren Batı’nın insana yaklaşımını birlikte göreceğiz.)

*

Batıl adamın, Haçlı Seferleri sırasında Müslüman çocukları parçalayıp şişlere geçirerek pişirip yediğini; İspanyolların Amerika’da, köpeklerinin karınlarını doyurmak için yerlilerin bebeklerini annelerinden zorla alıp parçalayarak köpeklerin önüne attığını, Paris’te suçları yalnızca farklı bir mezhebe mensup olmak olan 40 bin insanın diri diri yakıldığını öğrenince aklımız yerinden oynadı.  Vahşi Batı Önsözü S.12

Batı, yapıları göz kamaştırırken, yaptıklarıyla acı veren, albenisiyle cezp edip, baldıranla zehirleyen, özgürlük adına terör üretip barış adına efendilik taslayan bin ucube. S.18

Batı, her şeyden önce bir vahşi… s.12


Satılı için, Batılı olmayan birinin yetkin bir eser verdiğine inanmak, bir maymunun resim yaptığına inanmaktan daha zordur. S.20

Batı ödüllendirdiği zaman yalnız kendi ölçüleriyle beğendiğini ödüllendirir. Cezalandırdığı  zaman da, kendi ölçülerine uymayanı cezalandırır. s.21

Batı medeniyetinin bütün korkusu, modern entegrasyonunu tamamlamamış ülkelerin karşılaştıkları zorlukları çözmede, Batılıların usullerinden farklı bir usul, onların

gittikerinden ayrı bir yol bulma korkusudur.

Onların elden düşme teknolojisine muhtaç olmamak, onların Bakı hükümranlığını dikte eden programlarına dirsek çevirmek, bütün gücünü satarak soymaya alışmış günümüz medeniyetinin sonu olacaktır. S.21 (İsmet Özel Faydasız Yazılar Çıdam yayınları s.47 1991)

Batı sömürerek geçinir, çalarak beslenir. Batının bütün hammaddeleri, geri bırakılmış ülkelerden gelir. Petrol körfez kıyılarından, esrar ve baharat Hindistan’dan, caz Afrika’dan, İpek ve afyon Çin’den, antropoloji Okyanusya’dan, sosyoloji Afrika’dan… Çalmak ve sonra da kendini haklı çıkarmak, Batı’nın yaşamak için kurduğu temel mekanizmadır. 21

Batı hukuktur denilemez.Çünkü aynı zamanda kaba kuvvettir; Batı demokrasidir denilemez, çünkü aynı zamanda ezmedir, baskıdır, Batı ölçü demekse ölçüsüzlükte aynı derecede Batılı bir özelliktir.

Batı zulümle beslenen yayılmacılığıyla, silahıyla, ticari ürünleriyle efsaneleriyle dünyanın her yanına yayılmış, mikrobunu her yana taşımış, hastalığın herkese bulaştırmıştır. S.22

.

Batının tarihi başlıbaşına bir vahşet hikayesidir.27 GİYOTİN RESMİNİ BURADA KULLAN

Bizans İmparotoricesi Theodora, m.532 yılında, bir hipodrom yarışmasında galeyana gelen halkı bastırmak ve tahtını korumak için 30 bin kişiyi hipodromda kılıçtan geçirtir. S.27

(1)

1183-1185’te hüküm süren Bizans İmpatarou,1.andronic İstanbul sultanahmette At meydanı denilen yerde bid insan mezbahası kurdurur. 28-  3

Papa 2.Urbain’in Luekes Piskoposuna yazdığı mektupta şu cümleler yer almaktadır:

“Dürüst bir samimiyet coşkunluğuyla, birkaç afarozluyu öldürenleri cinayet işlemiş olarak telakki edecek değiliz. S.28 4:

Endülüs Araplarını tamamen imha eden İspanya Kralı 2.Filip, Paris’te bir gecede binlerce çocuk, kadın ve ihtiyarı boğazlatan Fransa Kralı 9. Charles’a yazdığı mektupta şöyle der:

“Fransa’da dalalete (doğru yoldan sapmış) sapanları imha için ne yapılırsa, İspanya’da taktirle karşılanacaktır. 28  (5 Ahmet Rıza Batı’nın Doğu Politikasının ahlâken iflası İstanbul 1982 s.201-Bu kitabı bul..)

1492’de İspanya’nın Amerika’yı sözde keşfinden, gerçekte işgalinden birkaç on yıl sonra  bu kıtadaki yüzlerce kabileden sadece birkaçı, milyonlarca yerledine de birkaç bin tanesi kalır. Batılı adam yalnızca insanları katletmekle kalmaz, tabiatı da kü-ökünü kuruturcasına tahrib eder, öldürür.28

20.asrın sonlarına yaklaşıldığı bir sırada, Meksika’da “insan avı” turları düzenlenmektedir.

Çiftlik sahibi zengin efendiler, helikopterler kiralayarak, Amazon nehri etrafındaki bakir ormanlara sığınmış olarak yaşamaya çalışan yerlileri zevk için avlamaktadırlar. 29 (6..)

KAZIKLI VOYVODA: Vlad. Eflak voyvodası. Macarların Drakul (şeytan) Ulahların Çpelçuç (Cellat), Türklerin Kazıklı Voyvoda dedikleri 15. yüzyıl vahşisi Vlad’ın en sevdiği eğlence kazık işkencesi idi.Kazıklara vurulmuş ve işkencelerle can çekişmekte olan Türklerden oluşan büyük bir dairenin ortasında  sarayını halkı ile birlikte yemek yemekten büyük haz duyardı.

Eline Türk esirleri geçtiğinde, ayaklarındaki derinin yüzülmesini ve meydan çıkan kırmızı etlerin tuz ile oğuşturulmasını, elem ve azabın artması için keçilere yalattırılmasını emrederdi.

Kendisine gönderilen Osmanlı elçileri, başları açık olarak kendilerini tanıtmak şartını kabul etmeyince, sarıkların üçer çivi ile başlarına çaktırmıştı.30.

Bu Kazıklı Voyvoda bir gün eşek üzerinde rastladığı bir papazı eşeği ile birlikte kazıklattı.    

Başkasının malına dokunumamasnı vazeden bir rahip , Drakul7un kendisine ayırdığı bir ekmek parçasını aldığı için hemen orada kazığa vuruldu.

Lisan öğrenmeleri için Eflaka gönderilmiş olan drötyüz Macar ve Transilvanya’lı gencin hepsini birden ateşte yaktırmış, altıyüz Bohemyalı taciri Pazaryerinde kazığa vurdurmuştu. Yaklaşık 20 bin Türk ve Bulgar’ı kazığa vurdurduğu ya da çarmıha gerdirdiği bir gün analarının yanında çocuklar da kazığa vuruluş, kuşlar çocukların bağırsakları üzerine yuva yapmıştı.30 (7 Hammer Büyük Osmanlı Tarihi c.2 58-59)  

Saint Brthelemy Katliamı:

1572 yılının 24 ağustos gecesi. Papa 8.Gregorius’untahriki, Fransa Kralı 9.Charles’ın emriyle  Fransa topraklarında yaşayan tüm Protestanları yok etmek amacıyla tahrik ve teşvik edilen Katolik Fransızlar 30 binden fazla dindaşı ve ırkdaşını kendi mezhebine bağlı  olmadığı gerekçesiyle canavarca boğazlar. Masum çocuklar ve kadınlar ateş dağlarında diri diri yakılır, kadınlar ırzlarına geçilip öldürülür. Maslu bir halk niye katledildiklerini bile bilmeden kılıçtan geçirilir. Sein nehrinin bu katliamlarda günlerce kızıl aktığı anlatılmaktadır. Ve işin ilginç bir yanı daha: Bu iğrenç zulüm ve katliamlar Vatikan’da Katolik davasının bir zaferi olarak karşılanmıştır,. BU insanlık suçunu işleyen güruhu  kutlayan Papa 13.Gregorius Fransa Katolik Kilisesine ve halkına teşekkür etmiş, katliamın önderlerini takdis ederek madalya ile ödüllendirmiştir. 32 (8 Adnan Ulutaş Saint Bartelemy’den Bosna’ya-Mesaj dergisi Şubat 1993 Sayı 64 s.26)

32.Sayfada bunun resmi var. 33. sayfada Londra’da işkence resmi..

35. sayfada Çark işkencesi..

*

Karl Marks tarihi Materyalizm yorumunda şöyle der: .. dine sarılmak, fedoal dönemde bir faziletti. Fakat sanayi dönminde donukluk, gericilik ve eri kalmışlığın simgesi olacaktır. Dinsizlik fazilettir. İffet, namus ise, ileri bir sanayi toplumunda alay konusudur. (Ömer Avde el hatip. El meseletül ictimaiyye Beyrut 1983 s.170.)

Çapulcu Sürülerinin destanı: Haçlı Seferleri:

Batı’nın başlattığı ilk büyük sömürgecilik girişimi Haçlı Seferleridir.Yüzyıllar boyunca devam eden bu girişim Batı’nın Doğu Hakimiyetine ve sömürüsüne ne kadar çok önem verdiğinin bir başka delilidir.

1095’te Haçlı Seferleri için propaganda başlatan Papa 2.Urbain, gerçekte Avrupa işsizlerine bir iş, fakir soylularına zenginlik sağlamayı amaçlıyordu.
Haçlı güruhu, dindar insanlardan çok azılı mahkûmlar, çapulcular, katiller, serseriler ve fahişelerden oluşuyordu.

Fransız Tarihçisi Louis Pierre Anquetil, Fransız Tarihi adlı eserinde şunları belirtir: “Haçlı seferi, borca boğulmuş kimselerin borçlarından kurtulmak için, mahkumların ceza çekmemeleri için, disiplin cezasına çarptırılmış ruhbanların affedilmeleri için, manastırırnn ağır havasına dayanamayan rahiplerin manastırı terk etmeleri için , fahişelere meleklerini daha serbestçe icra imkanı bulabilmeleri için fırsatlar ve kolaylıklar bahşediyordu. 69 (3..)

Haçlı Savaşları fikri Papa 9. Leon zamanında şuurlu bir biçimde ortaya konmuştu.

Vahşet ve Hayranlık:

1095’ten 1279’a akar iki asır sürer. Bütün haçlı seferlerinde sergilenen manzara aynıdır. Yağma, katliam, yıkım.

Haçlılar Doğu’nun zenginliği ve ihtişamı yanında Müslümanların merhameti, nezaketi ve dürüstlüğü ile karşılaşırlar. Hazreti Muhammedi Tek Allahın varlığın bildiren kimse olarak açıkça methettikleri için altmışı Fransa kralı Philippe Le Bel’in emriyle önce hapse atılır, mal varlıklarına el konu ve nihayet diri diri yakılırlar.

BABAMI YAKARIM:

“Eğer öz babam kilisenin öğrettiği doktrinden sapmışsa ve inancını değiştirişse, onu yakacak olan odunları ben toplarım ve babamı yakmaktan kaçınmam. Papa 4.Paul. 1555.(1 İslam ve Avrupa kültürü Aytunç altındal 12 Şubat 1993 Milliyet)

Sayfa 91’deki resim.. Kullan

KÜLTÜR: Batılı adam, aklının hükmettiğince renkli, sesli ve anlamsız bir karmaşa üretir kendince ve buna “kültür” der.

ENDÜLÜS’E ŞİMDİ AĞLAYIN:

Endülüm miladi 711 senesinde Müslümanlar tarafından fethedildi. Tarihinde ilk defa farklı din ve mezheplerden insanların bir arada ve uyum içinde yaşayabildikleri bir ülke haline geldi.

Endülüs’ün son kalesi Gırnatanın da düşmesinin ardından, burada yaşayan Müslümanlar Katolik Kralları insafına kaldılar. Bu tarihten sonra Müslümanlar Mudejar (Hristiyan ülkedeki 2. sınıf vatandaş muamelesi gören Müslüman)  haline geldiler. Bir süre sonra onlara MuERİSKO’lar (Yani zorla Hıristiyanlaştırılmış Müslüman) adı verildi. 1492’de yalnızca Gırnata’da 700 bin Müslüman yaşıyordu.

Gırnata İşgal edilir edilmez, kilise çevreleri Kral Ferdinand’ın ısrarla Muhammed’in taifesinin kökünün kazınması için çalışmasını, İspanyayı terke zorlaması ve kalmak isteyenlerin kalmak isteyenleri Hıristiyanlığa girmeye zorlamasın istediler. Onlara göre Hıristiyanlarla Müslümanların bir arada yaşaması mümkün değildi. 115

KALDIK.. ENGİZİSYAN BAHSİ 128

İlk engizisyon, Haçlı Seferlerine karşı çıkanları aforoz  etmek için kuruldu. Bu tarhiten sonra kilisenin onaylamadığı her hareket suç ilan edildi ve suç sahibi sonu mutlaka ölümle biten ıstırap kuyularına atıldı. 128

ENGİZİSYON PHÜCRELERİ:

Engizisyon hücrelerinde işkence takımları vardır. Uçları demir kancalarla takviye edilen kuyruklu yılan kamçılarla mahkûmların etleri kemiklerinden ayrılıp aç köpeklere ziyafet çekiliyordu. Mahkûmların çıplak vücutlarına dökmek için kurşun kaynatılan kazanlar,

Masum insanların vücutlarına geçirilecek şişleri kızdırmak için kömür yığınları bulunurdu.

Mahkûmların yakılması:

Engizisyon’un ölüme mahkûm ettiği insanların çoğu yakılarak öldürülmüştür. İnfaz yüksek ordun yığınlarının üzerinde gerçekleştirilir. Her mahkûmun karşısında ölürken bakmak zorunda olduğu bir haç bulunur. Mahkeme başkanı infazdan önce ölüm fermanını okur ve infaz emrini verir:

 “İşte bu gördüğünüz zındıklar güruhu, kadın, erkek, yaşlı genç hepsi de yakılmayı hak etmişlerdir. Çünkü onlar Müslüman’dır. Yahudi’dir. , Katolik mezhebinin dışındadır. Onlar

Bizim kutsal değerlerimizi küçümsediler, insanın düşmanı olan şeytanı kendilerine dost edindiler., Kiliseyi hakin-r gördüler. Bu yüzden aziz Mesih’in şu sözüne binaen yakılmaya mahkûm edilmişlerdir: “Kim bizimle beraber değilse o bizim aleyhimizdedir, düşmandır. Meyve vermeyen her ağacın kesilip parçalanması, yakılması ve ateşe atılması şarttır. Günah onlarız günahıdır. Onların kanı onların başları üzerinedir. 128 (Ali Mazhar Mahakimütteftiş Mısır 1947).

Engizisyon zindanlarında işkence gören mahkûmlar kısa sürede acısız olarak öldürülmez.

Özel yöntemlerle işkencenin uzatılması sağlanır. Bayılan mahkumları ayıltarak için soğuk su kapları ve buz bulundurulur.  Mutlaka bir doktor bulundurulur ve ölüme yaklaşınca doktor müdahale edip mahkûmu kendine getirmeye çalışır ve aynı acıları tekrar çekmesini sağlar.

SÖMÜRMEK V ESMİRMEK:

Orta ve Güney Amerika yerlileri, Avrupalıların kılıçlarının yanı sıra, taşıdıkları hastalıklarla da eriyip biterler. Cortes,Aztekler’in, Pizarro da İnkalar’ın şehirlerini yağmaladığında binlerce ton kıymetli maden İspanya’ya akar.Hollanda, İngiltere ve Fransa aynı yolla en büyük ticari işletmelerini oluştururlar.

Kinin bulunana kadar sıtmanın kasıp kavurduğu Afrika, sonraları Avrupa’nın sömürüsüyle daha büyük bir yangının içine düşer. Latin Amerika’da yeril halk bütünüyle katledilir. Asya’da kralların ve bürokratların yerine işgalcilerin adamları getirilir. Afrika’da toplumun ileri gelenleri ya yerlerinden edilirler ya satın alınırlar.

Fransızlar Arapların arasından seçtikleri emirler, Hintliler’in arasısından tayin ettikleri prensler aracılığıyla tampon yönetimler oluşturup çıkarları için kullanırlar.

Sömürgecilik Bilimi :

Ancak vahşiler sömürebilir. Çünkü yalnızca onlar çalışmadan ve hak etmeden kazanmayı düşünebilir. Batı’yı vahşi bir canavar haline getiren de sömürdüğü toprakların, çaldığı kaynakların , gasp ettiği madenlerin, öldüresiye çalıştırdığı  zavallı insanların şişkinliğinden başka bir şey değildir.

Köle almak, köle olmaktır::Hadis mi? Nedir?

.Batı’nın gözler kamaştıran, hayranlık uyandıran, zavallı insanları uğrunda köpekleştiren gökdelenleri, mutantan sarayları , renkli şehirleri, kuleleri, üstleri tek temel üzerine

kuruludur: SÖMÜRGECİLİK.

Batı’nın sapkın aklı çağlar boyunca, sömürgeciliğin ilkeleri, metotları,. Teknikleri üzerine tezler üretmiş, senaryolar yazmıştır.

Hegel, Darvin, Comte, Durkheim, Spencer ve Marks her alanda sömürgeci yayılma ve hegemonyanın tarihsel dayanaklarını bulup çıkarmakla meşgul olmuşlardır. Onlara göre sömürgecilerin başkalarını yağmalamaya ve köleleştirmeye hakları vardı; çünkü insanlığın öncü kolu olan bu korsan ve hırsızlar beyazdı, Hıristiyan’dı. Diğerleri ise renkliydi, kâfirdi. İlkel barbardı ve yönetilmek üzere Avrupalı için evrim çizgisinin geri safhalarında beklemeye alınmışlardı. (1 Ali Bulaç Nuhun Geminse binmek Beyan yayınları İst 1992.97..)

Batı eline geçen her fırsatı, aklın tezahürü olan bütün imkânları sömürgecilik adına kullanır. Batılının sömürüsü için antropoloji en etkin bir bilim olarak faaliyete geçer.

Batılı olmayan insanların kültürlerini araştırma görevi antropologlar tarafından üstlenilir.

Onların temin ettiği bilgi sömürgeciler için vazgeçilmez bir ihtiyaç olup çıkar. Antropoloji, politik, ekonomik, sosyal değişikliklerin istilacılardan tebaasına nasıl aktarılacağı konusunda sömürgecilere somut metodolojiler temin ederler.

KOLONİYALİZM:

Avrupalı güçler, kolonileştirdikleri bölgelerden altın, fildişi ve köle ihtiyaçlarını karşılıyorlardı. Sömürgeciler İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda,.Belçika,Amerika ve Japonya idi.

Gelişmiş ülkeler daha yüksek uygarlıkların daha düşük uygarlıklara tahakküm etmesinin kabul edilir bir şey olduğuna inanmışlardı.

Geri kalmış Asya ve Afrika’nın hızla modernleşmesi için Avrupa hâkimiyetinin elzem olduğu

Bahanesiyle emperyalizmi haklı bulmaları da artık moda haline gelmiştir. Batı sömürdüğü dünyayı kendine göre biçimlendirir ve isimlendirir. Gittiği her yerde kendi ölçülerini koyar, kendi bildiği dille konuşur.

Afrikalılar, ellerinde kırbaçlar ve ölüm kusan silahlarla onları yığın yığın gemilere istifleyen beyaz insanlar gelinceye kadar mücadele ve özgürlük dolu bir hayat sürerlerdi.

Sayfa 146-147 Resimleri al..

18.Yüzyılda 3 milyondan fazla Afrikalı, Amerika’daki pamuk tarlalarında hayvanlardan bile daha kötü bir muameleye tabi tutularak çalıştırılmak üzere götürülmüş,bir o kadar da, balık istifi yolculuk yaptıkları gemilerdeyken ölüp denize atılmışlardı. 148

Çinliler afyonu hem yasaklayıp hem de kendilerine karaborsadan satan beyaz adama akıl erdiremiyorlardı. Hindistan 18. yüzyıla kadar Avrupa’nın bütün dokuma kumaş, baharat ve birçok tüketim malı ihtiyacını karşılayan zengin bir ülkeydi. Oysa sanayi devriminden hemen sonra İngiliz kumaşlarını, demir, kâğıt, cam ve daha birçok sanayi ürünü z Hindistan pazarlarını sarmış, fiyat ve kalite yönünden rekabete giremeyen yeril sanayiyi tamamen yok etmişti. (5 Metin Ülgüray 20.Yüzyıl Raporu.Sander Yayınları s.70..)

KIRKBİN USTANIN  KOLU NİYE KESİLDİ?

İngiliz başarısı, ardında sömürü ve vahşetin çarpıcı  bir örneğini gizliyordu. İngilizler Hindistan’da kendi tekstil mallarını Pazarda Hint kumaşlarına karşı rakipsiz kılabilmek için 40 bin Hintli kumaş dokuma ustasının kollarını kesmişlerdi. 148

On defa okunacak, yüz kere düşünülecek iki cümle

Emperyalist Hakimiyet

Ham maddeyi aldıkları ülkelere yüksek fiyatlarla satmak, kendileri dışında kalanların sanayileşmelerine engel olmak Batı Avrupa’lıların titizlikle uyguladıkları bir politikadır. Batılıların sınai ürünlerine Pazar olan ülkelerin teknolojik ve ekonomik gelişmelerini önce zor kullanarak, tutturamazlarla kültürel sızmalarla  yok ederek sömürge olmaya zorlayan Batı Avrupalı ülkelerin baskısından kurtularak sanayileşmeyi, yeni bir düzende kalkınmayı başaran ülke çıkmamıştır.

Yer altı ve yerüstü kaynaklarının yağma edilmesiyle başlayan fiili sömürgecilik günümüze kadar nitelik değiştirerek gelir. 3.Dünya ülkelerinin bağımsızlıklarını kazanmasıyla madde sömürgeciliği sona ermemiştir. Bilakis bu dönem kültür sömürgeciliğinin başlangıcıdır.

1870’te Afrika topraklarının ancak yüzde onu sömürge iken 1890’da bu oran yüzde 90’a çıkmıştır. (6 Metin Ülgüray 20.Yüzyıl raporu.)

Birinci Dünya savaşı başladığında sömürgeci ülkelerin sahip olduğu topraklar ve halk kitlelerinin durumu şöyledir:   

İngiliz Kolonileri…………………3.329.300 km2………….….388.644.000 kişi

Rus Kolonileri …………..……… .1.615.300 km2………………22.605.000 kişi

Fransız Kolonileri ………………..1.041.800 Km2…………… …46.192.000 kişi

Alman Kolonileri……………………295 400 Km2………………13.784.000 kişi

Belçika Kolonileri……………………236.500 Km2………………10.000.000 kişi

Portekiz Kolonileri…………………..224.400 Km2………………..9.146.000 kişi

Hollanda Kolonileri…………………203.600 Km2……………….38.248.000 kişi

İtalya Kolonileri……………………..164.100 Km2………………..1.850.000 kişi

İspanya Kolonileri……………………..44.100 Km2…………………..640.000 kişi

ABD Kolonileri………………………  38.800 Km2………………10.229.000 kişi

Japon Kolonileri……………………….28.800 Km2……………….19.200.000 kişi,

(Kaynak:Metin Eriş-Amerikan_Rus Emperyalizmi. S.176 )

2009’da 71 883.000 Km2 toprak ve 550 milyon kişi sömürge durumundadır.

Sömürgeler tam manasıyla bire emek ve hammadde pazarı haline getirilmişler.

Sanayileşmeden sonra da Endüstriyel ürünlerin alıcısı ve yeni yatırım sahaları olmuştur.

Ayrıca sömürgeci ülkenin tek tip ham madde üretim sahalarına dönüştürülmüşlerdir.

Mısır Pamuk. ..Burma ve Çin Hindi  Pirinç ..Malaya Kauçuk..Altın Sahili Kakao üreticisi

Mısır siyasetinin üç esas temeli:

Eğitime mani olmak suretiyle Mısırlıların zihinlerini kör bırakmak.

Endüstrileşmeyi önlemek şartıyla halkı fakir bırakmak.

Pamuk üretimi bahanesiyle bol sulama yaparak hastalık meydana getiren kurt enfeksiyonunu yayılmasını sağlamak.

1882’den 1918’e kadar İngiltere’nin Mısır siyasetinin üç temel ilkesi bunlardı.

Zihinlerin uyanmasını sağlayacak bir üniversitenin kurulmasına daima karşı çıkmışlardır.

Böylece mısırlıları cehalet boşluğuna, fakirliğe ve zayıf düşürmeğe muvaffak olmuşlardır.

Kendi dillerini anlayıp kendi arzularına hizmet edecek  yönetici ihtiyacını fiderebilmek için Batı türü eğitim tarzını empoze eder.

Ekonomik farklılıklar oluşturarak halk arasında sınıf farklılığını meydana getirir.

KENDİSİNİ TANRI GİBİ GÖRÜR

Batılı adam, sömürmek için adım attığı her yerde kendisini bir tanrı gibi görür.

Onun için başka inançların, başka kültürlerin, geleneklerin bir anlamı yoktur.

Toplumların fiziğini aşıp ruhuna işleyen , çok daha acımasız; çok daha haince  ve çok daha sinsice bir sömürü yolu olan Kültürel sömürüyle yoksul insanları mahveder.

FOTOĞRAF: 162  165 Mutlaka kullan

Batı, satılı olmayan insanlara, kalkınmanın, çağdaşlaşmanın, medenileşmenin tek yolunun Batı’nın yolunu izlemek olduğunu telkin eder. Ama asla onların Batı’lı olmasından söz etmez.

Çünkü olamayacaklarını bilir. Yalnızca kendisini izlemesini ister. Bu da onun için yeterlidir.

Kendisini izlemeleri için de başkalarının ırkını, tarihini, kültürünü hep aşağılar, ta ki sahibi de onları aşağılayacak düzeye gelinceye kadar.

Bu cümle size bir şeyler çağrıştırıyor mu? Misyoner okullarından mezun olan çocuklarımız dinimizi, inancımızı, geleneklerimizi aşağılıyorlar mı? Düşünülmeğe değer bir durum var burada.
Her gün bir Hiroşima

Batılı gelişme modeli üçüncü dünyaya günde bir Hiroşima’ya mal olmaktadır.

Hergün 25 bin çocuk ve yaklaşık 72 bin kişi ölmektedir. Yani bir HİROŞİMA.

Batı, taklitten sonra, sömürdüğü toprakları mutlaka kendisinin eğittiği insanlarla yönetmeğe başlar.

Latin Amerika’da Avrupa kökenli insanlar, Afrika ve Asya’da Batı eğitimi almış insanlar halkları yönetirler.

Batı, sömürdüğü toplumlara, hepsi de seküler (…….) kavramlar olan ANAYASA, DEMOKRASİ, PARLAMENTO, SİYASİ PARTİLER, SOSYALİZM, MİLLİYETÇİLİK vs.den oluşan politik fikirler bağlamında  politik kültürünü aşılar.Sosyal kültürünün empoze etmek için Batı dilleriyle eğitim veren okullar açar.

İspanya ve Portekiz’in Afrika’daki sömürgelerine uygulanan gelişmeyi önleyici sömürgecilik, Afrika’daki eski toplum düzenini bozulmasını hedef almış,, böylece bir siyasi lider kadrosunun yetişmesi önlenerek, bağımsızlık savaşı hazırlayacak kadrolar engellenmiştir.

1951 yılında açıklandığına göre İspanya ve Portekiz sömürgelerinin bulunduğu Doğu ve Orta Afrika’da 50 yıllık bir Avrupa sömürgeciliği sonunda, memur kadrolarında üst kademelere tayin olunmuş tek bir Afrikalı bulunmamaktadır. (13Metin Eriş  Amerikan rus Emperyalizmi s.175 Boğaziçi Yayınları..)

MİSYONERLİK:

Dünyanın çeşitli ülkelerinde zaman zaman düzenlenen sömürgecilik kongrelerinde  Misyonerlik faaliyetleri üzerinde önemli durulmuş, konunun ekonomik yönüyle, dini ve kültürel yönü ayrı ayrı değerlendirilmiştir.

Yasal sömürgeciliğin ortadan kalkmasından sonra Batı, Uluslar arası Para Fonu IMF, ve Dünya Bankasının temsil ettiği kolektif sömürgecilik sayesinde ulusların kendilerine olan bağımlılıklarını devam ettirirler. BU kuruluşlar vasıtasıyla halkları, borçlarının faizlerini ödeyebilmeleri için, kendi ihtiyaçlarına uygun olmayan tekbir tarım ürününe dayalı ve ihracata yönelik geçersiz ekonomi modellerini empoze derler.

Batının ekonomik modeli böylece her gün bir Hiroşima’ya mal olmaktadır. 159 (16.Roger garaudy age.66.)

MEDYA İLE SÖMÜRÜ:

Yakın dönemin sömürü aracı basındır. Ordu., asker ve silah olarak iletişim araçlarını kullanıyorlar şimdi. Bunlar Televizyon programlarıdır. Sinemadır. Reklâm filmidir. Müzik bantlarıdır. Magazin dergileridir.

Bu yapımlarda Batılı hayat tarzını anlatan, telkin eden, özendiren konular hâkimdir. Batı kaynaklı hiçbir film yoktur ki, içerisinde şampanya kadehi, kilise çanı, hırs, haset, bencillik ve zina görüntüsü olmasın.  Dünya gençliğine Pop müzik benimsetilmiş, kitleler batılı şarkıcılara tapar hale getirilmiştir. 159

Dünyanın birçok ülkesinde reklâm ajansları ya Amerikan şirketidir veya Amerikalı şirketle ortaktır. Endonezya, Tayland, Malezya, Nijerya, Gana, Kenya,Kolombiya ve Peru’da bulunan reklam ajanslarının  en büyükleri ABD Şirketidir. Hindistan;:Meksika ve Arjantin’deki reklam ajanslarının yönetimleri Amerikalılardadır.

SOMALİ..SÖMÜRGECİLERİN BİR TANFOSU DAHA:

Somali strtaeik konumu itibarıyle önemli bir yerde. Güneydoğu Afrika’da.Bir taraftan Basra körfezini gözlüyor.Bir taraftan da Kızıldenizi. Tam karşısında Suudi yarımadası var.

1991’de ABD hem Batılı vicdanları rahatlatmak için somali’ye müdahelede ideal bir zamanlamayı tercih ediyor.

Müdahalenin esas sebebi petrol v edoğalgaz yatakalır açısından zengin oluşu.

Somali lik sömürge acısını 1884’te İngilizelr’den tadıyor.

1889’da İtalyanların işgaline sahen oluyor.

1960’ta İstiklaline kavuşuyor.

Ancak batılılar eliyle bazı toprakları Kenya ve Etiyopya’ya veriliyor.

Soğuk Savaş dönemi boyunca Etiyopya ile mücadele ediyor.
Etiyopya savaşı ülkeyi felaketin eşiğine getirince Fransız, İtalyan ve Amerikan istihbaratı etnik ve ideolojik ayrılıkları kışkırtarak  iç savaşın zemin oluşturuluyor. 1990’da General Said Barre’nin Çok partili sisteme geçişi ve Müslümanların iktidara aday bir güç olarak ortaya çıkması rejimin baskısını artırıyor ve Aralık 1990’da halk ayaklanması ile Barre yönetimi devriliyor.

General barre yönetimi ABD’nin mutemediyde. BU sırada çok ulusul 5 ABD şirketi Somali topraklarının 2/3(ündeki petrol ve doğalgaz arama imtiyazını almışlar ve çok zengin yataklar bulmuşlardır.

Ocak 1991’de bir darbe ile yönetim değişir ve iç savaş başlar..Yeni yönetime glen General Farah Aidid, ABD yanlısı olmaması sebebiyle bir anda petrol menfaatleri ve stratejik menfaatler tehlikeye girer. Böylece Sovyetlerin çekilmesi ile tek kutuplu kalan dünyada, askeri müdahale için BM’nin ikna edilmesi gerekmektedir. Petrol şirketleri – her zamanki özel yöntemleriyle BM’i ikna ederler. Başkan Bush’un ta Teksaslı eski bir petrolcü olması işleri kolaylaştırır. Ve BM’den müdahale kararı çıkartılır.

Somali’de yapılma istenen petrol menfaatlerini denetim altına almak, ABD’yanlısı bir yönetim oluşturmak, ve o yenitimle çeşitla anlaşmalar yapmak suretiyle sistemlerini tehdit eden her harekete karşı bir üs olarak kullanmaktır.

BM Kararıyla Somali’ye çıkarılan askerler BM askerleri olarak çıkarılmıyor. ABD Hegemonyasında bir çok uluslu güç olarak çıkarılıyor. 30 bin askerin 25 bini Amerikalı.Kalana AB ve bazı İslam ülkelerinden.

Müttüefik Müslüman askerler oyunun kuklalalarnı.Çünkü müdahale tamamen batı çıkarlaına yönelik. Müdahale öncesi keşifler Pakistan askerlerine yaptırılıyor. Onda sonra ABD askerleri Tv kameraları önünde görkemli bir törenle Somali’ye giriyorlar. Topraklarının işgal edildiğini gören Somali’ liler direnişe başlıyorlar.Çok uluslu güç zor durumda kalıyor…………

Darboğaza girildiği bir ortamda ABD’nin yapması gereken iş nedir? Darboğazın faturasını bir başkasına yüklemektir.

İşin ilginci fatura Müslümanlara yüklenmeye çalışılıyor. ABD askerlerinin sayısı hızla azaltılıyor. Yönetim BM gücüne devrediliyor. Ve başına bir Türk General oturtuluyor. Çoğu uluslar arası müdahalelerde ABD Generalleri Başrolde bulunurken Somali’de garip bir şekilde başaltı’na iniyor. Sebebi açık. 1987’de Türkiye oradaki aç insanlara Kızılay aracılığı ile yardım etmiştir. Somali’nin Türkiye’ye sevgisi büyük.

Somali’deki açlığın sebebine indiğimizde yine Batılılar var.  Çünkü Afrika’nın tüm zenginlikleri tam coğrafi keşiflerden beri sömürülmüştür. Hala sömürülmektedir.

Kabileleri birbirine dürmek suretiyle Afrika’nın zenginlik kaynaklarını sömürmüşlerdir.

Balta girmemiş orman diğer tabii kaynaklar talan edilmiş ve şimdi yiyeceğini ve suyunu bulmayan  qokçok Afrikalı açlığın pençesinde kıvranıyor. Geçmişte Batı’lılıar Afrika’ya dişlerini göstererek, zorbalıkla girmişler. Şimdi de medyayı arkalarına alarak ve pek çok İslâm ülkesini de peşlerine takmak suretiyle ellerinde ekmekle Somali’ye giriyorlar.

ABD’nin ilk askeri sözcüsü PECK, “Öldürdüğümüz ya da yaraladığımız Somali’lilerin sayısını bilmiyoruz. Aslınad bunları saymıyoruz da. Ateş ettiğimizde geri dönüp

Kaçı öldü ya da yaralandı totrol da etmiyoruz” diyor.   SERGİYE CÜMLE

Sait Açba Doç,Dr. Zaman 3 eyülül 1993.s.2

KEŞİF DİYE SÖMÜRGECİLİK:

Batılı adamın keşfetmek gibi bir merakı vardır. Keşfettiği zaman mutlaka öldürür. Yıkar, katleder. Sömürür. Batılı adamın keşif dişye çıktığı her yolculuk, tarihin şahit olduğu en büyük katliamlarla, yıkımlarla, sömürgecilikle sonuçlanmıştır. Kristof Kolomb, Vasko Dö Gama bu tür keşiflerin en çok bilinen kahramanlarıdır.

SERGİ’ye

Vasko dö Gaüma 2.Hindistan seferine savaşmak üzere çıkar. Hindistan yolu üzerinde ilk olarak Doğu Afrika kıyılarında Kilvah Limanına asker çıkarır. Hükümdarı Portekiz’e tabi kılar. Battilika’ya vardığında ise kralı, Türkleri ticarnetten men etmeye zorlar. Yapılan anlaşmada Türk gemilerinin limanlara yaklaştırılması ve her sene Portekiz’e 100 yük pirinç verilmesi şartı da bulunur.

174.Vahşi Batı.

VASKO’nun katliam merakı:

Vasko dö Gama’ya Kalküta kralı Zamorin 20 bir Karüzodos para gönedri. Tazminat diye. Müslüman tüccarlar tarafından tahrip edilen  Portekiz ticaret depolarının tazmini için.

Gama savaş düzeni almasın diye 20 bir Pardooos daha gönderir. Vasko Dö Gama şehri yine de topa tutar. Limandaki tüm gemiler batırılır. Şehir baştan sona yıkılır ve yanar.Sivil halktan yüzler kişi hayatını kaybeder.

Dö Gama adam öldürmeye, adamları ad yağmaya girişir.

Şehir tamamen teslim olmuştur. Bir gün sonra olaydan tamamen habersiz iki büyük gemi ve 24 küçük gemiden oluşan bir Hint ticaret filosu Koromendel’den yüklü olarak Kalküta’ya gelmekte olduğu haberi gelir.DÖ Gama saldırı emri verir. Kısa sürede gemiler ele geçirilir. 800 tayfa Dö Gama’nın emriyle merhametsizce Limanda katledilir.  Gam çılgına dönmüştür. İntikam hırsı ve zafer sarhoşluğu öylesine korkunçtur ki, halkı korkutmak ve sindirmek için ticaret gemilerinden ele geçirilen 800 tayfa önce kesilerek öldürülmüş, daha sonra elleri ve kulakları kesilmiş, cesetleri parçalanarak bir gemi ile ve bir mektupla birlikte Portekizlilerin hediyesi olarak Kalküta kralına armağan olarak gönderilmiştir.

Vasko Dö Gama bu seferden 10 gemi dolusu ganimetle dönmüştür. (Abdurrahman Dilipak Coğrafi Keşiflerin iç yüzü.s.39 Çekirdek yayınları ist. 1984)

Kaşif mi Sömürgeci mi? 177’deki fotoğrafı tarat,.

Filipin adalarındaki Müslüman halkı yok ettiler….

Macellan’ın okyanustaki son durağı Filipinlerdir. Mart 1521’de ulaşır. Portekizli kaptanın amacı yeni hazineler bulmak, sömürgelerinin sınırlarını genişletmek ve dinini yaymaktır.  Her keşif kolunun arkasından Hristiyan misyonerler, askerler ve hazine avcıları sökün ederler..Macellanı da yine bu guruplar izlediler. 178

Macellan Filip adalarına ulaştığında burada iki İslâm krallığı bulunmaktaydı.. Macellanın da ilk yaptığı tıpkı ırkdaşları gibi gemiden iner inmez yerli halkı kılıçdan geçirmek olmuştur. Macellan’ın Moro bölgesine gelişi ile Müslümanlara karşı sindirme.yıldırma yok etme hareketleri başladı. Eğer Macellan elli yıl sonra gelse idi Moor ülkesinden başka tüm bölge Müslüman olacaktı. Sömürgecilik Asya’da bu kadar yayılmayacaktı. Macellan bir akımın öncülüğünü yapar. Onun peşinden rahipler ve tüccarlar gelir. Onu haç ve silah izler. İslamlaşma hareketi onların önündeki en büyük engeldir. Bu haraketi zorla önleme yolunae giderler. Macellan’ın Manila’ya geldiğinde bu tophraklar Müslmüman iki krallığa aittir.Asıl yıkım Macellan’danz  sonra başlar. 1565’te ikinci ticaret gurubu gelir. Bundan sonra Müslümanlarla Hıristiylanlar arasında kanlı savaşlar başlyar. Bir üsre sonra ada tamamen Hıristiylanlaşmışbir sömürge ülkesi haline gelmiştir.

Balbao, Hernando Cortez, Henry Hudson. James Cook, David Livingstone, Robert Peary, Boald Amundsen, Robert Scott ve daha niceleri hep aynı niyetlerle keşfe çıkan batılı adamlardır. Yolculuğun temel felsefesi hiç değişmedi : KEŞFETMEK, HAKİM OLMAK, SÖMÜRMEK.  179 Fotoğraf bilgileri destekliyor. James Cook.. Yeni topraklar yeni zenginlikler demek.

1492. Güneşin battığı ülke.…

“Geliyorlar ötelerden

Başıma garip belalar geldi ama

Yine de benimdir bu koskoca ülke”.

                              Bir Kızılderili şiiri.185

186’da bir Kızılderili fotoğrafı..

Kristof Kolomb keşif yolculuğuna çıkarken arkasında başka kıtaların madenlerinin İspanyaya akıtılması için çaba harcayan zengin armatörlerin, siyasal otoritenin ve İspanya mutlak monarşisinin deszteği vardı.

Merhaba Zenginlik, Merhaba ölüm

Kolomb ve adamları uzaktan gördükleri kara parçasının adını koymuşlardı. San Salvador.

Peki Kolomb ne istiyordu?

Kolomb Tanrıya çok bağlıydı! Ama altına daha çok bağlıydı. Adamlarıyla birlikte Hispaniola adasında dört bir yana Haç dikti. Aynı zamanda sayısız dar ağaçları da kurdu.

Fotoğraflar.. 188-189  Yerliler, İspanyolların acımasız darbeleri altında can verdiler.

1503’den başlayarak Portekiz vahşileri Brezilya topraklarına aktılar.

1553’te Fransız vahşileri Kanada kıyılarını işgal ettiler.

Aynı yıllarda İngilizler de bugünkü ABD topraklarını bulunduğu bölgeye çıkartma yaptılar.

1641’de Hollandakı Kieft iki köyün herkes uykudayken kışımdan geçirilmesi emrin verdi. Hollandalı askerler kadınları, erkekleri ve çocukları süngülediler. Gövdelerini paramparça ettiler. Sonra da köyleri ateşe verdiler. (Hovard Zinn –Manning Marable Fatihler Yargılanıyor. Tüm Zamanlar Yayıncılık İstanbul 1992. S.36

1492’de yeryüzü cenneti olan Hispaniola adası insanların yok edilmesi siyaseti Colomb tarafından başlatılmıştır. 300 bin olan ada nüfusunun üçte biri 1494-1496 yılları arasında öldürülmüştür.  1548’de İspanyol Oviedo adada yaşayan Kızılderili sayısının 500’ün altında olduğunu belirtiyor.

Amerikan Yerlileri:

Amerika’nın yerli halkı, beyaz insanların bir avuç altın yüzünden niçin birbirlerini gırtlağına sarıldıklarına akıl erdiremiyorlardı. Onlara araba tekerleği büyüklüğünde altın halkalar, altın süs eşyaları, altından yapılmış insan hayvan heykelcikleri hediye edip geldikleri yere dönemleri için boşuna ricada bulunmuşlardı.

Kısa bir süre sonra yerli halkın, beyaz insanların çiftliklerinde çalışanlar hariç hepsi yok edilmişti.

s.191 Minyatür benzeri renkli resim.

Resim. s.192 Yerliler yaklaşan gemiye korkuyla bakıyor.

1492’den 1551 yılına kadar İnka ve Aztek imparatorluklarının yıkılmasından sonra bütün bir uygarlık İspanyollar tarafından yok edildi.

Kızılderililerin çoğu yok edildi. Kalanlar ise işgalcilerin topraklarında zorla çalıştırılmaya mecbur edildi.

Bartolome de Las Casas “Hint adaları Halkının Yok Edilmesi” adlı eserinde askerlerin spor olsun diye yerlileri bıçakladıklarını, Kızılderili çocuklarını başlarını kayalara çarptıklarını, çocukların köpeklere yedirildiğini yazar.(Hovard Zinn 67 )

Las Cazas Küba’da annelerin aşırı çalıştırılmasından sütleri kesildiği için 7000 bebeğin öldüğünü yazar. Küba’da uygar (!) Avrupa’nın askerlerine karşı koyan yerlilerin ya başları kesilmiş, ya da kazıklara bağlanıp diri iri yakılmışlardır. 193.

Tanrı Cortes

İspanyol Hernando Cortes 1519’da Orta Amerika’ya silahlı birlikler çıkardı. Batının sitemli yağmalama hareketi bu çıkarmayla başladı.

Azteklerin inançlarına göre o sıralarda gelmesi beklenen bir Tanrı’nın yolunu gözlerken karşılarında Cortes’i bulunca bekledikleri Tanrı sandıkları Cortes7i büyük törenlerle karşıladılar.

Kral Montezuma Cortes’in ayağına kadar gelerek onu sarayına davet etti. Cortes ve askerlerine her türlü ikramda bulundu. Saraydaki tören sırasında Cortes İmparator Montezuma’yı esir aldı. Cortes’in askerleri saraya ve şehre dağılarak büyük bir katliama giriştiler. her şeyi yağmaladılar. Günlerce süren yağma onsunda Aztek uygurlmığına ait tüm değerler tahrip edilmiş, para edecek ne varsa, imparatorluk hazinesi, altından yapılmış mabetlerdeki dini simgeler  ve kıymetli taşlar gemilere yüklenerek götürüldü.193

195’teki fotoğraf.. Cortes Tanrı gbi karşılandı.. Canavar gibi ayrıldı. ————–

Syafa 195’te kaldık.. Önce oku çiz..