Küreyi Yönetme Sanatı
24 Temmuz 2019
Neden Ortadoğu, Neden Çin?
24 Temmuz 2019

Yeni İktidar Biçimleri Arayışları

Tarih: 22.5.2019

Her ülke ve toplum için standart bir iktidar türünden söz etmenin olanaksızlığı ortadadır. Özellikle, ideolojilerin “yaratıcılık”larını ve üreticiliklerini yitirdiği 1970´li yıllardan

Dünyanın ekonomik, siyasal, dinsel ve kültürel olarak içine girdiği sarmal, “yeni iktidar biçimleri arayışları” olarak nitelendirilmeyi hak ediyor. Yeni iktidar biçimleri arayışları, aynı zamanda yeni iktidarsızlaştırma türlerinin keşiflerini de içermesi bakımından çok zengin çatışma, ayrışma ve ittifaklar silsilesi üretmektedir.

“İktidar” kavramı özellikle Amerikan ve Fransız ihtilallerinden sonra hem boyutlanmış hem daha demokratik ve halkçı bir çizgi oluşturma çabalarını ön plana çıkarmıştır. Fakat her iktidar ve iktidar arayışı bir nevi tanrılaşma eğilimini de (doğası gereği) içermesi nedeniyle uzun süreli ve kalıcı iktidar türlerine karşı kitlesel ve kısmi kitlesel isyanlar görülmektedir.

Her ülke ve toplum için standart bir iktidar türünden söz etmenin olanaksızlığı ortadadır. Özellikle, ideolojilerin “yaratıcılık”larını ve üreticiliklerini yitirdiği 1970´li yıllardan itibaren her türden iktidarlar, ciddi bir atomizasyon ve yeniden boyutlanma yolu ile klâsik tanımını ve kapsayıcılığını da yitirmeye başlamıştır.

Ülkeden ülkeye yoğunluğu değişen bu iktidarların seyrelmesi ve biçim değiştirmesi, yeni dünya düzenini daha doğru bir terimle yeni dünya düzensizleşmesini oluşturmuştur. Bu niteleme de Neoliberalizmin tıkanması ve Neoliberalizmin evrenin en diktacı ideolojisine dönüşmesi ile son bulmaktadır.

Başta Afrika olmak üzere İslami Asya, Ortadoğu ve Uzak Doğu´daki demografik, etnik ve dinsel hareketlilikler, yeniden yaşanan kitlesel göçler, yeni iktidar biçimleri arayışları olarak değerlendirilmelidir. İktidar değişimleri sonucu ülkelerini terk eden kitlelerin adaletten, can ve mal güvenliğinden, özgürlüklerin devamından emin olamaması sonucu “iktidar reddi” olarak nitelendirilebilecek kaçışlar, günümüzün siyasal karakterini ortaya koymaktadır.

“Refah sağlayıcı havzalar” olarak kabul edilen oldukça geniş coğrafyalardan kaçış ve mülteci akınları, geniş yerel ve küresel trajediler serisini oluşturmaktadır.

“İktidar” olgusunun giderek reddedildiği ve isyan edildiği zamanlardaki fakir ve kaba haline evrilmesi olgusu, demokrasinin anlam ve içerik kaybı ile birleşince; küresel adalet, güvenlik ve özgürlük arayışları artan oranda gerilimler yaratmaktadır.